arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘değil’

Topkapı Sarayı sasdece saray değil

Perşembe, 24 Mar 2016 yorum yok

Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, “Bir Müstakil Dünya Topkapı Sarayı” kitabı ile okurlarının karşısına çıktı.

Şimşirgil, eserinde 624 yıllık Osmanlı Devletinin 4 asrına taht merkezi olarak şahit olan mekanın sırlarını yazdı. Osmanlı’nın bu kadim idare merkezini “Topkapı Sarayı bir idare merkezi olmanın yanı sıra, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderûn mektebini ve sanatçı yoğuran Ehl-i hirefi bünyesinde barındıran bir saray manzumesidir ki dünyada eşi benzeri yoktur” diyen özetleyen Prof Dr. Ahmet Şimşirgil, şunları anlattı: “Topkapı Sarayı’nın Haliç’e, Marmara’ya, İstanbul Boğazına kısaca Asya’ya ve Avrupa’ya hâkim konumuna baktığımızda Osmanlı sultanlarının nasıl çevreci olduklarını görüyoruz. Fatih’e ‘Dünya’da bir din, bir devlet olmalı, İstanbul’da başkent olmalı’ sözünü söyleten sebebin Topkapı Sarayı olduğunu anlıyorsunuz. Topkapı Sarayı Fatih tarafından kuruldu ise de 4 asır boyunca muhtelif sultanlar değişik ilaveler yaptılar. Normalde yamalı bohça gibi olması gerekirken sanki bir dönemde ve tek bir mimar elinden çıkmış gibi pürüzsüz duruyor. Bu da Osmanlı’da mimarinin ne kadar geliştiğini gösteriyor.

KUTU GİBİ ODALAROsmanlının gücünü düşününce haşmetli bir saray bekliyorsunuz lakin Topkapı sadeliği ve tevazuu ile öne çıkıyor. Topkapı içinde bulunan mescitlere ve kütüphanelere bakınca buranın devletin idare merkezinden ziyade insanların ilim irfan edindiği bir mektep hüviyeti taşıdığını düşünüyorsunuz. Küçücük dört duvarın Padişahın odası olduğunu öğrenince hayret etmemek imkânsız. Bu da bize padişahların ne kadar alçak gönüllü olduğunu gösteriyor. Lakin cami, medrese, han ve çeşme gibi millete yönelik eserlerde haşmeti, fehameti, cesameti görüyorsunuz. Bu kitabı hazırlarken sarayın fonksiyonları üzerinde çok durduk. Mesela Kubbealtı Osmanlı Sultanlarının 400 yıl boyunca hükümdarlara taç giydirdiği, istediğini tahttan indirip istediğini çıkardığı bir makam, ki Beyaz Saray bile henüz o seviyeye gelmedi daha. İncelediğimizde padişahın divana eşlik etmediğini devlet adamlarının kararları aralarında tartışarak ve hür iradeleri ile aldıklarını, sultanın sadece onay verdiğini ya da yeniden tartışılsın diye geri gönderdiğini görüyoruz.

SARAY MEKTEBİ ENDERUNÜçüncü avludaki Enderun mektebi muazzam bir sistem. Avrupa’dan Balkanlar’dan toplanan gençler zekâ testlerinden geçirilip seçiliyor ve en kabiliyetlileri devlet idaresinde kullanılmak üzere yetiştiriliyor. Kendi köyünde kasabasında kalsa çobanlık yapacak çocuklar, şehzadelerle birlikte okuyor ve devlet erkanı oluyor. Harem, saraydan bağımsız olan, ancak izinle girilip çıkabilen bir yer. En kısa tarifi ile padişahın evi. Burada sayıları 200 – 400 arasında değişen cariyeler bulunuyor. Bunlar hem padişah hanımlarının, kızlarının ve validelerinin hizmetlerini görüyor, hem de aynı Enderun mektebindeki gibi ilim irfan ve sanat öğreniyorlar. Enderun mektebinden yetişip vazife alan devlet memurları bu kızlarla evlendiriliyor. Gittikleri yere medeniyet götürüyorlar. Saraydan çıkma hanımlar şefkatleri, zarafetleri ve yüksek estetik anlayışları ile numune oluyorlar halka.

PEYGAMBERİMİZİN HATIRALARI

Enderun mektebinin Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (sav) ait eşyaların sergilendiği bir nokta olması hasebiyle özel bir yeri var Osmanlıda. Ramazan ayında padişahlar kutsal emanetler dairesinde bizzat temizlik yapıyor, bu odanın tozları dahi hususi kuyulara bırakılıyor. 7/24 devam eden Kuran-ı Kerim tilavetine padişahlar da iştirak ediyor. Bu hürmet bu hassasiyet milletimizin Hz. Peygambere (sallallahü aleyhi ve sellem) muhabbetini göstermesi açısından göz yaşartıcı.Topkapı Sarayı denildiği zaman Osmanlıda devlet idaresinden, padişahların şahsiyetine, kadınların edep ve iffetlerine kadar her şeyi takip etmeniz mümkün. Bunların yanı sıra saray nice güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Mesela yüzlerce çeşit lale yetiştirilip satışa çıkartılıyor. Yani saray bir şekilde ticari faaliyetlere de önayak oluyor. Lale deyip geçmeyin Hollanda milyarlarca dolar kazanıyor.

DOLMABAHÇE, ÇIRAĞAN VE YILDIZ SARAYI NEDEN YAPTIRILDI?Sonra sarayda Ehl-i hiref dediğimiz sanatkârlar var. Bunlar Türkün estetiğini gösteren eserler üretiyor. Bu nadide parçalar daha ziyade elçilere veriliyor. Bu arada asırlardır biriktirilen eserler de sergileniyor. Göz kamaştırıcı cevahirlere taş muammelesi yapılınca elçilerin akılları başlarından gidiyor.

Topkapı Sarayı 19. Asrın ortalarında terk ediliyor. Niye? Çünkü Avrupa devletleri ile kurulan münasebetler sebebiyle ziyaretçilerimiz artıyor. Bilhassa Sultan Abdülaziz Han dış ülkeleri geziyor. İade-i ziyarette bulunan kral ve kraliçeleri Topkapı Sarayında ağırlamanın imkânı yok. Zira alelade insanların kalacağı kadar sade. Bu yüzden devlet iktisaden sıkıntılı olduğu dönemlerde bile saray yapımına ihtiyaç duyuyor. Biz tarihçiler Dolmabahçe Sarayının, Yıldız Sarayının, Çırağan Sarayının yapılmasını israf olarak görmüyoruz.”

HER KİTABE BİR HİTABE

“Topkapı Sarayını gezenler duvarlarda, kapı üstlerinde sayısız kitabe ile karşılaşıyor, haliyle merak ediyorlar. Dış avluda Sarayın neden inşa edildiği, içerdeki kitabelerde o binanın hangi maksada hizmet ettiği yazılıyor. Ki bu kitabımız da kitabeler hususunda ziyaretçilere rehber olacak.

Gelelim saraydaki taşlara. Diyelim Padişah ok talimi yaparken, uzak bir hedefi vurdu, hemen namına bir taş dikiliyor. Mesela 4. Murat han spor yapan gençleri teşvik için lobut savuruyor. Oradaki kitabeden sultanın değme cengaverlere fark attığını okuyoruz.Sofa mescidine baktığımız zaman ‘Abdülmecid Han hazretlerinin yüksek himmetleri, işlerin iyi bir şekilde yapılmasına sebep oldu. Onun ihsan ve iyilikleri hakkın nimetleri gibi âlemi kuşatmıştır. Enderun da hususi hizmet görenleri taltif için sofa camiini yaptı o Peygamberin dininin hizmetçisidir…’ ifadesini görüyoruz.

Topkapı Sarayında padişahlarının hedefleri, idealleri hakkında güzel izler mevcut. Bu kitabelerin günümüz Türkçesine çevrilmesi önemli bir eksikliği de gidereceğini umuyorum.”

Ahmet Münir Eren – Türkiye Gazetesi

Categories: Genel Tags: , , , ,

Askerimizi çekmek söz konusu değil

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Dragan Çoviç ve Konsey Üyesi Bakir İzzetbegoviç ile düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Musul’daki Türk askeri varlığı ve Rusya’nın bu konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıması ile ilgili soruya Erdoğan, “Musul meselesinde bildiğiniz gibi buraya Türk askerinin gitmesi aslında 2002 yılında olan bir harekettir ve bu hareketten sonra da 2014’te merkezi yönetim Haydar Abadi’nin bizi ziyaretlerinde kendilerinin bizden eğitim noktasında talepleri olmuştur, gerek asker, gerek polis olarak” cevabını verdi. 

Türkiye’den giden askerlerin muharip olarak değil, eğitimci olarak Musul’a gittiğini vurgulayan Erdoğan, “Şu anda orada gerek Başika’da gerekse kamp yerinde yaptıkları iş eğitimdir. Bu eğitimi veren askerlerimizin eğitim verdikleri Peşmerge sayısına, miktarına göre de bu sayı çoğaltılır veya azaltılır. Bunu geri çekmek söz konusu değil” diye konuştu. 

Erdoğan, Türkiye, Amerika ve Kuzey Irak’ın 21 Aralık’ta üçlü bir toplantı gerçekleştireceğini ve bu toplantıda bölgesel ve genel konuların ele alınacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

“Rusya Federasyonu’nun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gitmesi ne adına? O ayrı bir sorudur. Bir defa Rusya Federasyonu burada taraf değildir, ne adına gidiyor o da ayrı bir konu. Türkiye olarak bizler oradan verilen cevabı şu an gördük. Nitekim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bu müracaatı bildiğiniz gibi reddetti. Bundan sonraki süreçte ne olur, onu da izlemeye devam ederiz.  Ama biz Türkiye olarak şu anda dünyada, özellikle bölgedeki gelişmelerde koalisyon güçleriyle müşterek hareket alanını kendimize seçmiş bulunuyoruz ve talep edilmeyen bir yerde biz yokuz. Her talep edilen veya eden ülkeye de olumlu cevap vermeye kimse mecbur değildir. Ama bizim bir özelliğimiz var, nedir bu? Bizim bir tarafta 911 kilometre Suriye ile sınırımız var, bu bizim için hayati önem ifade etmektedir. Öbür tarafta yaklaşık 390 km Irak’la sınırımız var, bu da bizim için hayati önem ifade etmektedir. Rusya Federasyonu’nun bu ülkelerle bir sınırı mı var?”

Türkiye olarak gerilimden yana olmayacaklarının altını çizen Erdoğan, konuşmasını, “Sabırlı olacağız ve bu sabırlı yaklaşım, inanıyorum ki diplomatik ilişkilerimizi güçlü hale getirecektir. Belki yeniden inşasına vesile olacaktır” diye tamamladı. 

Categories: Genel Tags: , , , ,

Yeni anayasa fantezi değil gerekliliktir

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “64’üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir” dedi.

Kurtulmuş, TRT Haber’de katıldığı canlı yayında gündeme dair yöneltilen soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Nobel Kimya Ödülü kazanan Türk bilim adamı Aziz Sancar’ın ödülüne ilişkin olarak bunun büyük bir onur olduğunu belirten Numan Kurtulmuş, Türkiye’ye bu büyük gururu yaşattığı için kendisine teşekkürlerini iletti. 

Kurtulmuş, “64’üncü Hükümet Eylem Planı” hazırlanırken asıl amacın ne olduğunun sorulması üzerine, planda birinci olarak insan hakları ve demokrasi, yeni anayasanın ana mesele olduğu, Türkiye’nin siyasi ve hukuki reformlar başlığında toplanan adımların bulunduğunu söyledi.

– “Bu bir fantezi değil”

Numan Kurtulmuş, “Türkiye, yeni anayasayı yapmak için nasıl bir farklı dinamiğe sahip olacak ve siz, bize nasıl bir başkanlık sistemi tasarımı ortaya koyabilirsiniz” sorusuna ise “64’üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir” cevabını verdi.

Bütün anayasaların sadece maddelerinden ibaret olmadığını, bir ruhuyla, felsefesi bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, o felsefenin de ortaya çıkardığı siyasal mekanizmanın bulunduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, reform programında yer alan HSYK’nın yapısıyla ilgili durumun, yargı reformunun veya başkanlık sisteminin her birisinin bir felsefeyle ilgili olduğunu, bunun da milletin egemenliğini tam manasıyla millete teslim etmek olduğunu söyledi.

Neyi tartıştığımızı, niçin tartıştığımızı bilen ve bu tartışmanın da hem sahibi, hem muhatabı olarak milleti ortaya koyan bir süreci yürüteceğiz. Herkes eteklerindeki taşı ortaya koymak durumundadır. Türkiye siyaseti artık şimdiye kadar sürdürmüş olduğu bu ikircikli tavrı sürdüremez. Onun için ‘eğer anayasayı değiştirmezsek hiçbir şeyi yapmamış oluruz’ dedim.”

“Başkanlık sisteminde etkin yürütmenin arka planını anlatabilir misiniz” sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye’nin bu anlamda bir yapısal dönüşüm sürecine girmek mecburiyetinde olduğunu belirtti

-“Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli periyotlarla Bakanlar Kurulu’nu toplayacak”

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında aynı siyasi hareketten geldikleri için sorun çıkmayacağını dile getiren Kurtulmuş ama hala sistemin eski halinin mevcut olduğunu söyledi.

Bakanlar Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında geçmişte toplandığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımız siyasi birikimi gereği ve pozisyonu gereği tecrübeli birisi. Türkiye’de bu anlamda etkin bir yürütmeyi sağlamak bakımından da katkı sunacağını düşünüyorum. Zannediyorum belli periyotlarla geçen dönemde olduğu gibi Bakanlar Kurulu’nu toplayacak” dedi.

-“Cem evlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşünüyorduk”

Eylem planlarının bir kısmının hemen yapılabileceğini, bir kısmının ise hazır olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Alevilerin hakları ve Cemevleri konusunda uzun yıllardır devam eden tartışmalar bulunduğunu anımsattı.

Cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşündüklerini vurgulayan Kurtulmuş, geçmişte yapılan çalıştaylarda ortaya çıkan ortak kanaatler bulunduğunu, Alevilerin büyük çoğunluğunun tatmin olacağı bir sonucun ortaya çıkacağını söyledi.

Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına da değinen Kurtulmuş, “Gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla bir koruma altına alınmasında fayda olduğunu düşünüyoruz. Sayın Dündar ve Erdem ile ilgili savcının ortaya koyduğu son iddia ise doğrudan gazetecilik faaliyetleriyle değil, devletin bazı sırlarını açıklanması suçlamasıdır. Burada keşke tutuksuz yargılanma gerçekleşmiş olsaydı. Böyle bir tartışmanın içerisinde Türkiye olmazdı” değerlendirmesinde bulundu.

-“Türkiye’nin hakkını, hukukunu korumada gerekli her türlü çalışmayı yaptık”

Türkiye-Rusya ilişkilerine yönelik Kurtulmuş, iki ülke arasındaki gerilimin kısa süre içerisinde aşılması temennisinde bulundu.

Gerilimi tırmandıran tarafın Türkiye olmayacağını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin hakkını, hukukunu korumak konusunda gerekli her türlü çalışmayı yaptıklarını kaydetti.

-“Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Musul’a gönderilen Türk askerleri ile ilgili soru üzerine, askerlerin Musul’a yeni gitmediğini, 2014 yılından itibaren orada olduğunu söyledi.

Türk askerinin Musul’a bir davet üzerine gittiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Musul Ulusal Muhafız Birliğine ne zaman bu ihtiyaç oldu? Musul IŞİD tarafından kuşatılma altına alındı ve istila edildi. Resmen Musul IŞİD’in eline geçti. Şunu unutmayalım. Merkezi hükümete bağlı güvenlik kuvvetleri de hiç savaşmadan Musul’u IŞİD’e teslim etti. Bugün merkezi hükümet yetkilileri, Türkiye’nin oradaki askeri eğitim varlığından rahatsızlık duyuyorlar ama kusura bakmasınlar, Türkiye oraya kendi başına gitmedi. Merkezi hükümetin IŞİD’e karşı kendisini garanti altına almak için daveti üzerine ve Kuzey Irak yönetiminin, bölgesel yönetiminin daveti ve özellikle zamanın Musul Valisi olan Sayın Nuceyfi’nin daveti üzerine, Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti, 2014 yılının eylül ayında. Dolayısıyla o tarihten bu yana oradadır ve bir davet üzerine oraya gitmiştir.”

Categories: Genel Tags: , , , ,

Kurtulmuş: Yeni anayasa fantezi değil gerekliliktir

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, ‘64‘üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir‘ dedi. Kurtulmuş, TRT Haber‘de katıldığı canlı yayında gündeme dair yöneltilen soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu. Nobel Kimya Ödülü kazanan Türk bilim adamı Aziz Sancar‘ın ödülüne ilişkin olarak bunun büyük bir onur olduğunu belirten Numan Kurtulmuş, Türkiye‘ye bu büyük gururu yaşattığı için kendisine teşekkürlerini iletti.  Kurtulmuş, ‘64‘üncü Hükümet Eylem Planı‘ hazırlanırken asıl amacın ne olduğunun sorulması üzerine, planda birinci olarak insan hakları ve demokrasi, yeni anayasanın ana mesele olduğu, Türkiye‘nin siyasi ve hukuki reformlar başlığında toplanan adımların bulunduğunu söyledi. ‘Bu bir fantezi değil‘ Numan Kurtulmuş, ‘Türkiye, yeni anayasayı yapmak için nasıl bir farklı dinamiğe sahip olacak ve siz, bize nasıl bir başkanlık sistemi tasarımı ortaya koyabilirsiniz‘ sorusuna ise ‘64‘üncü hükümetin içinden çıktığı bu Parlamento eğer yeni bir anayasayı yapmayı başaramazsa, aslında siyaseten çok fazla şey yapmış olmayacaktır. Bu bir fantezi değil, bu bir gereklilik olduğu için böyledir‘ cevabını verdi. Bütün anayasaların sadece maddelerinden ibaret olmadığını, bir ruhuyla, felsefesi bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, o felsefenin de ortaya çıkardığı siyasal mekanizmanın bulunduğunu belirtti. Numan Kurtulmuş, reform programında yer alan HSYK‘nın yapısıyla ilgili durumun, yargı reformunun veya başkanlık sisteminin her birisinin bir felsefeyle ilgili olduğunu, bunun da milletin egemenliğini tam manasıyla millete teslim etmek olduğunu söyledi. Neyi tartıştığımızı, niçin tartıştığımızı bilen ve bu tartışmanın da hem sahibi, hem muhatabı olarak milleti ortaya koyan bir süreci yürüteceğiz. Herkes eteklerindeki taşı ortaya koymak durumundadır. Türkiye siyaseti artık şimdiye kadar sürdürmüş olduğu bu ikircikli tavrı sürdüremez. Onun için ‘eğer anayasayı değiştirmezsek hiçbir şeyi yapmamış oluruz‘ dedim.‘ ‘Başkanlık sisteminde etkin yürütmenin arka planını anlatabilir misiniz‘ sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye‘nin bu anlamda bir yapısal dönüşüm sürecine girmek mecburiyetinde olduğunu belirtti ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli periyotlarla Bakanlar Kurulu‘nu toplayacak‘ Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında aynı siyasi hareketten geldikleri için sorun çıkmayacağını dile getiren Kurtulmuş ama hala sistemin eski halinin mevcut olduğunu söyledi. Bakanlar Kurulu‘nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında geçmişte toplandığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, ‘Sayın Cumhurbaşkanımız siyasi birikimi gereği ve pozisyonu gereği tecrübeli birisi. Türkiye‘de bu anlamda etkin bir yürütmeyi sağlamak bakımından da katkı sunacağını düşünüyorum. Zannediyorum belli periyotlarla geçen dönemde olduğu gibi Bakanlar Kurulu‘nu toplayacak‘ dedi. ‘Cem evlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşünüyorduk‘ Eylem planlarının bir kısmının hemen yapılabileceğini, bir kısmının ise hazır olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Alevilerin hakları ve Cemevleri konusunda uzun yıllardır devam eden tartışmalar bulunduğunu anımsattı. Cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını öteden beri düşündüklerini vurgulayan Kurtulmuş, geçmişte yapılan çalıştaylarda ortaya çıkan ortak kanaatler bulunduğunu, Alevilerin büyük çoğunluğunun tatmin olacağı bir sonucun ortaya çıkacağını söyledi. Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül‘ün tutuklanmasına da değinen Kurtulmuş, ‘Gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla bir koruma altına alınmasında fayda olduğunu düşünüyoruz. Sayın Dündar ve Erdem ile ilgili savcının ortaya koyduğu son iddia ise doğrudan gazetecilik faaliyetleriyle değil, devletin bazı sırlarını açıklanması suçlamasıdır. Burada keşke tutuksuz yargılanma gerçekleşmiş olsaydı. Böyle bir tartışmanın içerisinde Türkiye olmazdı‘ değerlendirmesinde bulundu. ‘Türkiye‘nin hakkını, hukukunu korumada gerekli her türlü çalışmayı yaptık‘ Türkiye-Rusya ilişkilerine yönelik Kurtulmuş, iki ülke arasındaki gerilimin kısa süre içerisinde aşılması temennisinde bulundu. Gerilimi tırmandıran tarafın Türkiye olmayacağını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye‘nin hakkını, hukukunu korumak konusunda gerekli her türlü çalışmayı yaptıklarını kaydetti. ‘Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti‘ Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Musul‘a gönderilen Türk askerleri ile ilgili soru üzerine, askerlerin Musul‘a yeni gitmediğini, 2014 yılından itibaren orada olduğunu söyledi. Türk askerinin Musul‘a bir davet üzerine gittiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi: ‘Musul Ulusal Muhafız Birliğine ne zaman bu ihtiyaç oldu? Musul IŞİD tarafından kuşatılma altına alındı ve istila edildi. Resmen Musul IŞİD‘in eline geçti. Şunu unutmayalım. Merkezi hükümete bağlı güvenlik kuvvetleri de hiç savaşmadan Musul‘u IŞİD‘e teslim etti. Bugün merkezi hükümet yetkilileri, Türkiye‘nin oradaki askeri eğitim varlığından rahatsızlık duyuyorlar ama kusura bakmasınlar, Türkiye oraya kendi başına gitmedi. Merkezi hükümetin IŞİD‘e karşı kendisini garanti altına almak için daveti üzerine ve Kuzey Irak yönetiminin, bölgesel yönetiminin daveti ve özellikle zamanın Musul Valisi olan Sayın Nuceyfi‘nin daveti üzerine, Musul Ulusal Muhafız Birliğini oluşturmak, eğitmek için Türkiye oraya gitti, 2014 yılının eylül ayında. Dolayısıyla o tarihten bu yana oradadır ve bir davet üzerine oraya gitmiştir.‘AA

Terör değil sivrisinekler beni daha çok ilgilendiriyor

Perşembe, 26 Kas 2015 yorum yok

Katoliklerin lideri ve Vatikan Şehir Devleti Başkanı Papa Francesco, Kenya, Uganda ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ni kapsayan 11’inci uluslararası seyahatine dün başladı. Papa, ilk durağı olan Kenya’nın başkenti Naiorobi’ye ulaşmadan önce, gezisi boyunca kendisine eşlik edecek olan 74 gazeteciye uçakta açıklamalarda bulundu. Bir gazetecinin, “Hristiyanlara yönelik saldırıların düzenlendiği bir yere gidiyorsunuz. Güvenlik konusunda endişeli değil misiniz?” şeklindeki sorusuna 78 yaşındaki ruhani lider ironik bir cevap verdi. “Kötü insanlar da var, iyi insanlar da. Gerçeği söyleyeyim, sivrisinekler beni daha çok endişelendiriyor” diyerek gülümseyen Papa gazeteciye, “Yanınızda sivrisinek koruyucu sprey getirdiniz mi?” diye sordu. Uçaktaki bir Fransız gazeteci de Papa’ya, sivrisinek kovucu bir sprey hediye etti. Papa ayrıca gazetecilere, programının en hassas durağı olan Orta Afrika Cumhuriyeti’ne neden gitmek istediğini dönüş yolunda, uçakta açıklayacağını söyledi. 44 milyonluk nüfusunun yüzde 85’i Katoliklerden oluşan Kenya’da sık sık Hristiyanlara yönelik terör saldırıları düzenlenirken, dünyanın en yoksul ülkelerinden Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ise 2013 yılından bu yana Hristiyan milisler ile Müslüman isyancılar arasında çatışmalar yaşanıyor. FRANSIZ İSTİHBARATI PAPA’YI UYARDIÖte yandan İtalyan basını, özellikle Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Papa’ya saldırı riskinin yüksek olduğu konusunda Fransız istihbaratının Vatikan’ı uyardığını yazdı. Vatikan Şehir Devleti Sekreteri (Başbakan) Kardinal Pietro Parolin ise, güvenlik riski tespit edilirse, Papa’nın bu ülke için hazırlanan programında bazı değişiklikler olabileceğini belirtmişti. Vatikan Basın Sözcüsü Peder Federico Lombardi de, tüm risklere rağmen Papa’nın bu seyahati gerçekleştirmeyi çok istediğini açıklamıştı. Lombardi ayrıca, her üç ülkede de açık alanda halkla buluşmalar da gerçekleştirecek olan Papa’nın, ne zırhlı araç ne de kurşun geçirmez yelek kullanacağını söylemişti. Afrika’ya giden 3’üncü Katolik lider olan Papa Francesco, hayatı boyunca ilk kez bu kıtaya ayak basıyor.

DHA