ana sayfa > Genel > Claude Monet kimdir?

Claude Monet kimdir?

Cumartesi, 26 Mar 2016 yorum ekle yorumlara git

Tam Adı: Claude Oscar MonetDoğumu: 14 Kasım 1840, ParisÖlümü: 5 Aralık 1926, GivernyClaude Monet, bir Cumartesi günü Paris’te bir aktarın ilk oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz beş yaşındayken, ailesiyle birlikte Le Havre’e göçmek zorunda kaldılar. Monet, çocukluğuna dair hislerini şu şekilde açıklıyor:”Disiplin altına alınamaz birisi olarak dünyaya gelmişim. En küçük yaşlarımda bile kimse beni kurallara uyma konusunda ikna edemedi. Okul bana bir hapisane gibi geliyordu, dört saat için bile olsa dışarıda güneş parlarken, deniz bu kadar güzelken, açık havada koşup oynamak varken orada olmayı içime sindiremiyordum. On beş yaşına geldiğimde bütün Le Havre tarafından bir karikatürist olarak tanınıyordum. Herkes bana para ile portrelerini yaptırmaya başlamıştı.”

Henüz on beş yaşındayken karikatürler çiziyor ve Le Havre’daki bir kitapçının vitrininde karikatürleri sergileniyordu. Bu resimleri ilgi çekici bulan manzara ressamı Eugène Boudin, delikanlıyı yanına aldı ve ona açık havada resim yapma zevkini aşıladı.Claude Monet, 1859’da resim öğrenimi için Paris’e gitti. Günlerini sergilerde ve atölyelerde geçirerek çok şey öğrendi. Resmi Akademi Kurslarına devam etmeyen sanatçı, zaman zaman Charles Jacque’in atölyesine ve serbest İsviçre Akademisi’ne giderek kendi çalışmalarını ilerletti. İsviçre Akademisi’nde Pissarro ile tanıştı. Delacroix’in eserlerini tanıması, genç sanatçının kültürel bilgisini ve sanat tecrübelerini okul öğrenimden daha çok zenginleştirdi.1860’ın sonlarına doğru askerliğe çağırılan Monet, askerlik görevini yapmak için Cezayir’e gitti. Burada da resim çalışmalarına devam etti. Bir süre sonra kansızlık nedeniyle hastalanınca, 1862 yılında Le Havre’e döndü.Paris’e dönünce Gleyre’nin atölyesine girdi. Orada Renoir, Bazille ve Sisley ile tüm hayatı boyunca sürecek bir dostluğun temellerini attı. Sanatçının bu dönemde karşılaştığı en önemli olaylar 1863 yılında bir sergide tanıdığı Manet’nin resim sanatını tanıması ve ertesi yıl Gleyre atölyesinin kapanmasından sonra Courbet ile karşılaşmasıdır.Gleyre’nin atölyesinden ayrılan ressamlar, eski formülleri bırakmak zorunda kaldılar. Paletlerine açık renkleri aldılar ve direkt olarak doğadan esinlenerek resim yapmaya başladılar. Bazen Fontainebleau Ormanı’nda, bazen Seine Nehri kıyısında veya Normandiya’da çalışan ressam, zor ve yoksul yıllar geçiriyordu. Hayatını resimden kazanmaya karar verdiği halde ciddi bir resim öğrenimi yapmadığı kanaatinde olan ailesinden hiçbir teşvik görmeyen sanatçıya gelen tek yardım Courbet ve Bazille gibi ressam arkadaşlarının maddi ve manevi destekleriydi.1866 yılında yıllık Resmi Resim Sergisinde teşhir ettiği Camille Doncieux’nün figürleriyle büyük bir başarı kazanan ressama ailesi, para problemlerini halletmesi için yardım etmeye başladı. Ancak bu yardım kısa sürdü. Oğullarının model Camille ile yaşadığını öğrenen aile, Monet’ye yaptığı mali yardımı kesti ve ondan kadını bırakmasını istediler. Bu sırada Monet ve Camille’in oğullarıJean, Paris’te dünyaya gelmişti.

Claude Monet, özellikle oğlunun doğumundan sonra güç bir yaşam geçirmeye başladı. Bir serseri gibi Paris’le Normandiya arasında gidip geliyor, koleksiyoncu ve yorumcuların dikkatini çekmeye çalışıyordu. Fakat yine de resim yapmaktan, olağanüstü eserler meydana getirmekten geri kalmıyordu. Bu arada 1870 yılında Camille ile evlendi. Resmi sergiye yolladığı resimlerin çoğu reddedilmekle birlikte, sanatı bu devirde gelişti. Figür üzerinde çalışmayı bırakarak Bougival’in, ve özellikle Argenteuil’ün ışıklı peyzajlarını çizdi.1870 yılında Fransa-Prusya Savaşı’ndan kaçmak için Londra’ya gitti. Orada J.M.W. Turner’la John Constable’ın eserlerini gördü. Pissarro ve Sisley ile buluştu. Kendilerinden yaşlı bir ressam olan Daubigny, onları sonradan satıcıları olan Durand-Ruel ile tanıştırdı. Sanatçı, Belçika’ya yaptığı başarılı bir geziden sonra 1871 yılı sonlarında Paris’e döndü ve Seine Nehri üzerinde Argenteuil’de küçük bir ev kiraladı.Ekonomik durumunu biraz düzelen Monet, burada önemli eserler yarattı. Onun ve arkadaşlarının sanat araştırmalarının değerine inanan tek kişi Durand-Ruel, Monet’ye yardım etti. Gleyre atölyesiyle İsviçre Akademisi’nin eski öğrencileri “Ressam, Heykeltraş ve Gravürcüler Anonim Şirketi” halinde birleşmeyi, ayrıca Resmi Sergi’de resimleri kabul edilmediği ve Durand-Ruel de resimlerine alıcı bulamadığı için ayrı bir sergi düzenlemeyi kararlaştırdılar. Sanatçı, “İzlenimciler”in 1874 yılındaki bu ilk sergisine “İzlenim: Gündoğumu” adlı eserini yolladı.Bu sergiler 1874, 1876, 1877, 1879, 1880, 1881, 1882, 1886 yıllarında tekrarlandı.

Monet bazı nedenlerden ötürü bu sergilerin beşinci, altıncı ve sekizincisine katılmadı.1878 yılı başlarında Monet, Argenteuil’den ayrılarak Vétheuil’e gitti. Zayıf ve hasta karısı Camille’in sıhhati, ikinci çocuklarıMichel’in doğumundan sonra daha da fenalaştı ve genç kadın, 1879 Eylül’ünde hayata gözlerini kapadı.

Karısını kaybeden ressam, kendini tamamiyle resme verdi. Poissy, Varengeville, Dieppe, Pourville, Etretat’da yeni izlenimler aradı ve daha sonra Giverny’ye yerleşti. Buradan sık sık tek başına veya Renoir’la birlikte güneye gitti. Akdeniz kıyılarında resim yaptı. Resim meraklılarıyla satıcıları uzun zaman devrimci sayılan bu resim anlayışıyla ilgilenmeye başladılar.1888’de Antibes’de birçok manzara resmi yaptı ve günün değişik saatlerinde gözlemlenen aynı motif dizilerine başladı. Rouen Katedrali cephesinin çeşitli ışıklar altında kırk kez resmini yaptı (1892).Bu arada sanatçının ekonomik durumu iyiye yönelmeye başladı. Sergilerde önemli yorum ve satış başarıları kazandı ve nihayet 1890 yılında Giverny’deki evi satın alabildi; iki yıl sonra Madam Hoschedé ile evlendi.Monet, Giverny’de kocaman bir bahçe ve Japon köprüsü inşa etti. Doğu’yu keşfeden ve kendi bilgisine uyarlayan her modernist gibi Japon sanatına olan ilgisini “Japonka” resmiyle ifşa etti.Sanatçının bu yıllarda daha az seyahat ettiği görülür: Normandiya’ya kısa geziler, 1895’de Norveç’e bir gezi, Londra’ya birkaç seyahat yaptı (1899, 1900, 1901, 1904), Velazquez’leri görmek için Madrit’e gitti; 1908, 1909 yıllarında Venedik’e kısa ziyaretler yaptı.Son yıllarda gözleri bozulan ressam, yılmadan çalışmasına devam etti. Onun bu sanat aşkına gözlerinin hastalığı bile engel olamadı. Giverny’deki bahçesinin beyaz nilüferleri karşısında deneylerini en ileri noktaya götüren çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar onun, bazı soyut ressamlarca, öncü sayılmasına yol açtı. 1923’de devlete armağan ettiği “Su Zambakları” tablosu Tuilleries Sarayı’nın Orangeries bölümünde yer aldı. Son günlerinde bile tuvalleri üzerinde çalışan bu büyük Fransız ressamı, 5 Aralık 1926’da Giverny’deki evinde hayata gözlerini yumdu.

Su Zambakları tablosu

Categories: Genel Tags: , ,
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok