arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Binali Yıldırım’

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan 5 yıla

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, AKP iktidarının, gazeteci örgütlerinin isteği üzerine hazırlanan yıpranma payına ilişkin önergeyi reddettiğini söyledi. Yarkadaş, “Meclis’in son oturumunun son önergesini de reddettiler” dedi.

TBMM 26. Dönem’in son Genel Kurulu 100. oturumla sona erdi. AKP’nin getirdiği torba yasanın görüşüldüğü genel kurulun son oturumunun son önergesi ise CHP Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından verildi.

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan beş yıla çıkarılmasını teklif eden önergeye ilişkin konuşan Yarkadaş, AKP’lilerden de destek istedi. Yarkadaş, genel kurulda yaptığı konuşmada “Gazetecilerin yıpranma payı süresinin beş yıla çıkarılmasını istiyoruz. Her yıl için doksan gün yıpranma payı istiyoruz. Bu uygulamanın emeklilikteki yaş haddinden de düşürülmesini talep ediyoruz” dedi.

GAZETECİ VEKİLLER DE DESTEKLEDİ

Yarkadaş’ın teklifi AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ise AKP’nin tavrını eleştirdi. CHP’li vekil, şunları söyledi:

“Genel Kurul’a sunduğum önergeye, gazeteci milletvekillerimiz Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Atilla Sertel, Utku Çakırözer, Mustafa Balbay ve Eren Erdem de destek verdiler. Gazetecilik meslek örgütlerimizin isteği üzerine genel kurula sunduğum önerge, AKP’nin direnciyle karşılaştı. Üstelik, gazeteci meslek örgütleri, bu konuda Başbakan Binali Yıldırım ile de görüşmüş ve destek istemişlerdi. Başbakan, tüm gazetecilerin önünde ‘İlgileneceğim, arkadaşları uyaracağım’ demişti. Buna rağmen, AKP grubu önergemi reddetti. AKP giderayak, gazetecilerin önemli bir sorununun daha çözülmesine engel oldu.”

CHP’li Yarkadaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu önergeyi reddetmeleri yüzünden, gazetecilerin yıpranma süresi 3.5 yılda kaldı. Oysa bu süre eskiden 5 yıldı. AKP bu hakkı da budadı. Gazeteciler AKP yüzünden 1.5 yıl daha yıpranacak. Neyse ki; 24 Haziran seçimleri geliyor. Biz 24 Haziran sonrası, bu düzenlemeyi meslek örgütlerinin istediği hale getireceğiz. Meslektaşlarımız AKP yüzünden geçmişe oranla, beş kat daha fazla yıpranıyor. Seçimin ardından, gazetecilerin özgürce gazetecilik yapabildiği ve emekli olmak bile istemeyecekleri bir medya düzenini sağlayacağız. Meslektaşlarımız 38 gün daha dişlerini sıksınlar, baskı dönemi sona erecek.”

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu: TOBB nasıl oluyor da

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun, TOBB’nin 74.Genel Kurulunda yaptığı konuşmada iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının işveren lehine değiştirilmesini sağladıklarını ifade eden açıklamalasıyla ilgili açıklama yayımladı.

“TOBB nasıl oluyor da işçi haklarının kısıtlanmasını sağlayabiliyor?” denen açıklamada,kapitalist sistemin işçi haklarını kısıtladığı bir dönemde iktidar-sermaye işbirliğinin emek mücadelesine her alanda saldırısı devam etmekte olduğunun altı çizildi ve Başbakan Yıldırım işe TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na sorular yöneltildi.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu Kurulu’nun açıklaması şöyle:

Kapitalist sistemin işçi haklarını kısıtladığı bir dönemde iktidar-sermaye işbirliğinin emek mücadelesine her alanda saldırısı devam etmektedir. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, TOBB’nin 74.Genel Kurulunda yaptığı konuşmada istihdam maliyetlerinin düşürülmesini ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının işveren lehine değiştirilmesini sağladıklarından bahsederek “Büyük sıkıntı yaşadığımız bir başka alan, yargı sistemiydi. Özellikle iş mahkemelerindeki davalarda, işveren yüzde 99 haksız çıkıyordu. Bunu değiştirmek üzere, zorunlu arabuluculuk sisteminin uygulamaya alınmasını sağladık” açıklamasında bulundu.

Başbakan Binali Yıldırım da geçtiğimiz hafta düzenlenen 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresinin açılış konuşmasında “iş kazalarının yüzde 80-85 insan hatasından, insan unsurundan kaynaklandığını”, “iş cinayetlerinin ardından getirilen düzenlemelerde ipin ucunun kaçırıldığını” ve “Eldiven takmaz, baret giymez, güvertede çalışır kemer takmaz. Sürekli peşlerinden koşacaksın. Her an başında duracaksın” gibi cümlelerle iş cinayetlerinde suçun işçide olduğunu söylemekten çekinmemiştir.

Anlaşılan Başbakanın konuşmaları ile cesaretlenen, Rıfat Hisarcıklıoğlu, Başbakan ile aynı dili kullanarak işçi haklarının kısıtlanmasına yönelik çalışmalar yaptıkları ve başarılı olduklarını genel kurulda söyleyerek TOBB üyelerinden oy toplamaya çalışmıştır.

Hisarcıklıoğlu TOBB üyelerine sempatik görünmek ve seçim kazanmak için iş ve emek karşıtı mücadelelerini övünerek anlatırken AKP iktidarı da yaklaşan 24 Haziran seçimleri için seçim yatırımı yaparak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan işyeri denetimlerini gerçekleştiren iş müfettişlerinin denetimlerini askıya alarak işçileri denetimsiz ortamlarda ölmeye terk etmiştir. Söz konusu denetimsizlik AKP iktidarının her seçim/referandum öncesi yaptığı bir uygulama olup oy kaybetmemek, sermayeye şirin gözükmek adına emekçilerin yaşam haklarını ellerinden almaktadır.

Tüm açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi, AKP iktidarı 22 aylık OHAL sürecinde toplum hak ve özgürlükleri ile işçi hakları ve sendikal mücadeleleri kısıtlanmıştır. Hisarcıklıoğlu’nun da itiraf ettiği gibi AKP iktidarının çalışma yaşamına yönelik ele aldığı “Hedef Sıfır Kaza”, “Güvenli İskele”, “Güvenle Büyü Türkiye” gibi kampanyalar günü kurtarmayı dahi amaçlamadan göz boyamaya yöneliktir.

Başbakan Binali Yıldırım ve TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na soruyoruz;

  • 24 Haziran seçimleri nedeniyle askıya alınan işyeri denetimleri sürecinde kaç işçi yaşamını yitirdi?
  • Kamu kurumlarının bünyesinde ve taşeronlarında sigortasız işçi çalıştırmak, çocuk işçi çalıştırmak gibi uygulamalar mevcut mudur? TRT’nin setinde yaşanan iş kazasından sonra iş yeri denetimlerini 24 Haziran’a kadar yapmamaya devam edecek misiniz?
  • Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Eskihisar Şirketler Grubunda kaç iş kazası yaşanmıştır, Eskihisar Şirketler Grubunda İş Teftiş Kurulu Başkanlığı planlı ya da plansız hiç denetim yapmış mıdır?
  • TOBB Başkanı ve Eskihisar Şirketler Grubu yönetim kurulu başkanı olan Rıfat Hisarcıklıoğlu nasıl oluyor da işçi sendikalarının, emek – meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının tüm baskılarına karşın işçi haklarının kısıtlanmasını sağlayabilmektedir?
  • Arabuluculuk faaliyetlerinin %90’nını oluşturan işçi-işveren uyuşmazlıklarında 19.411 kişinin hakkının gasp edilmesinin sorumlusu Hisarcıklıoğlu mudur?
  • 2016 yılında 24.284 denetim yapan İş Teftiş Kurulu Başkanlığı 2017 yılında denetimlerini %23 azaltarak 18.812 denetim yapmıştır ancak 2016 yılında en az 1970, 2017 yılında ise en az 2006 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetleri kontrolsüz bir şekilde artarken kamusal denetimler hangi amaç için azaltılmakta, askıya alınmaktadır?

Başbakan Yıldırım’dan ‘yetki tasarısı’ açıklaması

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde (KHK) yapılması gereken değişiklikler için hazırlanan yetki yasası tasarısını değerlendiren Yıldırım, “Tamamen anayasa çerçevesinde yapıldı o nedenle rahatız.” dedi.

Başbakan Yıldırım açıkladığı paketle ilgili soruya, “Konuşuldu, Meclis’te kabul edildi. Çok kapsamlı. Cumhurbaşkanı onayladıktan sonra hayata geçecek. Başka kapsamlı bir düzenleme çalışması yok” diye yanıt verdi.

Başbakan Binali Yıldırım “Ermenistan yıllardan beri sürdürdüğü Türkiye’ye yönelik hasmane tutumundan, Türkiye’nin toprak bütünlüğü, sınırlarına yönelik yanlış tutumlarından vazgeçiyorsa, her şeyden vazgeçiyorsa, yeni bir sayfa açmak istiyorsa bunlarla ilgili detayları görüp ona göre karşılık veririz” dedi.

Ahdim olsun…

Salı, 08 May 2018 yorum yok

Dün gazetelerin çoğunun manşeti böyleydi. Bazıları sonuna bir “ki” de eklemiş; AHDİM OLSUN Kİ.

Tabii kastettikleri bir şarkı değil; Sezen Aksu’dan, Ebru Gündeş’ten dinledikleri. Kastettikleri AKP ve MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ın manifestosunu açıklarken vatandaşa verdiği sözler…

O sözleri dinler, manşet yaparken şarkıyı dinlemek de iyi giderdi: “Geçti yıllar ah geç aydım / Anladım ki boşa gün saydım / Baka kaldım giden güne / Ben hep düne ait kaldım …. Pişmanlıklar, düşmanlıklar / Bitmez dilimin amanları / Çocukluğum kavruk / Gençliğim savruk / Yetişkinliğimden hiç hayır yok / Hayat kadere inat seni / Sil baştan yaşayacağım / Ahdım olsun

İyi valla, 16 yıllık iktidarda, çocukluk savruk gençlik kavruk geçsin, yetişkinlikte bir hayır olmasın, sil baştan yaşanacak yeni hayatta tarafsız adalet sözü, eksiksiz demokrasi sözü ver!

Bunlar bunca yıl yapılmadıysa, ve yapacağım diye ahdettiğinize göre şimdi de yoksa, ve yaptıklarınız yapacaklarınızın garantisiyse, o ahitler iktidar sözcüsü medyaya manşet olmaktan başka neye yarar?

Bana medyanı söyle sana ne olduğunu söyleyeyim! Son yılların toplum analizleri epeyce bu ilke üzerinden ilerliyor; bir ülkenin medya sistemine, medyasına bakarak onun siyasal sisteminin adını koyabiliyorsunuz.

Sabah akşam aynı kişinin konuştuğu, bir seçim kampanyası sırasında bütün medyanın sadece iktidarın etkinliklerini verdiği, devlet televizyonunun muhalefeti görmediği bir medyanız varsa, o ülkenin siyasal sistemine üç aşağı beş yukarı aynı anlama gelen birkaç isim verebilirsiniz ama asla demokrasi diyemezsiniz!

Ahdedilen şeylerden biri “eksiksiz demokrasi” ya, onun için seçim sonunu beklemeye gerek yok!

Şimdiden, aynı havuza doluşmuş gazete ve televizyonlara ve de vatandaşlardan topladığı paralarla yayın yapan TRT’ye göz ucuyla işaret vererek muhalefetin adaylarına da eşit söz hakkı vermesini sağlayabilirsiniz.

Bütün “eksiksiz demokrasi”lerde seçim zamanlarının olmazsa olmazı olan adayların vatandaşlar karşısında tartıştığı, kendilerine yönelik bütün sorulara yanıt verdiği, böylece demokratik tercihlerini sağlıklı olarak yapmalarına hizmet edecek programlar yaptırabilirsiniz.

Yeter ki isteyin; siz isterseniz göreceksiniz onlarca televizyon yüzlerce gazeteci sıraya girecek böyle bir program için.

Eksiksiz bir demokrasi sözü veriyorsanız, hadi şimdiden bir adım atın, “bana medyanı söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diyenleri susturup samimiyetinizi dosta düşmana gösterin.

Bakın bu aşırı doz ters teper, sabah akşam hangi kanalı açsa aynı sesi duyanlar ona tepki göstermeye de başlarlar. Uyarayım!

Üstelik sabah akşam duyulan aynı sesle vatandaşın birebir yaşadıkları arasında uçurum varsa, 7/24 sizi anlatan medyadan bir fayda görmeyi unutun.

Hafta sonunda dünyanın değişik yerlerinden dostlarım aradı; telaşları seslerine, mesajlarını yazdıkları sözcüklere yansıyordu: “Ankara’yı sel götürmüş, nasılsınız?

Demek Türkiye’nin başkentinde 10-15 dakika yağan yağmurun nelere yol açtığı dünya televizyonlarında da haber olmuş.

O yağmurun Mamak’ı vurduğu Cumartesi günü “son başbakanBinali Yıldırım AKP Kadın Kolları İl Kongresi’nde konuşuyordu. Diyordu ki; “Ankara bizim için hep önemli olmuştur. … 6 yıl öncesine göre bugün başka bir Ankara var. Ankara’da devletin güler yüzüyle hizmet ettiği bir hükümet var. Başkent Ankara dev projelerin, dünya çapındaki yatırımların kararının verildiği bir yerdir. Ankara’ya 16 yılda çok önemli yatırımlar yaptık. Yollar, konutlar, barajlar, göletler, şehir hastaneleri, okullar, yurtlar, üniversiteler açtık.

Yıldırım’ın bu sözlerini canlı canlı dinleyen kimi vatandaşlar; Ankara’nın Mamak ilçesinde 12 dakika süren yağmurun sele yol açtığını, selin onlarca aracı önüne katıp sürüklediğini, 20’ye yakın işyeri ve 150’nin üzerinde aracın hasar gördüğünü, sele kapılan 3 kişinin yaralandığını da bizzat gördüler.

Gün gelir, vatandaşlar da “Ahdim olsun ki” derler; “Artık medyanın anlattığı hikâyelere değil, yaşadıklarıma inanacağım!

Not: Geçenlerde BirGün yazarları bu gidişle Meclis’te grup kuracak demiştim. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da CHP ‘den aday adayı oldu. Siyasete kalite getireceğine inanıyor, başarı diliyorum.

100 bin imzada son iki gün

Pazartesi, 07 May 2018 yorum yok

İlçe seçim kurullarında, cumhurbaşkanlığı adaylığı için imza verme işlemleri devam ediyor.

Siyasi partilerin veya seçmenlerin Cumhurbaşkanı adayı göstereceği isimler için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvuru süreci 1 Mayıs’ta başladı.

Süreç, 100 bin imzayla cumhurbaşkanı adayı olmak isteyenler için 2 Mayıs’ta, siyasi partilerin gösterilecekleri adaylar içinse 5 Mayıs’ta sona erdi.

100 bin imzada son durum 100 bin imzada son durum

AKP Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli YSK’ya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı için 4 Mayıs’ta başvurdu.

CHP de 5 Mayıs’ta Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylık başvurusunu yaptı.

HDP ise tutuklu bulunan eski eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş’ı cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi.

İmza için son tarih 9 Mayıs

Cumhurbaşkanlığı için seçmenlerin aday gösterilme yeterliliğine sahip olanlar ise 4 Mayıs’tan bu yana imza toplamaya devam ediyor.

İmza verme süresi 9 Mayıs Çarşamba 20.00’de sona erecek.

10 Mayıs’ta YSK geçici adayları açıklayacak

Seçmenin cumhurbaşkanı adaylığı teklif ettiği kişilerle ilgili sürecin 9 Mayıs’ta tamamlanmasının ardından 10 Mayıs’ta YSK, cumhurbaşkanı geçici aday listesini ilan edecek.

Geçici aday listesine yapılacak itirazlar değerlendirildikten sonra YSK, cumhurbaşkanı kesin aday listesini 13 Mayıs’ta yayımlayacak ve cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacak.