arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Ankara’

TRT hakkında suç duyurusu

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

İYİ Parti Milletvekili aday adayı Murat Ağırel, TRT hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda TRT’nin 17 Nisan 2018 tarihinde sonra, AKP ve MHP’nin “Cumhur İttifakı”na 37 saat 40 dakika, CHP’ye 3 saat 4 dakika, İYİ Parti’ye 9 dakika yer verildiği ifade edildi ve Saadet Partisi’ne ise hiç yer verilmediği belirtildi.

Ağırel bu durumun Anayasa’nın 133’üncü maddesine aykırı olduğunu ve TRT’nin uyması gereken “tarafsızlık” ilkesini ihlal ettiğini savundu.

trt-hakkinda-suc-duyurusu-465686-1.

Gücümüzün farkındayız: Havuz medyasını bu akşam #KapatGitsin

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

24 Haziran seçimleri yaklaşırken havuz medyasının muhalif seslere yer vermemesi bugün protesto edilecek. Saat 20.00’den itibaren yurttaşlar havuz medyasına karşı ekranlarını kapatacak ve parklarda buluşacak.

Kampanyayı örgütleyen Birleşik HAZİRAN Haraketi, “Öyleyse #KapatGitsin” başlığıyla bir açıklama yayımladı.

“Türkiye, AKP-MHP eliyle baskın bir seçime giderken medyada tek seslilik hâkim kılınmaya çalışıyor. AKP medyanın yüzde 96’sını kontrol ediyor. Televizyonlar tek bir adayın propaganda araçlarına dönmüş durumda. Referandumda bu ülkenin en az yarısının oy verdiği HAYIR seçeneği nasıl yok sayıldıysa şimdi de T A M A M diyenlerin sesi kısılıyor” denilerek kampanyanın neden yapıldığına ilişkin ifadelerin yer aldığı açıklama şöyle devam etti:

“Öyleyse T A M A M! Biz bu ülkede üreten, düşünen, emeği ile geçinen, vergisini ödeyen milyonlarız. Gücümüzün farkındayız. İktidardan rant kapma telaşı ile susturulmuş, havuza atlamış patronların televizyonlarına gücümüzü gösteriyoruz.”

BirGün Medya, Mor Megafon ile her hafta kadınların sesi olacak

“Bu akşam saat 20.00’de milyonlar olarak televizyonları kapatıyoruz” diyerek yurttaşları havuz medyasına karşı ses çıkarmaya çağıran HAZİRAN, Twitter’da da #KapatGitsin etiketi için şu duyuruyu yaptı:

“Kapalı TV’lerimizin fotoğraflarını paylaşıp bu eşitsiz medya düzenini protesto ediyoruz. Artık milyonlar kazandıkları reklamlarını kaç kişiye yaparlar kendileri düşünsün. Haydi sen de #KapatGitsin”

HALK PARKLARDA BULUŞACAK

Kampanya kapsamında halk yurdun çeşitli yerlerinde halk kürsülerinde buluşacak. Etkinlikler kapsamında

BirGün Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin ve BirGün yazarı İrfan Değirmenci‘nin katılmıyla 19 Mayıs Cumartesi Ankara Batıkent Kültürevi Bahçesi’nde;

#TamamKapatıyoruz özgür medyanın ve halkın HAYIR kürsüsünü kuruyoruz #Ankara 19 Mayıs Cumartesi, 19.00, Batıkent Kültür Evi Bahçesi #Batı[email protected]@GultekinBerkantpic.twitter.com/5mmVO5ROD0

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 17, 2018

BirGün Haber Müdürü Nurcan Gökdemir ve Halk TV Program ve Yayın Müdürü Semra Topçu’nun katılmıyla 20 Mayıs Pazar 17.00’de Ankara’da İlhan Erdost Parkında buluşmalar olacak

#TamamKapatıyoruz bağımsız medyaya omuz veriyoruz, söz halkın kürsülerini kuruyoruz #Ankara 20 Mayıs Pazar, 17.00, İlhan Erdost Parkı #100.Yıl @[email protected]/nqZJ5DfaJe

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 17, 2018

KISA SÜREDE SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU

‘#KapatGitsin‘ etiketi sosyal medya paylaşım sitesi Twitter’da kısa süre içerisinde en çok konuşulan gündem maddeleri arasına girdi. Kampanyanın başlayacağı saatin 20.00 olarak duyurulmasına rağmen akşam üzeri saatlerinde etiket 5 bine yakın paylaşım aldı.

gucumuzun-farkindayiz-havuz-medyasini-bu-aksam-kapatgitsin-465206-1.

ÇOK GENİŞ DESTEK

Öte yandan sanatçılardan siyasetçilere, akademisyenlerden emek örgütlerine halkın çok geniş bir kesmin de kampanyaya destek geldi.

Kampanyaya sosyal medya üzerinden sunulan desteklerden bazıları şöyle:

Bugün saat 20:00’de iktidarın borazanlığını yapan, sahibinin sesi havuz televizyonlarını kapatıyoruz. Öyleyse #TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/srcIxoaA4f

— Candan Yüceer (@CandanYceer) May 18, 2018

Havuz medyasını kapatıyoruz. Tetikçi köşe yazarlarını da kapatıyoruz. Okumuyoruz, paylaşmıyoruz. #kapatıyoruz#BarışAtayYalnızDeğildirpic.twitter.com/wY61uukw4q

— zeynep altıok akatlı (@zeynabelle) May 16, 2018

pic.twitter.com/bSOdz9bCD3

— GENCO ERKAL (@DOSTLARTIYATRO) May 16, 2018

Vakit tamam, havuz medyasını kapatıyoruz!#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/blhpMU7xoA

— İlhan Cihaner (@ilhancihaner) May 15, 2018

#TamamKapatıyoruz özgür medyanın ve halkın HAYIR kürsüsünü kuruyoruz #Ankara 19 Mayıs Cumartesi, 19.00, Batıkent Kültür Evi Bahçesi #Batı[email protected]@GultekinBerkantpic.twitter.com/5mmVO5ROD0

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 17, 2018

#kapatıyoruz#TamamKapatıyoruz yeniye açılıyoruz,nefesinize kuvvet,yelkenler fora …#BarışAtayYalnızDeğildirpic.twitter.com/dicVDZIsiK

— Erdal Güney (@guneyerdal) May 16, 2018

Hayırla kapatalım. https://t.co/7I4nSrzacR

— Alper Taş (@alper_tas) May 16, 2018

Haber alma hakkımızı engelledikleri için!
Seçimlerin adil yapılmasını önledikleri için!
İktidarın otoriter uygulamalarını meşrulaştırdıkları için!
Algı operasyonlarıyla halka “Yalan Bir Dünya” sundukları için!..

Bugün saat 20:00’de havuz kanallarını kapatıyoruz#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/QopiyWM2eN

— Fikri Sağlar (@dfikrisaglar) May 18, 2018

Milyonların sesini yok sayan havuz televizyonlarını bu akşam 20.00’de kapatıyoruz.#TamamKapatıyoruz#kapatgitsinpic.twitter.com/mZLpd3tokJ

— MMO Genel Merkezi (@MMOtmmob) May 18, 2018

Öyleyse #TamamKapatıyoruz
Bu akşam 20.00’da havuz tv’lerini kapatıyoruz!!! pic.twitter.com/OaEUSHbzmS

— KESK (@KESK1995) May 18, 2018

Bizleri yok sayanları,
Gerçekleri saklayanları,
İktidarın borazanlığını yapanları,
Haber alma hakkını gaspedenleri,
Uyarıyoruz!#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/1Bj33fEVBL

— TMMOB (@TMMOB1954) May 18, 2018

Öyleyse Penguen medyasını #KapatGitsin . Parklarda komşularımızla buluşup biz yayın yapalım. https://t.co/k8QZo6A2N1

— Haziran İstanbul (@istanbulbhh) May 18, 2018

‘Havuz medyası’ bu akşam kapatılıyor!https://t.co/PIzonQGrYu
Seçimlere giderken havuz medyasının tutumu tepki toplamaya devam ediyor. Bugün saat 20’den itibaren havuz medyasına karşı ekranlar kapatılacak, yurttaşlar parklarda buluşacak#KapatGitsinpic.twitter.com/rY9LS1fRnM

— RedHaber (@RedaksiyonHaber) May 18, 2018

Sesimizi duymayan, bizi görmeyen yandaş medyayı #KapatGitsin! #TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/6sOJ1YRI2T

— Haziran Kadıköy (@HaziranKadikoy) May 18, 2018

milyonların sesini yok sayanlardan
BIKTIK… SIKILDIK…
artık #KapatGitsinpic.twitter.com/M8dJFvKV7H

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 18, 2018

#TamamKapatıyoruz camları aç iyice havalansın hayat @serkanaltunignepic.twitter.com/PpmQUwkQmC

— Haziran Hareketi (@BirlesikHaziran) May 18, 2018

Mahallelerimizi duyurularla donattık. Yarın akşam çaya bekliyoruz. #Tamam mı?
Demek ki ne yapıyoruz, akşam 20.00de yandaş kanalları kapatıyoruz, 21.00de de Koşuyolu parkında demli çayımızı içerken komşularla sohbeti koyulaştırıyoruz.#TamamKapatıyoruzpic.twitter.com/AyYhesNhdL

— Haziran Üsküdar (@haziranuskudar) May 17, 2018

Boş bira mayası tankını sokaktan geçirmek için çatıları kestiler

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

Kastamonu’nun İnebolu Limanı’dan Ankara’ya gönderilmek üzere TIR’lara yüklenen boş bira mayası tanklarından biri, Taşoluk köyünde dar sokaktaki iki ev arasına sıkıştı. TIR sürücüleri ve köylülerin saatler süren çalışmasıyla çatının bir bölümü kesilerek TIR’ın geçişi sağlandı.

Özel bir firmaya ait, İstanbul Merter’den 6 TIR’a yüklenen 33’er ton ağırlığındaki boş bira mayası tankları, Ankara’ya gönderilmek üzere gemiyle Kastamonu’nun İnebolu ilçesindeki limana getirildi. 1 hafta süren yükleme işleminin ardından dev maya tanklarını taşıyan TIR’lar bugün sabah saatlerinde yola çıktı.

bos-bira-mayasi-tankini-sokaktan-gecirmek-icin-catilari-kestiler-465195-1.

İnebolu Yenigün Tüneli’nden geçirilemeyen 7,5 metre çapında, 18 metre uzunluğundaki maya tanklarının yüklü olduğu TIR’ların güzergâhı değiştirildi. TIR’ların Taşoluk köyü içerisinden geçerek Yukarıçaylı mevkiine çıkması planlandı.

Konvoy halinde köyden geçen TIR’lar Taşoluk köyüne geldiğinde dar yoldan geçmekte zorlandı. Konvoydaki ilk TIR, köydeki dar yolda iki evin çatısı arasına sıkıştı. TIR sürücüleri ve köylülerin saatler süren çalışmasıyla çatının bir bölümü kesilerek tankların geçişi sağlandı. Ardından konvoydaki diğer TIR’lar geçti.

Konvoy halinde giden 6 TIR’ın İnebolu’dan Ankara’ya olan 330 kilometrelik mesafeyi 15 günde tamamlaması bekleniyor.

(DHA)

Categories: Genel Tags: , , ,

Meteoroloji’den Ankara’ya ‘gök gürültülü sağanak’ uyarısı

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

Meteoroloji, Ankara’ya sağanak uyarısında bulundu.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Ankara’da 13.00-16.00 arası sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışa karşı tedbirli olunmalı” dendi.

Categories: Genel Tags: ,

Türkiye’nin en ucuz şehri neresi?

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

2017 yılında Türkiye ortalaması baz alınarak hazırlanan rapora göre, İstanbul en pahalı şehir olurken, bu oranın yüzde 14,75 olduğu anlaşıldı.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, Türkiye’deki hayat pahalılığı konuluaraştırmayı inceledi. PRNetin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre,2017 yılının en pahalı şehrinin İstanbul olduğu belirlendi. Rapor, Türkiye ortalamasına göre ele alınırken, İstanbul’un diğer şehirlerine oranla yüzde 14,75 ile daha pahalı bir şehir olduğu anlaşıldı. İstanbul’u yüzde 9,04 ile İzmir, yüzde 6,62 ile Ankara, yüzde 4,14 ile de Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova takip etti.

EN UCUZ ŞEHİR AĞRI

2017 yılında hayat pahalılığını konu alan 3 bin 634 haber çıkışı belirlenirken, bu rakam 2018 yılının ilk beş aylık diliminde bin 550oldu. Medyaya yansıyan haber başlıkları incelendiğinde; konut ve kira ücretleri, akaryakıt ve dövizdeki artışların yanı sıra yiyecek içecek fiyatlarındaki dalgalanma, hayat pahalılığı başlığı altında en çok yansıma bulan haberler olarak dikkat çekti. Araştırmada en ucuz şehirlerin Doğu Anadolu’da olması dikkat çekerken, bu şehirler; yüzde -6,51 ile Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahanolarak belirlendi.İkinci olarak en ucuz bölge sıralamasında da Güneydoğu Anadolu kendine yer edinirken, yüzde -6,39 ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt kendi bölgesinin en üst sıralarında yer aldı. Ucuzluk oranı en düşük olan diğer bir bölge de Akdenizolurken, yüzde-5,80 oranıyla Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye bölgenin en uygun şehirleri oldu. Türkiye’dekidiğer büyük şehirler ve onların pahalılık oranına bakıldığında ise; yüzde 1,99 ile Bursa, yüzde 1,25 ile Antalya, 1,38 ile Adana şeklinde karşımıza çıktı. Türkiye’nin ilk 10’unda yer alan diğer büyük şehirlerin ise ucuz olduğu görülürken, bu şehirler; Konya, Antep, Urfa olarak belirlendi.

Lunaparklar faciaya davetiye çıkarıyor

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

BirGün/Ankara

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Sadettin Özkalender, lunaparklarda güvenli bir şekilde tahliyeden, eğlence makinaları operatörlerinin eğitimine kadar denetlenmesi gereken birçok nokta olduğunu belirtti. Lunaparkların faciaya davetiye çıkarttığına vurgu yapan Özkalender, lunaparkların montajının zemine uygun yapılmadığını, can güvenliğini tehlikeye attığını kaydetti.

Lunaparkların denetimine ilişkin yazılı açıklama yayımlayan Özkalender, şu uyarıları yaptı:

“Lunapark ve eğlence alanlarında kullanılan atlıkarınca, discovery, hızlı tren, adrenalin, gondol, dönme dolap gibi tüm eğlence makinalarının yürürlükte bulunan ilgili mevzuata göre aylık ve yıllık periyodik kontrolleri yapılmalıdır.

Emniyet aksamları test edilmelidir. Günlük olarak da eğlence makineleri işletmeye alınmadan önce, tüm emniyet tedbirlerinin çalıştığı tespit edilerek boşta çalıştırma işlemi yapılmalı ve bu kontroller yasal olarak kayıt altına alınmalıdır.

Belediyeler tarafından ruhsat verilmesi gereken bu işletmelerin denetimleri de belediyelerce yapılmalıdır. Cihazların testleri, periyodik kontrolleri ve güvenlik aksamları uzman makina mühendisleri nezaretinde yapılmalıdır. Gezici lunaparklar her kurulumda tekrar denetlenmelidir.”

Çözümün kamusal denetimden geçtiğini bildiren Özkalender, “Bu konudaki mevzuat ve yönetmelikler ‘kamusal denetim’ ve ‘mühendislik uygulamalarını’ dışlayan eksik düzenlemelerdir. İlgili bakanlıklar ve yerel yönetimler, acil tedbir almak üzere mevzuata uygun düzenlemeler yapılmalıdır. TMMOB Makina Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak, eğlence yerlerine işyeri ruhsatı düzenlenmesi, eğlence makinalarının mevzuatta tanımlı periyodik kontrollerinin yapılması, operatör ve bakım personelinin eğitilmesi konularında görev almaya hazırız” dedi.

Telif yasasında telif yok!

Perşembe, 10 May 2018 yorum yok

DERYA AYDOĞAN

Oyuncular Sendikası’nın 13. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında düzenlediği “Türkiye’de bir işçi olarak oyuncu” başlıklı panelde oyuncuların sıkıntıları konuşuldu. Moderatörlüğünü oyuncu Taner Rumeli’nin yaptığı panelde Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Onat Öztürk, oyuncular Tilbe Saran, Fırat Tanış ve Sermet Yeşil konuşmacı olarak katıldı. Panel sonrası oyuncular sosyal medya hesaplarından ‘telif yasasında telif yok’ etiketini paylaştı. Oyuncuların telif hakları için uzun yıllardır mücadele veren Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) ile telif yasasındaki sıkıntıları konuştuk. BİROY Başkan Yardımcısı Aslı Şahin, yasayı ve telif konusunda yapılması gerekenleri anlattı.

»Telif yasasında telif yok paylaşımı ile kamuoyunda ses getirdiniz. Nedir sıkıntı?
Yıllardır bunun üzerinde çalışıyoruz. Meslek birliği olarak 10’uncu yılımızdayız. Bakanlıkla yapılan her toplantıda her çalıştayda, isteklerimizi dile getirdik. 2012 yılında İspanya’da ve Brüksel’de uluslararası toplantılar vardı, o toplantılara Bakanlık’tan uzmanları çağırdık ve yasamızda neler olması gerektiğine dair bütün bilgileri onlara verdik. Dünyadaki tüm örnekleriyle beraber, olması gerekeni anlattık. Yıllar süren çalışmaların sonucunda bu yasa taslağı bir şekilde ortaya çıktı ve bu taslak bizimle birkaç ay önce paylaşıldı. Karşımıza 3 yıl olarak çıktı bu telif konusu. Biz de şiddetle bu duruma karşı çıktık. Dünyada böyle bir örnek yok. Telif hakkı denilen şeyin tamamen ruhuna, her şeyine aykırı… Telif dediğimiz şey, bir eser ortaya çıktığında ikinci kez gösteri yapıldığında hak sahiplerine doğan maddi haktır. Eser sahiplerine ve bağlantılı hak sahiplerine bu hak doğar. Burada sıkıntı şu, bu süreyi ikinci gösterim itibari ile değil 5 yıl sinemada 6 yıl da dizilerde telif verilmemesi gibi bir madde var. Biz taslakta karşımıza 3 yıl olarak geldiğinde de itirazlarımızı sunduk bakanlığa. Üyelerimiz de görüş bildirdi. Kamuya açıldı taslak ve herkes görüş bildirebildi. Eser sahipleri ve oyuncular olarak bu taslağa şiddetle karşı çıktık. Telif denilen şey ikinci gösterimden sonra doğarken siz 5-6 yıl hak vermemezlik yapamazsınız.

telif-yasasinda-telif-yok-461318-1.

»Tasarı geriye dönük hak sahibi olanları kapsıyor mu? Ne zamandan itibaren geçerliliği söz konusu?
Yürürlüğü girmesi ile ilgili şöyle bir madde var, “Bu maddenin geçerliliği 2 yıl sonra başlayacaktır” diye yazıyor. Yani bu, “Şu anda çekilen bir şeyde, siz ancak 7 yıl sonra, dizilerde de 8 yıl sonra hak sahibi olabilirsiniz” demek. Yapımcıların kanallarla yaptığı anlaşmalar en fazla 5 yıl süreli zaten. Çünkü 5 yıl içinde eserler her şeyini tüketir. Çok istisnai diziler vardır hâlâ yıllar sonra tekrarları yayınlanan. Düşünün yılda 100 dizi çekiliyor. Bu 5 yılda 500 dizi eder. Bunun kaç tanesi 5 yıl sonra tekrar gösteriliyor? “5 yıl sonra size hakkınızı vereceğiz” denmesi hiç gerçekçi değil zaten. Mantıklı da değil. Çocuk eyler gibi bir şey bu.

»Yapımcı ve kanal arasındaki anlaşmalar mı engel oluyor?
Aslında yapımcı telif almıyor, satıştan parasını alıyor. Ama tabii onların pastasında telif çok küçük bir dilim olduğu için bu durumu biraz görmezden geliyorlar. Bu, kanalların ve yapımcıların lobisi ile konulmuş bir şey, çok belli. Düşünün yeni bir dizi başladığı zaman, aynı gün içinde bile 1.bölümü 2-3 kez tekrar gösteriyorlar. İnsanlar görsünler ve diziyi seyretmeye başlasınlar diye… İşte aslında aynı gün 2.kez gösterdiğinizde bile bizim telif hakkımız doğuyor. Bu arada kanallar 2’nci ya da 3’üncü gösterimlerinde aralara tekrar reklam alıyorlar ve bu dizilerden yine para kazanıyorlar. Fakat hak sahiplerine maalesef haklarını vermeye yanaşmıyorlar. Bu da çok ciddi bir hak gasbı demek. Baya hakkı gasp etmek demek bu. Yıllardır oyuncular, sigortasız çalıştırılıyorlar ve kimse emekli olamıyor. Hep duyduğumuz şeylerden biri banklarda parklarda yatarak yaşıyorlar. Sefalet içinde açlık içinde ölen oyuncular var. Hastalandıklarında ilaç alamadığı için ölen oyuncular var. Senaristler de öyle… Birçok yönetmen sektörü bırakıp, başka işlerde çalışmaya başlıyor.

»Her gün filmlerini televizyonda gördüğümüz ünlülerin zor günler geçirdiğini haberlerde okuyoruz, görüyoruz.
Aynen işte bu. Oyuncuların başına çok gelir bu. Biz daha görünen bir yüz olduğumuz için bunu hep yaşarız. Aylardır işsiz kalmışızdır, paramız yoktur ama televizyonda oynadığımız dizinin tekrarı dönüyordur ve insanlar da bizi çok para kazanıyoruz zannediyor. Bizden yardım istediklerinde bilmiyorlar ki bizim hiç paramız olmadığını. Çok yaşadık bunları. Bazen Bakanlık bizi arıyor diyor ki, “Bu oyuncu çok zor durumdaymış, ne yapabiliriz?” Ne yapabilir? Telif haklarını verseydiniz, o oyuncu o durumda olmayacaktı. SSK’siz çalıştırıldığımız için de sektörde böyle bir sorun var zaten. Emekliliğimizi alamıyoruz bari en azından hakkımızı telifimizi alırsak, en azından kimseye muhtaç olmadan yaşarız, bir noktada. Telif dediğimizde de öyle aman aman büyük paralardan da bahsetmiyoruz. Kimseye bir külfeti olmayan ancak birikince biraz bir şey olan meblağlar bunlar. Acayip miktarlardan bahsetmiyoruz. Çok iş yapan eser sahipleri hariç. Onlarda zaten topluluk içinde azınlık olarak kalıyor.

Taleplerimiz karşılık bulmuyor

telif-yasasinda-telif-yok-461314-1.

»Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Bize bu taslak geldiğinde “3 yıl telif yok” denildiği zaman biz itirazlarımızı yerine getirdik. Ciddi anlamda karşı çıktığımız başka maddeler de var çünkü. Bunlarla ilgili görüşlerimizi bildirdik. Taslağın son halini görmemiştik ve sadece bazı duyumlar geliyordu. Sürekli olarak Bakanlık’tan bu taslağı istedik fakat Bakanlık bize son halini göstermedi. Sonrasında basından öğrendik ki, bu taslak bakanlardan geçmiş, Başbakanlık’tan da imza almış ve Meclis’e tasarı olarak sunulmuş. Dolayısıyla şu anda ikinci etapta Ankara’yı, komisyon üyelerini bilgilendirmeye çalışacağız. Kamunun desteği çok önemli. Bunu duyurmamız gerekiyor. Çok ciddi bir hak gasbı olduğu için yaptığımız kampanya bununla ilgiliydi. “Lütfen artık sesimizi duyun” dedik. Muhatap olduğumuz bütün kurumlara, Ankara’daki herkese bunu defalarca yıllar boyu anlattık. En son gelen taslakta da bu maddeye de şiddetle karşı çıktık. 3 yıl olan şey şimdi karşımızı 5-6 yıl olarak çıktı. Anlattıklarımız karşılığını bulmuyor ancak kamunun desteği ile bir yere varılabilecek gibi duruyor.

Yavaş Fest 26-27 Mayıs’ta Ankara’da

Perşembe, 10 May 2018 yorum yok

Ankara’da yepyeni bir müzik festivali başlıyor. Tamamı akustik performanslardan oluşan ve sürpriz düetlere imza atılacak bu festivalde birbirinden önemli isimler sahne alacak. 26-27 Mayıs tarihlerinde ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde iki gün sürecek festivalde Teoman, Bülent Ortaçgil, Birsen Tezer, Erkan Oğur & İsmail H. Demircioğlu, Sena Şener, Halil Sezai, Cem Adrian, Ceylan Ertem, Redd, Ahmet Aslan ve Tuna Kiremitçi sahne alacak.

1.Gün Programı (26 Mayıs Cumartesi)

Teoman

Bülent Ortaçgil

Birsen Tezer

Erkan Oğur & İsmail H. Demircioğlu

Sena Şener

2.Gün Programı (27 Mayıs Pazar)

Halil Sezai

Cem Adrian

Ceylan Ertem

Redd

Ahmet Aslan

Tuna Kiremitçi

Categories: Genel Tags: , , ,

Demirbilek: Ulusal meslek tanımlarımız sektörün kalitesini

Çarşamba, 09 May 2018 yorum yok

DERYA AYDOĞAN [email protected]

İki haftadır devam eden ‘Kamera arkası ekiplerinin sıkıntıları’ röportaj serimizin bu hafta son bölümüne geldik. 1 Mayıs tarihinde TRT için çekilen ‘1 Hadis 1 Film’ dizi projesinin setinde meydana gelen kazayla ilgili son durumu da sendikadan öğrendik. Sinema Tv Sendikası’ndan Genel Koordinatörü Sinem Çetinkaya ve Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Demirbilek’e merak ettiklerimizi sorduk.

»Genellikle yapımcılar kanaldan ücret alamadığını söylüyor. Televizyon kanalları ile görüşüyor musunuz?
Sinem:
Kanal ve yapımcı arasında bir top çevrildiğini düşünüyoruz. Zaman zaman kanallarla da görüşüyoruz. Yapımcı kanalı, kanal da RTÜK’ü gösteriyor. Herkes başkalarının sorumluluğunu yerine getirmediğini söylüyor. Oyuncular çok para alıyor gibi bahaneler buluyorlar. Bir yandan da reklam verenler yüzünden oluyor deniliyor. Kimse şurada da benim hatam var demiyor.

»Bu sektöre başladığınızdan beri değişimine şahit olduğunuz olumlu neler var?
Ufuk:
Değişimine şahit olmaktan çok değişimin öznesi olduğum çok güzel şeyler de oldu. Mesela, ulusal meslek standartlarımız. Sektörümüzde birbirinden farklı birimler vardı, teknik açıdan kamera ses ve ışık, sanat, reji, kostüm gibi. Biz reji olarak Ulusal Meslek Standartlarımızı yani meslek tanımlarımızı yaptık. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) ile görüştük. Daha önce bir iki kez yapılmaya çalışılmış ancak yapılamamış bir konuydu bu meslek tanımları, biz sendika olarak reji birimi için bunu gerçekleştirdik. Bunu ilk defa yapıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Meslek tanımları 14 aylık bir süreçte tamamlandı ve resmi gazetede yayımlandı. Reji birimi ile görüntü birimi de bunu yaptı. Sanat ve kostüm birimleri de yapıyor.

»Bunu yapmanın sağladığı avantaj nedir? Neden önemli?
Ufuk:
Örneğin zaman zaman hak gaspından kaynaklı açılan davalar var ve mahkemeler yapmış olduğumuz mesleği tam olarak tanımlayamıyor böyle durumlarda. Artık bu değişti ve mahkeme artık bu meslek şu anlama geliyor, içeriği de şudur diyor. Ulusal meslek standartları yine ilerde Türkiye’de çalışan arkadaşların Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde çalışabilmesinin önünü açıyor. Bununla ilgili bir akreditasyon süreci olacak. Sendika olarak amacımız şu, meslek standartlarını tamamladıktan sonra yetkilendirilmiş belge kuruluşu olmak istiyoruz çünkü bir araba tamircisinin de bir sıvacının da bu ülkede meslek tanımı var. Yetkilendirilmiş belge kurulu olursak eğer, sektörümüzde yaygın bir görüş var ya, insanlar işlerini iyi yapmıyorlar kalifiye eleman sayısı az gibi şikâyetlerin de önüne geçeceğiz. MYK’nın bize aktardığı bazı bilgiler var, MYK belgeleri 5 yıllık bir geçici süreye sahip olacak ve 5 yılda bir teorik ve pratik olarak sınava girilerek, güncellenecek. Bu sektörün kalitesini artıran bir şey olacak. Bu anlamda umutluyuz. Bu tarz çalışmalar geceden sabaha olabilen şeyler değil o yüzden zaman ve sabır isteyen konular.

Sinem: Sözünü ettiğimiz MYK belgesine alaylı da okullu da sahip olabilecek. “Benim yeğenim sana asistanlık yapsın” veya “falancanın kızı/oğlu” deniyor ya bazen, bu ve benzer şekilde feodal ilişkilerle kurulan ekiplerin de önüne geçmeyi sağlayacağız; çünkü bu durum aynı zamanda niteliksiz çalışmayı da beraberinde getiriyor.

***

Dizi çekimi süresiz durduruldu

Sinema Tv Sendikası Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Demirbilek’e son gelişmeleri sorduk.

»1 Hadis 1 Film dizisinin setindeki kazada, yanan çocuğun ve yardımcı oyuncunun sağlığı nasıl?
Ufuk: Çocuk M. Ç., Ankara Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Hematoloji ve Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi / Ankara Dış Kapı Çocuk Hastanesi Yanık Yoğun Bakım Servisi’nde. Vücudunun yüzde 48’i yanmış durumda. Yanık ciğerlerine kadar sirayet etmiş. 20’li yaşlarda olan figüran, Muhammet Sinan Şenol’un durumu da idda edildiği gibi hafif değil. Konya’da tedavi görüyor. Ağır yaralı. Kolundan operasyon geçirdi. Boynunda ve yüz çevresinde yanıklar var. Durumu, ciddi..

»TRT’den yetkililerle buluştunuz, neler yaşandı?
Ufuk:Yaralılarla ilgili bilgileri kendileriyle paylaştık. TRT olarak mağdurların her türlü yanında olduklarını ve bu sürecin takipçisi olacaklarını belirttiler. 1 Hadis 1 Dizi setini süresiz olarak durdurduklarını ifade ettiler. TRT olarak, setlerdeki çalışma ortamının sıfır riskle icra edilebilmesi için, Sinema Televizyon Sendikası ve Oyuncular Sendikası ile ortak hareket etmenin önemine vurgu yaptılar. Çalışma süreleri, iş sağlığı/güvenliği ve sözleşmelerin içerikleri başta olmak üzere, birçok konunun yeniden ele alınması için, tekrardan bir araya gelinmesi kararlaştırıldı.

Ahdim olsun…

Salı, 08 May 2018 yorum yok

Dün gazetelerin çoğunun manşeti böyleydi. Bazıları sonuna bir “ki” de eklemiş; AHDİM OLSUN Kİ.

Tabii kastettikleri bir şarkı değil; Sezen Aksu’dan, Ebru Gündeş’ten dinledikleri. Kastettikleri AKP ve MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ın manifestosunu açıklarken vatandaşa verdiği sözler…

O sözleri dinler, manşet yaparken şarkıyı dinlemek de iyi giderdi: “Geçti yıllar ah geç aydım / Anladım ki boşa gün saydım / Baka kaldım giden güne / Ben hep düne ait kaldım …. Pişmanlıklar, düşmanlıklar / Bitmez dilimin amanları / Çocukluğum kavruk / Gençliğim savruk / Yetişkinliğimden hiç hayır yok / Hayat kadere inat seni / Sil baştan yaşayacağım / Ahdım olsun

İyi valla, 16 yıllık iktidarda, çocukluk savruk gençlik kavruk geçsin, yetişkinlikte bir hayır olmasın, sil baştan yaşanacak yeni hayatta tarafsız adalet sözü, eksiksiz demokrasi sözü ver!

Bunlar bunca yıl yapılmadıysa, ve yapacağım diye ahdettiğinize göre şimdi de yoksa, ve yaptıklarınız yapacaklarınızın garantisiyse, o ahitler iktidar sözcüsü medyaya manşet olmaktan başka neye yarar?

Bana medyanı söyle sana ne olduğunu söyleyeyim! Son yılların toplum analizleri epeyce bu ilke üzerinden ilerliyor; bir ülkenin medya sistemine, medyasına bakarak onun siyasal sisteminin adını koyabiliyorsunuz.

Sabah akşam aynı kişinin konuştuğu, bir seçim kampanyası sırasında bütün medyanın sadece iktidarın etkinliklerini verdiği, devlet televizyonunun muhalefeti görmediği bir medyanız varsa, o ülkenin siyasal sistemine üç aşağı beş yukarı aynı anlama gelen birkaç isim verebilirsiniz ama asla demokrasi diyemezsiniz!

Ahdedilen şeylerden biri “eksiksiz demokrasi” ya, onun için seçim sonunu beklemeye gerek yok!

Şimdiden, aynı havuza doluşmuş gazete ve televizyonlara ve de vatandaşlardan topladığı paralarla yayın yapan TRT’ye göz ucuyla işaret vererek muhalefetin adaylarına da eşit söz hakkı vermesini sağlayabilirsiniz.

Bütün “eksiksiz demokrasi”lerde seçim zamanlarının olmazsa olmazı olan adayların vatandaşlar karşısında tartıştığı, kendilerine yönelik bütün sorulara yanıt verdiği, böylece demokratik tercihlerini sağlıklı olarak yapmalarına hizmet edecek programlar yaptırabilirsiniz.

Yeter ki isteyin; siz isterseniz göreceksiniz onlarca televizyon yüzlerce gazeteci sıraya girecek böyle bir program için.

Eksiksiz bir demokrasi sözü veriyorsanız, hadi şimdiden bir adım atın, “bana medyanı söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diyenleri susturup samimiyetinizi dosta düşmana gösterin.

Bakın bu aşırı doz ters teper, sabah akşam hangi kanalı açsa aynı sesi duyanlar ona tepki göstermeye de başlarlar. Uyarayım!

Üstelik sabah akşam duyulan aynı sesle vatandaşın birebir yaşadıkları arasında uçurum varsa, 7/24 sizi anlatan medyadan bir fayda görmeyi unutun.

Hafta sonunda dünyanın değişik yerlerinden dostlarım aradı; telaşları seslerine, mesajlarını yazdıkları sözcüklere yansıyordu: “Ankara’yı sel götürmüş, nasılsınız?

Demek Türkiye’nin başkentinde 10-15 dakika yağan yağmurun nelere yol açtığı dünya televizyonlarında da haber olmuş.

O yağmurun Mamak’ı vurduğu Cumartesi günü “son başbakanBinali Yıldırım AKP Kadın Kolları İl Kongresi’nde konuşuyordu. Diyordu ki; “Ankara bizim için hep önemli olmuştur. … 6 yıl öncesine göre bugün başka bir Ankara var. Ankara’da devletin güler yüzüyle hizmet ettiği bir hükümet var. Başkent Ankara dev projelerin, dünya çapındaki yatırımların kararının verildiği bir yerdir. Ankara’ya 16 yılda çok önemli yatırımlar yaptık. Yollar, konutlar, barajlar, göletler, şehir hastaneleri, okullar, yurtlar, üniversiteler açtık.

Yıldırım’ın bu sözlerini canlı canlı dinleyen kimi vatandaşlar; Ankara’nın Mamak ilçesinde 12 dakika süren yağmurun sele yol açtığını, selin onlarca aracı önüne katıp sürüklediğini, 20’ye yakın işyeri ve 150’nin üzerinde aracın hasar gördüğünü, sele kapılan 3 kişinin yaralandığını da bizzat gördüler.

Gün gelir, vatandaşlar da “Ahdim olsun ki” derler; “Artık medyanın anlattığı hikâyelere değil, yaşadıklarıma inanacağım!

Not: Geçenlerde BirGün yazarları bu gidişle Meclis’te grup kuracak demiştim. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da CHP ‘den aday adayı oldu. Siyasete kalite getireceğine inanıyor, başarı diliyorum.