arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘anayasa’

TRT hakkında suç duyurusu

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

İYİ Parti Milletvekili aday adayı Murat Ağırel, TRT hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda TRT’nin 17 Nisan 2018 tarihinde sonra, AKP ve MHP’nin “Cumhur İttifakı”na 37 saat 40 dakika, CHP’ye 3 saat 4 dakika, İYİ Parti’ye 9 dakika yer verildiği ifade edildi ve Saadet Partisi’ne ise hiç yer verilmediği belirtildi.

Ağırel bu durumun Anayasa’nın 133’üncü maddesine aykırı olduğunu ve TRT’nin uyması gereken “tarafsızlık” ilkesini ihlal ettiğini savundu.

trt-hakkinda-suc-duyurusu-465686-1.

‘Havuz medyası’nı KAPATTIK GİTTİ!

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

24 Haziran seçimleri yaklaşırken havuz medyasının tek sesli ve iktidar yanlısı tavrı dün protesto edildi. Birleşik Haziran Hareketi’nin çağrısıyla başlatılan kampanya kapsamında dün saat 20.00’den itibaren yurttaşlar, havuz medyasına karşı ekranlarını kapattı ve parklarda buluştu. Eyleme ilişkin Twitter’dan ‘KapatGitsin’ ve ‘Tamam Kapatıyoruz’ etiketiyle binlerce yurttaş paylaşımda bulundu. Üç saat boyunca kanallar, TV’ler kapalı tutuldu. Yurttaşlar medyanın bu yandaş tavrının devam etmesi halinde eyleme devam edeceğini ifade etti.

KESK ve TMMOB de destek verdi

HAZİRAN’ın ‘Tamam Kapatıyoruz’ eylemine aralarında Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) de olduğu çok sayıda demokratik kitle örgütü destek verdi. KESK’ten yapılan açıklamada, “Havuz televizyonlarını kapatıyoruz” ifadesine yer verildi. TMMOB de, “Bizleri yok sayanları, gerçekleri saklayanları, iktidarın borazanlığını yapanları, haber alma hakkını gasp edenleri, uyarıyoruz! #Tamamkapatıyoruz” açıklamasında bulundu.

‘Gücümüzü gösteriyoruz’

Kampanyayı örgütleyen HAZİRAN ise “Kapat Gitsin” başlığıyla bir açıklama yayımladı. “Türkiye, AKP-MHP eliyle baskın bir seçime giderken medyada tek seslilik hâkim kılınmaya çalışıyor. AKP medyanın yüzde 96’sını kontrol ediyor. Televizyonlar tek bir adayın propaganda araçlarına dönmüş durumda. Referandumda bu ülkenin en az yarısının oy verdiği HAYIR seçeneği nasıl yok sayıldıysa şimdi de T A M A M diyenlerin sesi kısılıyor” denilerek kampanyanın neden yapıldığına ilişkin ifadelerin yer aldığı açıklama şöyle devam etti: “Öyleyse T A M A M! Biz bu ülkede üreten, düşünen, emeği ile geçinen, vergisini ödeyen milyonlarız. Gücümüzün farkındayız. İktidardan rant kapma telaşı ile susturulmuş, havuza atlamış patronların televizyonlarına gücümüzü gösteriyoruz.”

***

TRT’yi kamu hizmeti yayını yapmaya davet ediyoruz

Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen), TRT yayınlarının taraflılığına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Haber-Sen Genel Merkezinde gerçekleştirilen açıklamayı, Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir okudu. Özdemir, kamu hizmeti yayıncılığı yapmakla mükellef olan TRT’nin buna uymayarak iktidarın sesi haline geldiğini ifade etti. Kamu hizmeti yayıncılığının “halk için yapılan, halk tarafından finanse edilen ve halk tarafından kontrol edilen” yayıncılık anlamına geldiğini dile getiren Özdemir, Anayasa’da TRT’nin özerk bir kurum olarak tanımlandığını ancak bu özerkliğin hiçbir zaman uygulanmadığını ifade etti.

***

Sosyal medya, ‘Kapat Gitsin’ dedi

HAZİRAN’ın çağrısına ilişkin binlerce yurttaş ‘KapatGitsin’ ve ‘Tamam Kapatıyoruz’ etiketiyle paylaşımda bulundu. Sanatçılardan siyasetçilere ve akademisyenlere kadar toplumun birçok kesimi kampanyaya destek açıklamasında bulundu. İşte o paylaşımlardan bazıları:

»Zeynep Altıok Akatlı (@zeynabbelle): Madem sesimizi duymuyorlar biz de onları duymayacağız… Havuz medyasını saat 20.00’da #KapatGitsin

»Candan Yüceer (@CandanYceer): Yalanlarınızdan, tek sesli yayınlarınızdan, iktidarın borazanlığını yapmanızdan S I K I L D I K #TamamKapatıyoruz !

»Oya Ersoy (@OyaErsoy) Tekçi Recep Televizyonu’nu, Havuz keyfi süren Medyayı #kapatgitsin

»Levent Üzümcü (@LeventUzumcu) Yalanın, dolanın, faşizmin, talanın ortağı yancıları #KapatGitsin

»Kadri Gürsel (@KadriGursel) TV’lerdeki haber ve tartışma programlarını izlemeyi 1 Kasım 2015 seçimlerinden hemen sonra bıraktım. Çok rahatım; zamanımı daha faydalı işlere harcıyorum, size de tavsiye ederim. #KapatGitsin

Başbakan Yıldırım’dan ‘yetki tasarısı’ açıklaması

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde (KHK) yapılması gereken değişiklikler için hazırlanan yetki yasası tasarısını değerlendiren Yıldırım, “Tamamen anayasa çerçevesinde yapıldı o nedenle rahatız.” dedi.

Başbakan Yıldırım açıkladığı paketle ilgili soruya, “Konuşuldu, Meclis’te kabul edildi. Çok kapsamlı. Cumhurbaşkanı onayladıktan sonra hayata geçecek. Başka kapsamlı bir düzenleme çalışması yok” diye yanıt verdi.

Başbakan Binali Yıldırım “Ermenistan yıllardan beri sürdürdüğü Türkiye’ye yönelik hasmane tutumundan, Türkiye’nin toprak bütünlüğü, sınırlarına yönelik yanlış tutumlarından vazgeçiyorsa, her şeyden vazgeçiyorsa, yeni bir sayfa açmak istiyorsa bunlarla ilgili detayları görüp ona göre karşılık veririz” dedi.

Almanya’dan Türkiye’ye 24 Haziran çağrısı

Pazartesi, 07 May 2018 yorum yok

Almanya’nın Avrupa ile İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, iki günlük Türkiye temaslarına İstanbul’da başladı. Roth burada yaptığı açıklamada, Türk hükümetine 24 Haziran’daki cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerin adil yapılması çağrısında bulunarak seçim kampanyalarında Almanya’nın hedef alınmamasını istedi.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre Roth, “Almanya’nın bir seçim kampanyasında daha kamuoyunda hedef alınmaması umuluyor ve bekleniyor. Bu durum son seçimlerde ciddi bir sorundu” dedi. Roth, Türk hükümetinin bu seçimlerde Almanya’daki seçim etkinliği düzenleme konusundaki yasağa uymasını beklediğini belirtti. Türkiye’de anayasa referandumu öncesindeki seçim kampanyalarında Türk hükümetinden bazı siyasetçilerin etkinliklerinin iptal edilmesine Türkiye sert tepki göstermiş, Erdoğan Almanya’ya Nazi benzetmesinde bulunmuştu. Bakan Roth, “AB’ye üye adayı bir ülkeden seçimlerin adil olması ve muhalefet partilerinin de adil şansa sahip olmaları beklenebilir” diye konuştu.

Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in bir yıl cezaevinde kaldıktan sonra bu yılın Şubat ayında serbest bırakılmasıyla Türk-Alman ilişkilerindeki gerginliğin biraz azaldığını belirten Bakan, ancak iki ülke ilişkilerinde yine de büyük sıkıntılar olduğunu ifade etti.

Türkiye’deki gelişmelerin Almanya’da yaşayan yaklaşık üç milyon Türkiyeli’ye yansımasına değinen Bakan Roth, “Almanya’da Türk toplumu arasındaki hava önceden olduğu gibi gergin. Bu beni çok endişelendiriyor. Böyle bir ortamı daha önce hiç yaşamamıştım” dedi.

TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYELİĞİ

Alman hükümetinin Türkiye ile Gümrük Birliği’nin genişletilmesine karşı olduğunu söyleyen Roth, Türkiye’de iç politikada durumun temelde iyileşmesi halinde bunun gündeme gelebileceğini ifade etti. Bakan, “Burada (Türkiye’de) olup bitenlere gözümüzü kapatamayız” dedi.

Türkiye’nin AB üyelik sürecine de değinen Roth, Türkiye’ye vize serbestisi tanınması talebine ilişkin olarak “Bunu istiyoruz, teklifimiz geçerli, siz de koşulları yerine getirmek zorundasınız” dedi. Bakan bu konuda pazarlık yapılamayacağını da ifade etti.

AFRİN OPERASYONU

Roth, Türkiye’nin bu yılın Ocak ayında Afrin’e başlattığı operasyona da değinerek Alman Meclisi’nde grubu bulunan bütün siyasi partilerin operasyonu “uluslararası hukuka aykırı” olarak nitelendirdiğini belirtti. Roth, “Alman hükümeti şimdiye dek bu ifadeyi kullanmadı. Ancak eleştirinin net olması konusunda birbirimize yakınız. Bu konuda görüş ayrılığı yok” dedi. Bakan, “Türkiye Afrin’de sürekli kalmayı hedefliyorsa, o zaman çok kritik bir alana gelinir. İşte o zaman bu durumu yorumlama konusunda çok da hareket alanı kalmaz” dedi.

Almanya’nın Avrupa ile İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı İstanbul’da başladığı temaslarını Ankara’da sürdürecek. Bakan yarın sona erecek ziyareti çerçevesinde Başmüzakereci ve AB Bakanı Ömer Çelik’in yanı sıra muhalefetten siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de bir araya gelecek. Roth ayrıca bir süre önce adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Alman vatandaşı çevirmen ve gazeteci Meşale Tolu’yla da görüşecek.

Muhalifler Erivan’da hayatı durdurdu

Cuma, 04 May 2018 yorum yok

Ermenistan’da muhalif lider Nikol Paşinyan’ın parlamentodaki oylamada başbakan seçilememesi üzerine yaptığı grev çağrısı, başkent Erivan’da yaşamı durdurdu. Paşinyan’ın çağrısı üzerine göstericiler başkent Erivan’a giden bazı yolları kapattı.

Havalimanına ulaşamayan turistlerin alana yürüyerek gittikleri bildirildi. Kapatılan yollar arasında havalimanı da var. Ellerinde Ermenistan bayrağı olan protestocular, yollarda ilerlemeye çalışan araçları durdurdu. Grev nedeniyle metro istasyonları da kapandı.

Muhalif gösterileri sürükleyen Nikol Paşinyan, başbakan olmak için önceki akşam parlamentoda yapılan oylamada iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’nin desteğini alamamıştı. 105 sandalyeli parlamentoda 53 oya ihtiyacı olan Paşinyan 45’te kaldı ve sekiz oy farkla başbakan olamadı. Sonucun belli olmasıyla iktidar partisini Ermeni halkına savaş açmakla suçlayan Paşinyan, ülke çapında genel grev çağrısı yaptı. 42 yaşındaki Paşinyan taraftarları dışında polislerden de gösterilere katılmalarını istedi. Geçen haftaki gösterilerde bazı üniformalı askerler sokağa inmişti.

Seçilirse erken seçim
Çıkış İttifakı’nın lideri olan Paşinyan, başbakan seçildiği takdirde ülkeyi erken seçime götüreceğini söyledi. Paşinyan, “Tek gücüm, halkım, pes etmeyeceğiz. Greve ve sivil itaatsizliğe devam edeceğiz” dedi. Başbakan adayı olup olmayacağı sorusuna , “Düşünecek ve müzakere edeceğiz” yanıtını veren Paşinyan, erken seçimlere gidilmesi durumunda, boykotu düşünebileceklerini belirtti.

Ermenistan’ı krize götüren kriz, eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın görev süresi bittikten sonra başbakanlığa aday olmasıyla başladı. Zira, üç yıl önceki anayasa değişikliğiyle başbakanın yetkileri olağanüstü şekilde artırılırken cumhurbaşkanının yetkileri tırpanlandı. Bu değişiklik sırasında Sarkisyan, başbakanlığa aday olmayacağını ilan etti.

Ancak üç yıl sonra adaylığını açıklaması, on binlerce göstericiyi sokağa dökmeye yetti. Sarkisyan başbakan seçilse de ülkeyi çalkalayan gösteriler nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.

İktidarın sopasına dönen RTÜK’ün başkanı TRT’deki eşitsizliği

Salı, 01 May 2018 yorum yok

BirGün ANKARA

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, seçimlerle ilgili medyaya sorumluluklar düştüğünü, basının objektif bir şekilde olanları aktarması gerektiğini söyledi. Başında bulunduğu RTÜK’ün “iktidarın sopası”na dönüştüğünü unutan Yerlikaya, “Çünkü halkın bilgi edinme, liderlerin ne söylediğini bilme ve ona göre de karar verme hakkı var. Türkiye’de Allah’a şükür medyamız çoğulcu bir yapıda. Avrupa’da bile bu kadar çoğulcu yapı yok. Ülkemizde bin 700 tane yayın yapan radyo, televizyon var. Bunlar değişik mecralarda yayın yapmakta.. Yani çok az oy oranı olan partinin bile neredeyse kendisini anlatabileceği organlar var. Dolayısıyla liderler kendisini çok rahat ifade edebilecekler” iddiasında bulundu.

Yerlikaya’nın, medyanın “objetif” bir şekilde olanları aktarması gerektiğini savunması, 16 Nisan Referandumu başta olmak üzere bugüne kadar AKP döneminde yapılan seçimlerdeki eşitsizlikleri hatırlattı.

Evet’e 28 saat, Hayır’a 1.5 saat
16 Nisan 2017 yılında gerçekleşen Anayasa Referandumu’nda eşit propaganda zorunluluğuna karşı devletin yayın organı TRT, ‘Evet’ için 28 saat, ‘Hayır’ içinse sadece 1.5 saat ayırdı. Devlet televizyonunun bu yanlı yayın politikası RTÜK tarafından hazırlanan raporda da yer aldı.

RTÜK uzmanları tarafından TRT Haber’in 2 Mart -15 Mart 2017 tarihleri arası haber bültenleri, miting, canlı yayın, açılış, toplantı ve röportajlarla, “söz programı” olarak isimlendirilen tartışma ve görüş açıklama programları incelenerek hazırlanan raporda çarpıcı bilgilere yer verildi.

Miting, canlı yayın, açılış töreni, toplantı ve röportajlarda ise 13 saat 30 dakika ile ‘Evet’, 1 saat 30 dakika ile de ‘Hayır’ haberlerine yer verildi. Buna karşın da uzmanlar, “Evet görüşünü temsil eden siyasi parti temsilcilerine daha fazla yer verilmekle birlikte ‘Hayır’ görüşünü temsil eden siyasi parti temsilcilerine de muhtelif sürelerde yer verildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla seçim süreci açısından iki farklı görüş arasında asgari fırsat eşitliği sağlandığı değerlendirilmiştir” dedi.

İncelemelerde, haber bültenlerinde AKP, MHP ve ‘Evet’ haberlerine toplamda 35 dakika 19 saniye, CHP ve ‘Hayır’ haberlerine 9 dakika 30 saniye süreyle yer verildiği tespit edildi..

CHP ve HDP’ye “Sıfır”
Uzmanlar, söz programlarında AKP, MHP ve ‘Evet’e 2 saat 1 dakika, CHP ile HDP’ye ise hiç yer verilmediğini belirledi. Uzmanlar, bu programlarla ilgili “TRT Haber’in, ‘Tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk ilkelerine uygun davranmakla yükümlü radyo ve televizyon kuruluşları ile yazılı, sözlü ve görsel basının, tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacaklarına, bu kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde adaylar arasında fırsat eşitliği sağlamak zorunda olduklarına’ ilişkin hükmünü ihlal ettiği değerlendirilmiştir” görüşünü dile getirdi.

Erdoğan’a 12 saat 32 dakika
Cumhurbaşkanı Erdoğan da canlı yayın ve mitinglerle 12 saat 32 dakika TRT ekranlarında göründü. Buna karşın ise CHP dahil muhalefet partilerinin liderlerine ayrılan süre oldukça sınırlı kaldı.

HDP Anayasa Mahkemesi ne başvurdu

Pazartesi, 14 Ara 2015 yorum yok

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Sokağa çıkma  yasağı uygulamalarının kaldırılması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açtık”  dedi.

Yüksekdağ, HDP il binasında düzenlediği basın toplantısında, Sur  ilçesinde 6 mahallede devam eden sokağa çıkma yasağının sona erdirilmesini  istediklerini söyledi.

Hendek kazılması yöntemini onaylamadıklarını dile getiren Yüksekdağ,  şöyle konuştu.

“Hendek biçimindeki bir mücadelenin uygulanmasını bizler de  onaylamıyoruz ama hendekler bir sonuçtur. Esas hendek 28 Şubat mutabakatı yok  sayıldıktan sonra açıldı. Keşke bu sorun, hendekleri kapatarak çözülebilse.  Hendekler kazılıp, kapatılır ama sorunu çözmediğiniz müddetçe, barış ve demokrasi  kapısı açmadığınız sürece, bu sorunları çözmek mümkün değildir.”

– “Dava açtık”

Sokağa çıkma yasağı uygulamalarının anayasaya aykırı olduğunu savunan  Yüksekdağ, “Sokağa çıkma yasağı uygulamaların kaldırılması talebiyle Anayasa  Mahkemesi’ne dava açtık. Sokağa çıkma yasaklarının anayasaya aykırılık teşkil  ettiği gerekçesiyle dava açtık” diye konuştu.

Yüksekdağ, Sur ilçesinde yaşananlara dikkat çekmek amacıyla salı günkü  HDP Grup Toplantısı’nı Diyarbakır’da yapacaklarını sözlerine ekledi.

Categories: Genel Tags: , , , ,

Yeni anayasa fantezi değil gerekliliktir

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “64’üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir” dedi.

Kurtulmuş, TRT Haber’de katıldığı canlı yayında gündeme dair yöneltilen soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Nobel Kimya Ödülü kazanan Türk bilim adamı Aziz Sancar’ın ödülüne ilişkin olarak bunun büyük bir onur olduğunu belirten Numan Kurtulmuş, Türkiye’ye bu büyük gururu yaşattığı için kendisine teşekkürlerini iletti. 

Kurtulmuş, “64’üncü Hükümet Eylem Planı” hazırlanırken asıl amacın ne olduğunun sorulması üzerine, planda birinci olarak insan hakları ve demokrasi, yeni anayasanın ana mesele olduğu, Türkiye’nin siyasi ve hukuki reformlar başlığında toplanan adımların bulunduğunu söyledi.

– “Bu bir fantezi değil”

Numan Kurtulmuş, “Türkiye, yeni anayasayı yapmak için nasıl bir farklı dinamiğe sahip olacak ve siz, bize nasıl bir başkanlık sistemi tasarımı ortaya koyabilirsiniz” sorusuna ise “64’üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir” cevabını verdi.

Bütün anayasaların sadece maddelerinden ibaret olmadığını, bir ruhuyla, felsefesi bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, o felsefenin de ortaya çıkardığı siyasal mekanizmanın bulunduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, reform programında yer alan HSYK’nın yapısıyla ilgili durumun, yargı reformunun veya başkanlık sisteminin her birisinin bir felsefeyle ilgili olduğunu, bunun da milletin egemenliğini tam manasıyla millete teslim etmek olduğunu söyledi.

Neyi tartıştığımızı, niçin tartıştığımızı bilen ve bu tartışmanın da hem sahibi, hem muhatabı olarak milleti ortaya koyan bir süreci yürüteceğiz. Herkes eteklerindeki taşı ortaya koymak durumundadır. Türkiye siyaseti artık şimdiye kadar sürdürmüş olduğu bu ikircikli tavrı sürdüremez. Onun için ‘eğer anayasayı değiştirmezsek hiçbir şeyi yapmamış oluruz’ dedim.”

“Başkanlık sisteminde etkin yürütmenin arka planını anlatabilir misiniz” sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye’nin bu anlamda bir yapısal dönüşüm sürecine girmek mecburiyetinde olduğunu belirtti

-“Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli periyotlarla Bakanlar Kurulu’nu toplayacak”

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında aynı siyasi hareketten geldikleri için sorun çıkmayacağını dile getiren Kurtulmuş ama hala sistemin eski halinin mevcut olduğunu söyledi.

Bakanlar Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında geçmişte toplandığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımız siyasi birikimi gereği ve pozisyonu gereği tecrübeli birisi. Türkiye’de bu anlamda etkin bir yürütmeyi sağlamak bakımından da katkı sunacağını düşünüyorum. Zannediyorum belli periyotlarla geçen dönemde olduğu gibi Bakanlar Kurulu’nu toplayacak” dedi.

-“Cem evlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşünüyorduk”

Eylem planlarının bir kısmının hemen yapılabileceğini, bir kısmının ise hazır olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Alevilerin hakları ve Cemevleri konusunda uzun yıllardır devam eden tartışmalar bulunduğunu anımsattı.

Cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşündüklerini vurgulayan Kurtulmuş, geçmişte yapılan çalıştaylarda ortaya çıkan ortak kanaatler bulunduğunu, Alevilerin büyük çoğunluğunun tatmin olacağı bir sonucun ortaya çıkacağını söyledi.

Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına da değinen Kurtulmuş, “Gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla bir koruma altına alınmasında fayda olduğunu düşünüyoruz. Sayın Dündar ve Erdem ile ilgili savcının ortaya koyduğu son iddia ise doğrudan gazetecilik faaliyetleriyle değil, devletin bazı sırlarını açıklanması suçlamasıdır. Burada keşke tutuksuz yargılanma gerçekleşmiş olsaydı. Böyle bir tartışmanın içerisinde Türkiye olmazdı” değerlendirmesinde bulundu.

-“Türkiye’nin hakkını, hukukunu korumada gerekli her türlü çalışmayı yaptık”

Türkiye-Rusya ilişkilerine yönelik Kurtulmuş, iki ülke arasındaki gerilimin kısa süre içerisinde aşılması temennisinde bulundu.

Gerilimi tırmandıran tarafın Türkiye olmayacağını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin hakkını, hukukunu korumak konusunda gerekli her türlü çalışmayı yaptıklarını kaydetti.

-“Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Musul’a gönderilen Türk askerleri ile ilgili soru üzerine, askerlerin Musul’a yeni gitmediğini, 2014 yılından itibaren orada olduğunu söyledi.

Türk askerinin Musul’a bir davet üzerine gittiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Musul Ulusal Muhafız Birliğine ne zaman bu ihtiyaç oldu? Musul IŞİD tarafından kuşatılma altına alındı ve istila edildi. Resmen Musul IŞİD’in eline geçti. Şunu unutmayalım. Merkezi hükümete bağlı güvenlik kuvvetleri de hiç savaşmadan Musul’u IŞİD’e teslim etti. Bugün merkezi hükümet yetkilileri, Türkiye’nin oradaki askeri eğitim varlığından rahatsızlık duyuyorlar ama kusura bakmasınlar, Türkiye oraya kendi başına gitmedi. Merkezi hükümetin IŞİD’e karşı kendisini garanti altına almak için daveti üzerine ve Kuzey Irak yönetiminin, bölgesel yönetiminin daveti ve özellikle zamanın Musul Valisi olan Sayın Nuceyfi’nin daveti üzerine, Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti, 2014 yılının eylül ayında. Dolayısıyla o tarihten bu yana oradadır ve bir davet üzerine oraya gitmiştir.”

