ana sayfa > Genel > Değiştik tuhaflaştık kötüleştik

Değiştik tuhaflaştık kötüleştik

Çarşamba, 02 May 2018 yorum ekle yorumlara git

KADİR İNCESU

Müzik eleştirmeni Naim Dilmener’in ilk romanı Obsesyon, Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Dilmener ilk romanında ‘… bütün dünyayı bir kenara bırakmış’ tutkulu bir plak koleksiyoncusunu anlatıyor.

»Obsesyon, sahaf Erman’ın deyişiyle, “Karısını kızını üç beş plak için sokağa atan Selami Bey”in romanı gibi gözükse de; anlatılan, dile getirilen, dikkat çekilen, dokundurulan, vurgulanan, düşündürülen, hissettirilen şeyler hiç de yabancı değil. Müzik eleştirmeni Naim Dilmener’i bu romanı yazmaya yönelten düşünce ne oldu?
Giderek değişen hayatımız, giderek farklılaşan toplum ve memleket üstüne bir roman yazmak istiyordum. Çıkış noktam ne koleksiyondur, ne de koleksiyoncu. İlk taslaklarda başka türlü yazıldı kitap; Selami dev rezidansların, AVM’lerin şantiyelerinde çalışan bir inşaat mühendisiydi. Ama akamadı roman. Ya da ben beceremedim. İyi bildiğim bir alana geçeyim dedim ve meslek değiştirdim. Selami koleksiyoncu oldu, ben rahatladım. Demek istediğim, derdim başka bir şeydi; değişen memleketi anlatmak istiyordum.

»Romanda Selami haliyle ön planda. Ancak ulaşım, çarpık kentleşme, insan ilişkileri, beslenme, AVM’ler, entrikalar, sosyal-siyasal olaylar da dikkat çekiyor.
Evet işte. Böyle oldu(k). Değiştik. Tuhaflaştık. Kötüleştik. Niye böyle olduğumuzun cevabı beni de, romanı da aşar. Selami’yi haydi haydi aşar. Onu sosyologlar, psikologlar anlatacak bize bir zaman sonra. Benim yaptığım, bir yıllık -haydi biraz obsesif olayım; 4 mevsim-12 ay-52 haftalık- bir zaman diliminin fotoğrafını çekmek oldu. Eylül 2013’te başlıyor kitap, Ağustos 2014’te sona eriyor.

»Selami, sanki daha iyi olmak için fazla çabalamasa da yaşadıkları/yaşananlar buna zaten pek imkân vermezmiş gibi…
Yok, yok. Pek hafifletici sebebi yok aslında. Bildiğimiz kötü bir insan o. Bencil biri. Böylelerinden kimseye hayır gelmez. Kendilerine bile. Ama tabii şu var. Memleket/toplum baş aşağı gitmiyor olsaydı, pekala aramızda yaşayıp gidebilirdi; göstermeden, çaktırmadan. Ama işte, toplumun bütününde sigortalar atarken, Selami gibileri en hızlı şekilde elektrik (ya da gaz) kaçırmaya başlıyor.

»Siz de sıkı bir koleksiyonersiniz. Kahramanınızın koleksiyoner olması kurgusal anlamda size kolaylık sağladı mı?
Çok. Kolaylık bir yana uçmamı sağladı. Hem rahat rahat yazdım, hem de isimlerle oynarken, olmayan plakları kurgularken çok eğlendim.

»Sonuçta Obsesyon bir roman. Roman kahramanını yazarıyla kıyaslamak, karşılaştırmak ne kadar doğru olur ki… Fakat romanı yazan da, kahramanı da koleksiyoner olunca durum değişiyor.
Ben kendimce, benimle arasında uçurum olan birini yazdım. Daha doğrusu kurguladım. Bir tek Selami değil; kitaptaki hiç kimse, gerçek hayattan birileri değil. Kitap bir kurgu, hem de boydan boya. Ne böyle insanlar var, ne de böyle plaklar. Ama memleketin hali gerçek. O da elbette kurgu da, olup bitenler nispeten sızdı kitabın içine.

»Selami’ye aklında olmayan şeyleri yaptıran “… bir tek bende olsun düşüncesi” midir?
Bu dediğiniz koleksiyoncuyu tetikleyen en mühim şeydir. Ama bir tek bu değil. Herif aşık; Sezenak’a sırılsıklam aşık.

degistik-tuhaflastik-kotulestik-457835-1.»“Koleksiyon takıntıdır” diyen birisine, “Öldün mü mallar Kemal’e geçiyor,” sözü neler düşündürüyor?
Böyledir ama. Bir koleksiyoncu olarak bunu çoktan kabul ettim. Ne yapalım; hayat böyle. Kişisel koleksiyonlarımızın bizim için ifade ettikleri, herkes için aynı olmayabilir.

»Hayatın kendisine yamuk yaptığını düşünen Selami için her şey daha iyi olabilir miydi?
Zor. Böylelerine “İmkansız İnsan” da diyebiliriz. Herkesle didişirler ama onlar bilmiyor da olsa biz biliyoruz; asıl dertleri kendileriyledir. Kendi kendilerinden nefret ederler ama bunu bilmez ve bu nefreti sürekli olarak başkalarına yansıtırlar.

»Son dönemde plaklara olan ilgi üst düzeyde… En azından benim gördüğüm durum bu… Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dijitaldeki ses tertemizdir, pırıl pırıldır, pürüzsüzdür. İlk yıllarda çok iyi geldi bize. Ama daha sonra bu tür bir ses, gerçekliğini yitirdi çoğu insan için. Hatasıyla, sevabıyla gerçek olan sesi arar olduk. Ana sebep budur. Biraz da koleksiyon tutkusu tabii. Biraz da hava basma niyeti. İnsanlar tuhaftır; “Ben LP dinliyorum,” demeyi, marifet ya da şişinme sebebi sananlar var.

»Sizin şu sıralar peşinde olduğunuz bir plak var mı?
Ajda Pekkan’ın Arapça plağı. Büyük bir tutkuyla arıyorum; en az Selo kadar büyük bir tutkuyla 🙂

»Hafif Türkçe Pop Tarihi’nin ikinci cildinin yazım çalışmaları ne durumda?
Fena gitmiyor. Obsesyon nedeniyle geri plana atmıştım ama şimdi ona yüklendim. Eli kulağında diyemem ama çok da geciktirmeyeceğim.

Categories: Genel Tags: , , , , , , ,
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok