arşiv

0, 2016 için arşiv

Gebelike Tehlikeden Kaçınmak

Cumartesi, 26 Mar 2016 yorum yok

Nedeniyle  yorgunluk gibi sorunlardan kurtulmak için meydana hormonal değişiklikler, bulantı, pratik çözümlere hamilelik sırasında kullanılabilir. Bulantı sıklıkla nedeniyle uyarana oluşur. (Böylece Kötü koku ve.) Bu gibi durumlarda, en pratik çözüm uyaranın alanından uzaklaşmaya olduğunu. Ağır sırt ve bel süre için, bizim yazılı daha sonra bahsedeceğim, biz gebelik egzersiz önerebilir. Gebelikte Sırt ve Sırt Ağrısı sırt ağrısı ana nedeni gebelik artışı vücut yükü sırasında oluşur. Bu acı kurtulmak mümkün spor aktiviteleri günlük uygulama hakkında endişelenmenize gerek yok. Ancak, hamile kadınların doktorlar bu egzersiz yaparken bir dezavantajı varsa danışmak gereklidir. Özellikle, gebeliğin üçüncü ayından sonra bu egzersiz sizin için çok yararlı olacaktır yapmak. Eğer herhangi bir spor yapmanızı engellemek risk faktörleri varsa  doktorunuza danışabilirsiniz. Bayanlar aşağıdaki gibidir ise Hamilelik yapabilirsiniz egzersizleri. Gebelikte Yüzme: Gebelik çok kullanışlı bir spor yüzme olduğunu. Hamileler için yüzme spor sırt ağrısı azaltır. Ancak, spor yüzme bayanlar dikkat etmeleri gerekmektedir konular mevcuttur. Denizde Hamile kadın yüzme daha sağlıklı. Termal havuzlar, aşırı soğuk veya aşırı sıcak su, jakuziler, çok hamile bayanlar için tavsiye edilmez. Kadın bu dönemde krampları sırasında maruz kalma riski yüksek olduğundan Dahası, bu sığ suda yüzme önerilir. Yüzme çok yorucu olması da önemli olmakla birlikte, yarım saat süre ile bölümlerinde 3-4 gün, bir hafta havuzu. Gebelikte Yürüyüş: Haftada tempolu yürüyüş orta 20-30 dakika yararına üç kez gebelik sırasında çok yüksek. Yürüyüş hareketleri hamile kadınlara ısınmaya tavsiye edilir önce. Sen yürüme sırasında rahat bir spor ayakkabı seçmelisiniz. Hamile kadınlar dik yürüyen omuz boyun olmalıdır bükme,  yürüyüş sırasında öne doğru bakmalı olmalıdır. Yapılan gebeliğin üçüncü ayından itibaren bu yürüyüş sırt ağrısı için iyidir. Ayrıca, o spora kolaydır çünkü gebe kadınlarda seçim bir sürü. Gebelik Yoga ve Pilates: geri hamile kadın ve pilates spor ve için güvenli değil için, sırt ağrısı, uyku sorunları ile çok sorunlar için iyi olması tavsiye edilir. Ancak, doğrudan sizin için, bu sporu kontrol yapmak için hiçbir nedeni ile pilates ve uzman kişiler hakkında bilgi vererek, biz merkezleri bu spora başvuruyorsunuz. Gebelik sırasında evde, ve ne internetten öğrendim de bu sporu yapmak için denemek için.

Categories: Genel, tanıtım Tags:

Hz. Süleyman mühürlü taşlar yakalandı

Cumartesi, 26 Mar 2016 yorum yok

Edirne’de tarihi eser kaçakçılığı operasyonunda, üzerinde Hazreti Süleyman’ın mührünün bulunduğu ocak taşları bulundu.

Alınan bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren polis ve jandarma ekipleri, Yeni Sanayi Sitesi’nde, tarihi eser kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla İ.P. ve R.P’nin işlettiği iki iş yerine operasyon düzenledi.

Aramada, üzerinde Hz. Süleyman mührünün bulunduğu mermerden yapılmış 2 ocak taşı ele geçirildi. El konulan eserler, Edirne Müze Müdürlüğüne teslim edildi.

Hakkında “tarihi eser kaçakçılığı” suçundan işlem yapılan iki şüpheli, ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Hakan Mehmet Şahin – AA

Kocaeli nin Fatihi ve Tarihi için 210 tebliğ sunulacak

Cumartesi, 26 Mar 2016 yorum yok

Kocaeli’ni fetheden ve ilk valisi olan Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa anısına düzenlenen uluslararası sempozyum başladı.Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesince organize edilen “Uluslararası Gazi Süleyman Paşa ve Kocaeli Tarihi” konulu sempozyumun açılış töreni, Başiskele ilçesinde bir otelde yapıldı. Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, törende yaptığı konuşmada, kültür ve medeniyetlerin kaynak teşkil eden en önemli temel unsurlarının şehirler olduğunu söyledi.

Şehirlere şekil verenlerin de dünya tarihi içerisinde çeşitli dönemlerde, şartlarda ve iklimlerde ortaya çıkan kahramanlar, öncüler olduğunu belirten Turan, “İzmit ve Kocaeli, iki medeniyet içerisinde bulunmuş ve öncü olmayı hak etmiş bir şehirdir. İzmit, Bizansın ilk önemli şehrinden birisi olmuştur.” diye konuştu.

Osmanlı padişahı Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa’nın çok iyi eğitim gördüğünü ve doğuştan gelen yeteneklerinin olduğunu anlatan Turan, “İzmit’i fetheden o, ilk Rumeli’ye geçen o. Selanik’te, Bizans ordusunun yardımına koştu ve sayısız fetihler yaptı. İlk Kocaeli valisi oldu. Kocaeli’ye ve İzmit’e yaraşır bir şekilde tarihi bir öncü ve tarihi bir şahsiyet.” ifadelerini kullandı.Türkiye’nin ikinci büyük ekonomiye sahip şehri olan İzmit’in sadece bu yönüyle değil, hem yönetimiyle hem imar faaliyetleriyle hem de üniversitesiyle geçmişte olduğu gibi büyük bir kent olma halini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü belirten Prof. Turan, gaziler, şehitler yurdunu anarken bugünkü gazilerimizi, şehitlerimizi de hayırla ve rahmetle yad ettiklerini sözlerine ekledi.

Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu ise Gazi Süleyman Paşa ve benzer sempozyumların sayısı ve benzerlerinin çoğaltılması, her bir köşesi kendi tarihimiz ve dünya tarihi açısından çok önemli birikimler ve zenginlikler sunan ülkemizin her bir ilinde örnek alınması ve yapılması gerektiğini vurguladı.Tarihin bir milletin ortak değerleri olduğunu ifade eden Güzeloğlu, “Tarih, milletin fertlerinin aidiyet hissini güçlendiren ve geliştiren, ortak değerleriyle geleceğe yürüyüşünü belirleyen bir değerler manzumesidir. Tarih, yaşanmışlar üzerinden alınacak dersleri buna bağlı olarak sonuçları ve gelecek yürüyüşümüze değer katacak yaklaşımları da içerir.” diye konuştu.Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu da tarihini bilmeyen toplumların geleceklerini inşa edemeyeceklerini dile getirerek, “O yüzden tarihimizi sağlam kaynaklardan çok güzel bir şekilde öğrenerek, geleceğimize yön vermemiz gerekiyor.” dedi.

– 250 akademisyen 210 tebliğ sunacak

Konuşmaların ardından başkanlığını Sakarya Üniversitesinden Prof. Dr. Azmi Özcan’ın üstlendiği sempozyumun ilk oturumda İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinden Prof. Dr. Feridun Emecen, İpek Üniversitesinden Prof. Dr. Rhoads Murphey ve Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Erhan Afyoncu “Gazi Süleyman Paşa ve Osmanlı Tarihindeki Yeri” konularında birer sunum yaptı. Daha sonra Karaosmanoğlu, sempozyuma katkı sağlayanlara ve panelistlere birer plaket verdi.Sempozyuma AK Parti Kocaeli milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu ve Zeki Aygün, Okçular Vakfı Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Porf. Dr. Sadettin Hülagü, çok sayıda tarihçi ve akademisyen ile ilgililer katıldı.

Öte yandan sempozyum boyunca Osmanlı okçularına ait önemli ritüellerin anlatılacağı ok yapım standını gezecek vatandaşlara ok yapımının incelikleri anlatılacak. Ayrıca Başbakanlık Osmanlı Arşivi tarafından hazırlanan “Osmanlı Kuruluş Dönemi Belgeleri” ile “Süleyman Paşa Camisinin (Orhan Camisi) Serüveni” konulu sergiler gezilebilecek.

Sempozyum 27 Mart’ta sona erecek ve 80 üniversite ile 19 ülkeden 250 akademisyen tarafından sunulacak 210 tebliğ, “Gazi Süleyman Paşa ve Kocaeli Tarihi” adıyla kitaplaştırılacak.Metin Girgin, Şahin Oktay / AA

Claude Monet kimdir?

Cumartesi, 26 Mar 2016 yorum yok

Tam Adı: Claude Oscar MonetDoğumu: 14 Kasım 1840, ParisÖlümü: 5 Aralık 1926, GivernyClaude Monet, bir Cumartesi günü Paris’te bir aktarın ilk oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz beş yaşındayken, ailesiyle birlikte Le Havre’e göçmek zorunda kaldılar. Monet, çocukluğuna dair hislerini şu şekilde açıklıyor:”Disiplin altına alınamaz birisi olarak dünyaya gelmişim. En küçük yaşlarımda bile kimse beni kurallara uyma konusunda ikna edemedi. Okul bana bir hapisane gibi geliyordu, dört saat için bile olsa dışarıda güneş parlarken, deniz bu kadar güzelken, açık havada koşup oynamak varken orada olmayı içime sindiremiyordum. On beş yaşına geldiğimde bütün Le Havre tarafından bir karikatürist olarak tanınıyordum. Herkes bana para ile portrelerini yaptırmaya başlamıştı.”

Henüz on beş yaşındayken karikatürler çiziyor ve Le Havre’daki bir kitapçının vitrininde karikatürleri sergileniyordu. Bu resimleri ilgi çekici bulan manzara ressamı Eugène Boudin, delikanlıyı yanına aldı ve ona açık havada resim yapma zevkini aşıladı.Claude Monet, 1859’da resim öğrenimi için Paris’e gitti. Günlerini sergilerde ve atölyelerde geçirerek çok şey öğrendi. Resmi Akademi Kurslarına devam etmeyen sanatçı, zaman zaman Charles Jacque’in atölyesine ve serbest İsviçre Akademisi’ne giderek kendi çalışmalarını ilerletti. İsviçre Akademisi’nde Pissarro ile tanıştı. Delacroix’in eserlerini tanıması, genç sanatçının kültürel bilgisini ve sanat tecrübelerini okul öğrenimden daha çok zenginleştirdi.1860’ın sonlarına doğru askerliğe çağırılan Monet, askerlik görevini yapmak için Cezayir’e gitti. Burada da resim çalışmalarına devam etti. Bir süre sonra kansızlık nedeniyle hastalanınca, 1862 yılında Le Havre’e döndü.Paris’e dönünce Gleyre’nin atölyesine girdi. Orada Renoir, Bazille ve Sisley ile tüm hayatı boyunca sürecek bir dostluğun temellerini attı. Sanatçının bu dönemde karşılaştığı en önemli olaylar 1863 yılında bir sergide tanıdığı Manet’nin resim sanatını tanıması ve ertesi yıl Gleyre atölyesinin kapanmasından sonra Courbet ile karşılaşmasıdır.Gleyre’nin atölyesinden ayrılan ressamlar, eski formülleri bırakmak zorunda kaldılar. Paletlerine açık renkleri aldılar ve direkt olarak doğadan esinlenerek resim yapmaya başladılar. Bazen Fontainebleau Ormanı’nda, bazen Seine Nehri kıyısında veya Normandiya’da çalışan ressam, zor ve yoksul yıllar geçiriyordu. Hayatını resimden kazanmaya karar verdiği halde ciddi bir resim öğrenimi yapmadığı kanaatinde olan ailesinden hiçbir teşvik görmeyen sanatçıya gelen tek yardım Courbet ve Bazille gibi ressam arkadaşlarının maddi ve manevi destekleriydi.1866 yılında yıllık Resmi Resim Sergisinde teşhir ettiği Camille Doncieux’nün figürleriyle büyük bir başarı kazanan ressama ailesi, para problemlerini halletmesi için yardım etmeye başladı. Ancak bu yardım kısa sürdü. Oğullarının model Camille ile yaşadığını öğrenen aile, Monet’ye yaptığı mali yardımı kesti ve ondan kadını bırakmasını istediler. Bu sırada Monet ve Camille’in oğullarıJean, Paris’te dünyaya gelmişti.

Claude Monet, özellikle oğlunun doğumundan sonra güç bir yaşam geçirmeye başladı. Bir serseri gibi Paris’le Normandiya arasında gidip geliyor, koleksiyoncu ve yorumcuların dikkatini çekmeye çalışıyordu. Fakat yine de resim yapmaktan, olağanüstü eserler meydana getirmekten geri kalmıyordu. Bu arada 1870 yılında Camille ile evlendi. Resmi sergiye yolladığı resimlerin çoğu reddedilmekle birlikte, sanatı bu devirde gelişti. Figür üzerinde çalışmayı bırakarak Bougival’in, ve özellikle Argenteuil’ün ışıklı peyzajlarını çizdi.1870 yılında Fransa-Prusya Savaşı’ndan kaçmak için Londra’ya gitti. Orada J.M.W. Turner’la John Constable’ın eserlerini gördü. Pissarro ve Sisley ile buluştu. Kendilerinden yaşlı bir ressam olan Daubigny, onları sonradan satıcıları olan Durand-Ruel ile tanıştırdı. Sanatçı, Belçika’ya yaptığı başarılı bir geziden sonra 1871 yılı sonlarında Paris’e döndü ve Seine Nehri üzerinde Argenteuil’de küçük bir ev kiraladı.Ekonomik durumunu biraz düzelen Monet, burada önemli eserler yarattı. Onun ve arkadaşlarının sanat araştırmalarının değerine inanan tek kişi Durand-Ruel, Monet’ye yardım etti. Gleyre atölyesiyle İsviçre Akademisi’nin eski öğrencileri “Ressam, Heykeltraş ve Gravürcüler Anonim Şirketi” halinde birleşmeyi, ayrıca Resmi Sergi’de resimleri kabul edilmediği ve Durand-Ruel de resimlerine alıcı bulamadığı için ayrı bir sergi düzenlemeyi kararlaştırdılar. Sanatçı, “İzlenimciler”in 1874 yılındaki bu ilk sergisine “İzlenim: Gündoğumu” adlı eserini yolladı.Bu sergiler 1874, 1876, 1877, 1879, 1880, 1881, 1882, 1886 yıllarında tekrarlandı.

Monet bazı nedenlerden ötürü bu sergilerin beşinci, altıncı ve sekizincisine katılmadı.1878 yılı başlarında Monet, Argenteuil’den ayrılarak Vétheuil’e gitti. Zayıf ve hasta karısı Camille’in sıhhati, ikinci çocuklarıMichel’in doğumundan sonra daha da fenalaştı ve genç kadın, 1879 Eylül’ünde hayata gözlerini kapadı.

Karısını kaybeden ressam, kendini tamamiyle resme verdi. Poissy, Varengeville, Dieppe, Pourville, Etretat’da yeni izlenimler aradı ve daha sonra Giverny’ye yerleşti. Buradan sık sık tek başına veya Renoir’la birlikte güneye gitti. Akdeniz kıyılarında resim yaptı. Resim meraklılarıyla satıcıları uzun zaman devrimci sayılan bu resim anlayışıyla ilgilenmeye başladılar.1888’de Antibes’de birçok manzara resmi yaptı ve günün değişik saatlerinde gözlemlenen aynı motif dizilerine başladı. Rouen Katedrali cephesinin çeşitli ışıklar altında kırk kez resmini yaptı (1892).Bu arada sanatçının ekonomik durumu iyiye yönelmeye başladı. Sergilerde önemli yorum ve satış başarıları kazandı ve nihayet 1890 yılında Giverny’deki evi satın alabildi; iki yıl sonra Madam Hoschedé ile evlendi.Monet, Giverny’de kocaman bir bahçe ve Japon köprüsü inşa etti. Doğu’yu keşfeden ve kendi bilgisine uyarlayan her modernist gibi Japon sanatına olan ilgisini “Japonka” resmiyle ifşa etti.Sanatçının bu yıllarda daha az seyahat ettiği görülür: Normandiya’ya kısa geziler, 1895’de Norveç’e bir gezi, Londra’ya birkaç seyahat yaptı (1899, 1900, 1901, 1904), Velazquez’leri görmek için Madrit’e gitti; 1908, 1909 yıllarında Venedik’e kısa ziyaretler yaptı.Son yıllarda gözleri bozulan ressam, yılmadan çalışmasına devam etti. Onun bu sanat aşkına gözlerinin hastalığı bile engel olamadı. Giverny’deki bahçesinin beyaz nilüferleri karşısında deneylerini en ileri noktaya götüren çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar onun, bazı soyut ressamlarca, öncü sayılmasına yol açtı. 1923’de devlete armağan ettiği “Su Zambakları” tablosu Tuilleries Sarayı’nın Orangeries bölümünde yer aldı. Son günlerinde bile tuvalleri üzerinde çalışan bu büyük Fransız ressamı, 5 Aralık 1926’da Giverny’deki evinde hayata gözlerini yumdu.

Su Zambakları tablosu

Categories: Genel Tags: , ,

Topkapı Sarayı sasdece saray değil

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, “Bir Müstakil Dünya Topkapı Sarayı” kitabı ile okurlarının karşısına çıktı.

Şimşirgil, eserinde 624 yıllık Osmanlı Devletinin 4 asrına taht merkezi olarak şahit olan mekanın sırlarını yazdı. Osmanlı’nın bu kadim idare merkezini “Topkapı Sarayı bir idare merkezi olmanın yanı sıra, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderûn mektebini ve sanatçı yoğuran Ehl-i hirefi bünyesinde barındıran bir saray manzumesidir ki dünyada eşi benzeri yoktur” diyen özetleyen Prof Dr. Ahmet Şimşirgil, şunları anlattı: “Topkapı Sarayı’nın Haliç’e, Marmara’ya, İstanbul Boğazına kısaca Asya’ya ve Avrupa’ya hâkim konumuna baktığımızda Osmanlı sultanlarının nasıl çevreci olduklarını görüyoruz. Fatih’e ‘Dünya’da bir din, bir devlet olmalı, İstanbul’da başkent olmalı’ sözünü söyleten sebebin Topkapı Sarayı olduğunu anlıyorsunuz. Topkapı Sarayı Fatih tarafından kuruldu ise de 4 asır boyunca muhtelif sultanlar değişik ilaveler yaptılar. Normalde yamalı bohça gibi olması gerekirken sanki bir dönemde ve tek bir mimar elinden çıkmış gibi pürüzsüz duruyor. Bu da Osmanlı’da mimarinin ne kadar geliştiğini gösteriyor.

KUTU GİBİ ODALAROsmanlının gücünü düşününce haşmetli bir saray bekliyorsunuz lakin Topkapı sadeliği ve tevazuu ile öne çıkıyor. Topkapı içinde bulunan mescitlere ve kütüphanelere bakınca buranın devletin idare merkezinden ziyade insanların ilim irfan edindiği bir mektep hüviyeti taşıdığını düşünüyorsunuz. Küçücük dört duvarın Padişahın odası olduğunu öğrenince hayret etmemek imkânsız. Bu da bize padişahların ne kadar alçak gönüllü olduğunu gösteriyor. Lakin cami, medrese, han ve çeşme gibi millete yönelik eserlerde haşmeti, fehameti, cesameti görüyorsunuz. Bu kitabı hazırlarken sarayın fonksiyonları üzerinde çok durduk. Mesela Kubbealtı Osmanlı Sultanlarının 400 yıl boyunca hükümdarlara taç giydirdiği, istediğini tahttan indirip istediğini çıkardığı bir makam, ki Beyaz Saray bile henüz o seviyeye gelmedi daha. İncelediğimizde padişahın divana eşlik etmediğini devlet adamlarının kararları aralarında tartışarak ve hür iradeleri ile aldıklarını, sultanın sadece onay verdiğini ya da yeniden tartışılsın diye geri gönderdiğini görüyoruz.

SARAY MEKTEBİ ENDERUNÜçüncü avludaki Enderun mektebi muazzam bir sistem. Avrupa’dan Balkanlar’dan toplanan gençler zekâ testlerinden geçirilip seçiliyor ve en kabiliyetlileri devlet idaresinde kullanılmak üzere yetiştiriliyor. Kendi köyünde kasabasında kalsa çobanlık yapacak çocuklar, şehzadelerle birlikte okuyor ve devlet erkanı oluyor. Harem, saraydan bağımsız olan, ancak izinle girilip çıkabilen bir yer. En kısa tarifi ile padişahın evi. Burada sayıları 200 – 400 arasında değişen cariyeler bulunuyor. Bunlar hem padişah hanımlarının, kızlarının ve validelerinin hizmetlerini görüyor, hem de aynı Enderun mektebindeki gibi ilim irfan ve sanat öğreniyorlar. Enderun mektebinden yetişip vazife alan devlet memurları bu kızlarla evlendiriliyor. Gittikleri yere medeniyet götürüyorlar. Saraydan çıkma hanımlar şefkatleri, zarafetleri ve yüksek estetik anlayışları ile numune oluyorlar halka.

PEYGAMBERİMİZİN HATIRALARI

Enderun mektebinin Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (sav) ait eşyaların sergilendiği bir nokta olması hasebiyle özel bir yeri var Osmanlıda. Ramazan ayında padişahlar kutsal emanetler dairesinde bizzat temizlik yapıyor, bu odanın tozları dahi hususi kuyulara bırakılıyor. 7/24 devam eden Kuran-ı Kerim tilavetine padişahlar da iştirak ediyor. Bu hürmet bu hassasiyet milletimizin Hz. Peygambere (sallallahü aleyhi ve sellem) muhabbetini göstermesi açısından göz yaşartıcı.Topkapı Sarayı denildiği zaman Osmanlıda devlet idaresinden, padişahların şahsiyetine, kadınların edep ve iffetlerine kadar her şeyi takip etmeniz mümkün. Bunların yanı sıra saray nice güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Mesela yüzlerce çeşit lale yetiştirilip satışa çıkartılıyor. Yani saray bir şekilde ticari faaliyetlere de önayak oluyor. Lale deyip geçmeyin Hollanda milyarlarca dolar kazanıyor.

DOLMABAHÇE, ÇIRAĞAN VE YILDIZ SARAYI NEDEN YAPTIRILDI?Sonra sarayda Ehl-i hiref dediğimiz sanatkârlar var. Bunlar Türkün estetiğini gösteren eserler üretiyor. Bu nadide parçalar daha ziyade elçilere veriliyor. Bu arada asırlardır biriktirilen eserler de sergileniyor. Göz kamaştırıcı cevahirlere taş muammelesi yapılınca elçilerin akılları başlarından gidiyor.

Topkapı Sarayı 19. Asrın ortalarında terk ediliyor. Niye? Çünkü Avrupa devletleri ile kurulan münasebetler sebebiyle ziyaretçilerimiz artıyor. Bilhassa Sultan Abdülaziz Han dış ülkeleri geziyor. İade-i ziyarette bulunan kral ve kraliçeleri Topkapı Sarayında ağırlamanın imkânı yok. Zira alelade insanların kalacağı kadar sade. Bu yüzden devlet iktisaden sıkıntılı olduğu dönemlerde bile saray yapımına ihtiyaç duyuyor. Biz tarihçiler Dolmabahçe Sarayının, Yıldız Sarayının, Çırağan Sarayının yapılmasını israf olarak görmüyoruz.”

HER KİTABE BİR HİTABE

“Topkapı Sarayını gezenler duvarlarda, kapı üstlerinde sayısız kitabe ile karşılaşıyor, haliyle merak ediyorlar. Dış avluda Sarayın neden inşa edildiği, içerdeki kitabelerde o binanın hangi maksada hizmet ettiği yazılıyor. Ki bu kitabımız da kitabeler hususunda ziyaretçilere rehber olacak.

Gelelim saraydaki taşlara. Diyelim Padişah ok talimi yaparken, uzak bir hedefi vurdu, hemen namına bir taş dikiliyor. Mesela 4. Murat han spor yapan gençleri teşvik için lobut savuruyor. Oradaki kitabeden sultanın değme cengaverlere fark attığını okuyoruz.Sofa mescidine baktığımız zaman ‘Abdülmecid Han hazretlerinin yüksek himmetleri, işlerin iyi bir şekilde yapılmasına sebep oldu. Onun ihsan ve iyilikleri hakkın nimetleri gibi âlemi kuşatmıştır. Enderun da hususi hizmet görenleri taltif için sofa camiini yaptı o Peygamberin dininin hizmetçisidir…’ ifadesini görüyoruz.

Topkapı Sarayında padişahlarının hedefleri, idealleri hakkında güzel izler mevcut. Bu kitabelerin günümüz Türkçesine çevrilmesi önemli bir eksikliği de gidereceğini umuyorum.”

Ahmet Münir Eren – Türkiye Gazetesi

Categories: Genel Tags: , , , ,

Eurovision da sahne şovunu çıplak gerçekleştirecek

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Bu seneki Eurovision şarkı yarışmasında Belarus’u “Help You Fly” isimli şarkısıyla şarkıcı İvan temsil edecek. İvan, sahne şovunu çıplak gerçekleştireceği ifade edildi. Super.ru sitesine konuşan şarkıcının menajeri Viktor Drobış “Evet, sahnede kurtlar olacak ve İvan da çıplak olacak” dedi.

“HELP YOU FLY” ŞARKISINI SESLENDİRECEK

Belarus’u bu yıl Eurovision şarkı yarışmasında ‘Help You Fly’ şarkısını seslendirecek şarkıcı İvan temsil edecek.

“İVAN ÇIPLAK OLACAK”

Şovunda kurt figürünü öne çıkaran İvan, sahneye çıplak çıkacak. Super.ru sitesine konuşan şarkıcının menajeri Viktor Drobış “Evet, sahnede kurtlar olacak ve İvan da çıplak olacak” dedi.

“İNSANLA DOĞA ARASINDAKİ BU HASSAS DENGEYİ HERKESİN HİSSETMESİNİ İSTİYORUZ”

Drobış, sahne şovunun çıplak gerçekleştirme nedenini de “Her insanın kendini özdeşleştirdiği bir hayvan vardır. Bazen onu kendi içimizde bastırırız, herkes de onunla yüz yüze gelemez. Biz şovla insanla doğa arasındaki bu hassas dengeyi herkesin hissetmesini istiyoruz” diye açıkladı.

“KURTLARIN SAHNEYE ÇIKMASI İÇİN ÖZEL İZİN GEREK”

Eurovision organizatörlerinin sahne şovunun çıplak gerçekleştirilmesine nasıl tepki vereceği henüz bilinmiyor ancak kurtların sahneye çıkması için özel izin gerekiyor.

RUSYA’YI LAZAREV TEMSİL EDİYOR

Bu yıl İsviçre’de gerçekleştirilecek Eurovision’da Rusya’yı ‘You are the only one’ şarkısıyla Rus şarkıcı Sergey Lazarev temsil edecek. Lazarev’in şarkısının klibi internette tıklanma rekorları kırıyor.

(sputniknews)

6. Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu ödülleri verildi

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu ödülleri’nin 6.sı düzenlendi. Gecede, Kerem Alışık, Sevgi Türkay’a ‘Çolpan İlhan Sanata Değer Katan Kadınlar Ödülü’nü verirken, duygusal anlar yaşadı. Alışık:

“Çolpan İlhan ailemizin kahramanı, emek üretim ilişkimizin kaynağı ve sanatsal tüm çabalarımızın mimarıdır. Ailem ve SAKM ailesi olarak ona bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sanatla nefes alabilen bireyler olarak bu acılı ve endişeli günlerimizde hayata sanatla tutunmaya çalışıyoruz. Çünkü sanatın bir yakınma değil, bir başkaldırı, bir moral gücü olduğunu biliyoruz. Bu duygu ve düşünceyi bizimle bu gece paylaşan sanat dostlarına teşekkür ediyor, ödül alan ve aday olan meslektaşlarımı kutluyorum” dedi.

Erdal Beşikçioğlu’nun eşi Elvin Beşikçioğlu Tatbikat Sahnesi’ndeki oynanan ‘Mezarsız Ölüler’ adlı oyunundaki performansıyla ‘Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu’ ödülünü aldı. Teşekkür konuşmasında Beşikçioğlu:

“Başta Erdal olmak üzere bu ödülü almam da emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Ödülü Erdal ve tüm Tatbikat Sahnesi adına alıyorum” şeklinde duygularını dile getirdi.

Onur Ödülü ise Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen tarafından sanatçı Gülgün Kutlu’ya takdim edildi. Çankaya Belediyesinin desteğiyle gerçekleşen ödüllerin jüri başkanlığını Öğretim Görevlisi, Eleştirmen-Yazar Gülşen Karakadıoğlu yaptı.

6. SADRİ ALIŞIK ANADOLU TİYATRO OYUNCU ÖDÜLLERİNİ KAZANANLAR (2014-2015)

Komedi/Müzikal

Yardımcı Erkek – Bülent Yıldırım

Yardımcı Kadın – Şirin Giobbi

En Başarılı Erkek – İrfan Kılınç

En Başarılı Kadın – Ebru Nil Aydın

Dram

Yardımcı Erkek – Mert Kırlak

Yardımcı Kadın – Maral Üner

En Başarılı Erkek – Erdal Küçükkömürcü

En Başarılı Kadın – Elvin Beşikçioğlu

Kaynak: Cihan- Seyfettin Koçak

Ozanay Alpkan – Mistikalem.com

Batman Süpermen e Karşı nın İngiltere şovu

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Türk Hava Yolları’nın (THY) sponsor olduğu “Batman Süpermen’e Karşı: Adaletin Şafağı” filminin Avrupa prömiyeri İngiltere’nin başkenti Londra’da yapıldı.

Categories: Genel Tags: , , , , , ,

EXPO 2016 için Osmanlı Bahçesi

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Çiçek ve çocuk temasıyla gelecek ay kapılarını açacak EXPO 2016 Antalya’da, geleneksel Türk bahçe kültürünü yansıtan “Osmanlı Bahçesi” oluşturuldu.

EXPO 2016 Antalya’da 6 dönümlük alanda kurulu Osmanlı Bahçesi, İstanbul’daki Osmanlı eserlerinden esinlenerek yapılmış çeşmeleri, dikili taşları, güneş saati, şadırvanı, çini işlemeleri ve podima taşlarla bezenmiş yollarıyla görenlere adeta İstanbul’u yaşatıyor; lale, gül, karanfil, nergis gibi çiçekleriyle de Türk bahçelerinin zenginliğini yansıtıyor.

Osmanlı Bahçesi’ni projelendiren ve uygulayan ART Restorasyon Kültür, Sanat ve Araştırmacılık Limited Şirketi Genel Müdürü Nadire Mine Yar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bahçedeki eserleri İstanbul’daki Osmanlı eserlerinden esinlenerek modellediklerini söyledi.

Bahçeyi oluşturan figürlerin neler olması gerektiğine bakarken döneme dikkat etmediklerini anlatan Yar, estetik güzelliğe baktıklarını vurguladı.

Yar, eserlerin önemli bölümünün, tesadüfen Osmanlı’da yenilik hareketlerinin başladığı 2. Mahmut döneminden alındığını belirterek, “Bahçeyi oluştururken arkeolog, mimar, geleneksel Türk el sanatları uzmanları, restoratörler, sanatçılar, mühendisler büyük bir zevkle görev aldı. Osmanlı’yı çalışmak kolay olmadı. Hata götürmeyen bir çalışma, milimetrik çalıştık. En ufak bir hatamız farklı boyutlara ulaşabiliyor. Hem İstanbul’u buraya taşımış olduk hem de arkeolojik bir deneme yapmış olduk” diye konuştu.

– Şam işiyle bezenmiş şadırvan

Osmanlı Bahçesi’ndeki şadırvanın, Ayasofya’nın bahçesine 1. Mahmud döneminde inşa edilen şadırvandan esinlenilerek yapıldığını anlatan Yar, şadırvandaki Şam işinin tamamen elde dökme yapılıp kalem işiyle süslemelerle tamamlandığını kaydetti.

Yar, Türkiye’de Şam işi yapacak usta bulamadıklarını, bunun için Suriyeli ustalarla çalıştıklarını dile getirerek, “Şadırvan yapılırken bir tür arkeolojik deneme de yapılmış oldu, umarım beğenilir.” dedi.

Bahçede bulunan fıskiyeli çeşmenin Topkapı Sarayı’ndaki Bağdat Köşkü’nün önündeki çeşmeden esinlenilerek hazırlandığına dikkati çeken Yar, “Arkasındaki üç yüzlü çeşme, 2. Mahmud döneminde Yedikule civarında yapılmış bir çeşmeden alındı. Biz birtakım değişiklikler yaptık, yazıların bir bölümünü almadık. Bahçenin giriş ve çıkışlarında bulunan selsebiller de 2. Mahmud’un ikinci eşi Bezmialem Valide Sultan’ın çeşmelerinden örnek alınarak yapıldı.” ifadelerini kullandı.

Yar, yürüme yollarındaki karanfil motifleriyle bezeli podima taşlarının Antalyalı ustalarca tek tek dizildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Osmanlı’da sultanın yürüdüğü yolda yapılan podimayı bu alanda özel olarak uyguladık. Bahçede iki pano halinde çini eserler var. Bir tarafta ağaç sembolü, diğer tarafta çiçek sembolü var. Bunlar Osmanlı’daki bitki ve ağacın bahçenin önemini anlatan motifler. Çiniler çok iyi, uzmanlar tarafından İznik’te yaptırıldı. Osmanlı’da çiçekçilik ve bahçecilik çok önemli. Topkapı Sarayı’nda taze çiçek her yerde, günlük hayatta kullanılırmış.”

– Nişan taşı, lahana ve bamya sütunları

Bahçedeki nişan taşı, lahana ve bamya sütunlarının da yine İstanbul’daki eserler örnek alınarak hazırlandığını belirten Yar, “Harbiye Karakolunun yanındaki Bilal Ağa Nişan Taşı’nı burada sembolize ettik. Bahçedeki maşallah heykeli Mimar Sinan Üniversitesi’nde hattat Ali Rıza Özcan tarafından tasarlandı. Bunun dışında Sadabat Kasrı’nın arkeolojik deneme şeklinde yapmış olduğumuz bir maketi var. Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilgisinin ardından kurulmuş lahana ve bamya okçuluk takımlarını sembolize eden sütunlar var. Bir bahçe sporu olan atıcılık ve okçuluk sporunu bu şekilde hatırlatmak için bahçemizde yer aldı.” değerlendirmesinde bulundu.

Yar, bahçedeki nahıl ağacının da düğün ve sünnetlerde bereketi simge eden ağaç olarak hala kullanıldığını ifade ederek, Osmanlı’da birçok minyatürde yer alan nahılı da hatırlatmak istediklerini dile getirdi.

Leyla Ataman Koyuncuoğlu – AA

Categories: Genel Tags: , , , ,

Saraydan kız kaçıracaklar!

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Türk-Osmanlı kültürünün etkilerinden kaynaklanarak ortaya çıkan ‘Turquerie’ akımının en güçlü örneklerinden ‘Saraydan kız kaçırma’ operası, yeniden Ankara Opera Sahnesi ile buluşacak. 3 perde halindeki operada; Orkestra Şefleri olarak Sunay Muratov ve Naci Özgüç görev alıyor. Sahneye koyan Yekta Kara, dekor sorumlusu Çağda Çitkaya ve kostüm sorumlusu da Şanda Zıpçı.

15. ve 16. yüzyıllara damgasını vurmuş olan Saraydan Kız Kaçırma operası, Wolfgang Amadeus Mozart’ın bestelediği bir eserdir ve asıl Almanca adı ‘Die Entführung aus dem Serail’dır. Osmanlı topraklarında geçen öykünün konusu ise Belmonte adlı bir İspanyol soylusunun, uşağı Pedrillo ile birlikte; sevgilisi olan Konstanze’yi ve onun İngiliz hizmetkarı Blonde’yi tutsak olarak bulundukları, Selim Paşa’ya ait Akdeniz kıyılarındaki sarayından kurtarmak üzerinedir.

Ozanay Alpkan – Mistikalem.com

Categories: Genel Tags: , ,