Categories: Genel Tags: , , , ,

Kurtulmuş: Yeni anayasa fantezi değil gerekliliktir

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ‘64‘üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir‘ dedi. Kurtulmuş, TRT Haber‘de katıldığı canlı yayında gündeme dair yöneltilen soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu. Nobel Kimya Ödülü kazanan Türk bilim adamı Aziz Sancar‘ın ödülüne ilişkin olarak bunun büyük bir onur olduğunu belirten Numan Kurtulmuş, Türkiye‘ye bu büyük gururu yaşattığı için kendisine teşekkürlerini iletti.  Kurtulmuş, ‘64‘üncü Hükümet Eylem Planı‘ hazırlanırken asıl amacın ne olduğunun sorulması üzerine, planda birinci olarak insan hakları ve demokrasi, yeni anayasanın ana mesele olduğu, Türkiye‘nin siyasi ve hukuki reformlar başlığında toplanan adımların bulunduğunu söyledi. ‘Bu bir fantezi değil‘ Numan Kurtulmuş, ‘Türkiye, yeni anayasayı yapmak için nasıl bir farklı dinamiğe sahip olacak ve siz, bize nasıl bir başkanlık sistemi tasarımı ortaya koyabilirsiniz‘ sorusuna ise ‘64‘üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir‘ cevabını verdi. Bütün anayasaların sadece maddelerinden ibaret olmadığını, bir ruhuyla, felsefesi bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, o felsefenin de ortaya çıkardığı siyasal mekanizmanın bulunduğunu belirtti. Numan Kurtulmuş, reform programında yer alan HSYK‘nın yapısıyla ilgili durumun, yargı reformunun veya başkanlık sisteminin her birisinin bir felsefeyle ilgili olduğunu, bunun da milletin egemenliğini tam manasıyla millete teslim etmek olduğunu söyledi. Neyi tartıştığımızı, niçin tartıştığımızı bilen ve bu tartışmanın da hem sahibi, hem muhatabı olarak milleti ortaya koyan bir süreci yürüteceğiz. Herkes eteklerindeki taşı ortaya koymak durumundadır. Türkiye siyaseti artık şimdiye kadar sürdürmüş olduğu bu ikircikli tavrı sürdüremez. Onun için ‘eğer anayasayı değiştirmezsek hiçbir şeyi yapmamış oluruz‘ dedim.‘ ‘Başkanlık sisteminde etkin yürütmenin arka planını anlatabilir misiniz‘ sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye‘nin bu anlamda bir yapısal dönüşüm sürecine girmek mecburiyetinde olduğunu belirtti ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli periyotlarla Bakanlar Kurulu‘nu toplayacak‘ Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında aynı siyasi hareketten geldikleri için sorun çıkmayacağını dile getiren Kurtulmuş ama hala sistemin eski halinin mevcut olduğunu söyledi. Bakanlar Kurulu‘nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında geçmişte toplandığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, ‘Sayın Cumhurbaşkanımız siyasi birikimi gereği ve pozisyonu gereği tecrübeli birisi. Türkiye‘de bu anlamda etkin bir yürütmeyi sağlamak bakımından da katkı sunacağını düşünüyorum. Zannediyorum belli periyotlarla geçen dönemde olduğu gibi Bakanlar Kurulu‘nu toplayacak‘ dedi. ‘Cem evlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşünüyorduk‘ Eylem planlarının bir kısmının hemen yapılabileceğini, bir kısmının ise hazır olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Alevilerin hakları ve Cemevleri konusunda uzun yıllardır devam eden tartışmalar bulunduğunu anımsattı. Cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşündüklerini vurgulayan Kurtulmuş, geçmişte yapılan çalıştaylarda ortaya çıkan ortak kanaatler bulunduğunu, Alevilerin büyük çoğunluğunun tatmin olacağı bir sonucun ortaya çıkacağını söyledi. Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül‘ün tutuklanmasına da değinen Kurtulmuş, ‘Gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla bir koruma altına alınmasında fayda olduğunu düşünüyoruz. Sayın Dündar ve Erdem ile ilgili savcının ortaya koyduğu son iddia ise doğrudan gazetecilik faaliyetleriyle değil, devletin bazı sırlarını açıklanması suçlamasıdır. Burada keşke tutuksuz yargılanma gerçekleşmiş olsaydı. Böyle bir tartışmanın içerisinde Türkiye olmazdı‘ değerlendirmesinde bulundu. ‘Türkiye‘nin hakkını, hukukunu korumada gerekli her türlü çalışmayı yaptık‘ Türkiye-Rusya ilişkilerine yönelik Kurtulmuş, iki ülke arasındaki gerilimin kısa süre içerisinde aşılması temennisinde bulundu. Gerilimi tırmandıran tarafın Türkiye olmayacağını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye‘nin hakkını, hukukunu korumak konusunda gerekli her türlü çalışmayı yaptıklarını kaydetti. ‘Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti‘ Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Musul‘a gönderilen Türk askerleri ile ilgili soru üzerine, askerlerin Musul‘a yeni gitmediğini, 2014 yılından itibaren orada olduğunu söyledi. Türk askerinin Musul‘a bir davet üzerine gittiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi: ‘Musul Ulusal Muhafız Birliğine ne zaman bu ihtiyaç oldu? Musul IŞİD tarafından kuşatılma altına alındı ve istila edildi. Resmen Musul IŞİD‘in eline geçti. Şunu unutmayalım. Merkezi hükümete bağlı güvenlik kuvvetleri de hiç savaşmadan Musul‘u IŞİD‘e teslim etti. Bugün merkezi hükümet yetkilileri, Türkiye‘nin oradaki askeri eğitim varlığından rahatsızlık duyuyorlar ama kusura bakmasınlar, Türkiye oraya kendi başına gitmedi. Merkezi hükümetin IŞİD‘e karşı kendisini garanti altına almak için daveti üzerine ve Kuzey Irak yönetiminin, bölgesel yönetiminin daveti ve özellikle zamanın Musul Valisi olan Sayın Nuceyfi‘nin daveti üzerine, Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti, 2014 yılının eylül ayında. Dolayısıyla o tarihten bu yana oradadır ve bir davet üzerine oraya gitmiştir.‘AA