arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘ilk’

Oyunbozan dizisi ilk bölümüyle dün akşam ekranlara geldi!

Pazar, 17 Nis 2016 yorum yok

Show TV’nin iddialı dizisi ‘Oyunbozan’ dün akşam saat 20.00’de seyirci karşısına çıktı. Başrollerinde Barış Kılıç, Tuvana Türkay, Serhat Tutumluer ve Gülçin Santırcıoğlu’nun yer aldığı dizi, kız kardeşinin intikamını almak isteyen Emre (Barış Kılıç) ve kız kardeşinin hayatını kurtarmak için bu oyuna dahil olan Ece’nin (Tuvana Türkay) adalet ve aşkla örülü hikâyesini konu alıyor.

Aka Yapım, Ali Gündoğdu ve Asena Bülbüloğlu’nun yapımcılığını üstlendiği, başrollerini; Barış Kılıç ,Tuvana Türkay, Serhat Tutumluer, Gülçin Santırcıoğlu, Kenan Bal’ın paylaştığı zengin oyuncu kadrosunda Serdar Orçin, Ceren Erginson, İlayda Akdoğan ve Ozan Dolunay’ın yer aldığı “Oyunbozan” Cumartesi günü saat 20.00’de Show TV’de ekranlara gelecek. Yönetmenliğini Emre Kabakuşak üstlendiği “Oyunbozan” dizisinin senaryosunu ise Altuğ Küçük kaleme alıyor.OYUNBOZAN İLK BÖLÜM İZLE

EMRE VE ECE’NİN İMKANSIZ GÖRÜNEN HİKAYESİ!

Bir yanda yıllardır büyük bir nefretle öç almak için bekleyen doktor Emre, diğer yanda sevdiği insanlarla hayat tarafından sınanan Ece… Oyunbozan, Emre ve Ece’nin imkansız görünen hikayesini anlatır.

Yıllar önce yaşadığı kaybın sorumlusu olarak medya imparatoru Mahir Yamaner’i gören Emre, Yamaner ailesine karşı akıl almaz oyunlar içine girecek; her türlü yolu mübah sayacağı bu yolculuğa Ece’yi de dahil edecektir.

Anne ve babası yıllar önce ölen Ece, kardeşiyle birlikte teyzesinin evinde yaşar. Psikoloji mezunu olan Ece’nin tek amacı bir hastanede iş bulup kardeşi Ada’yla birlikte sade bir yaşam sürmek… Ancak işler istediği gibi gitmeyecek; alacağı haberle derinden sarsılacaktır. Kardeşi Ada, ölümcül bir hastalığın pençesindedir ve küçük kızın yaşaması için tek çıkış yolu Emre’dir. Bürokrasi ve cemiyet hayatındaki önemli isimlerden oluşturdukları, santaj dosyaları sayesinde gücü ellerinde tutan Yamaner ailesi bu defa Emre’nin kusurusuz görünen planı ile karşılaşacaklar. Emre, Ada’nın hayatta kalması için Ece’yi, şoke eden bir teklif sunar. Köşeye sıkışan Ece önce reddetse de kardeşini ölümden kurtarmak için çaresizce daha sonra bu teklifi kabul edecektir. Ece ummadığı bir serüvenin içinde, Yamanerlerin yalısında gözlerini açacak. Emre Ece’yi, Yamanerlerin yalısına kendi elleriyle gönderecek. Ancak zamanla aşık olacağı Ece’yi aslında bir engerek yuvasına hapsettiğini anlaması çok da uzun sürmeyecektir. Aşkı da nefreti de tadacak olan Ece, önüne çıkan oyunları bir bir bozmak için elinden geleni yapacaktır.

Show TV’nin intikam, aşk ve gerilim dolu dizisi “Oyunbozan” Cumartesi günü saat 20.00’de Show TV’de başlıyor!

İlk yarı 37-38 puanda olurduk

Pazar, 27 Ara 2015 yorum yok

Kasımpaşa Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, Spor Toto Süper Lig’de Trabzonspor’la 1-1 berabere kaldıkları maçta çok iyi oynadıklarını söyledi.

Karşılaşmadan sonra düzenlenen basın toplantısında konuşan Çalımbay, 90 dakika boyunca galibiyet için çabaladıklarını anlatarak, “İki takımı da tebrik ediyorum. Maçın başından sonuna kadar çok iyi oynadık. İlk yarıyı kazanarak bitirmek istiyorduk. Takımım dört dörtlük bir futbol oynadı” dedi.

Hakem hatalarından yakınan Rıza Çalımbay, ligin ilk yarısında bu yüzden çok fazla puan kaybettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Hakem hatalarından dolayı çok mağduruz, canımız sıkılıyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Del Valle’nin pozisyonunda penaltı vermeyecek hakem göremiyorum. Hakem hataları olmasa ilk yarı 37-38 puanda olurduk. Kasıtlı mı yapıyorlar, anlamıyorum. Sağ olsun arkadaşımız güzel hatalar yaparak penaltımızı vermedi. İkinci yarı eğer böyle olursa çok polemik çıkar. Yabancı hakem konusu bile gündeme gelir. Yine de iyi niyetli olduklarını, bilerek yapmadıklarına inanıyoruz.”

Tecrübeli teknik adam, Galatasaray’a transferi gündemde olan futbolcuları Ryan Donk ile ilgili “Donk’a bizim görüşüp önerdiğimiz ücretten fazla bir teklif yapıldı. Donk’un gitmesini istemem ama Galatasaray’a transfer olursa çok faydalı olur. Fenerbahçe ve Beşiktaş’ta böyle oyuncular var ama Galatasaray’da da kesinlikle böyle bir oyuncu olması gerekiyordu” değerlendirmesinde bulundu.

[[HD_2169937]]

Categories: Genel Tags: , , , ,

Hakem keşke ilk penaltıyı vermeseydi de…

Pazar, 27 Ara 2015 yorum yok

Maçın hakemi Özgür Yankaya’nın yönetimini eleştiren Adem, “Hakemler hakkında konuşmayalım’ diyoruz ama maalesef konuşmak zorunda kalıyoruz. Keşke ilk penaltıyı vermeseydi de oyunu sonradan daha düzgün yönetseydi” dedi.Adem Büyük, karşılaşma içinse şunları söyledi: “Oyun genelinde pozisyonlara giren taraf bizdik. Direkten dönen toplarımız ve pozisyonlarımız var. İlk yarıyı galibiyetle kapatmak istiyorduk. İyi mücadele ettik. Bu mücadele umut veriyor. Umarım bu mücadelemiz devam eder ve hedefimize ulaşırız.”

 

Categories: Genel Tags: , , , , ,

İlk kazada anne-babasını, ikinci kazada arkadaşını kaybetti

Cumartesi, 19 Ara 2015 yorum yok

Gencer’in, daha önce kazadan yaralı kurtulduğu, yanındaki anne ve babasının öldüğü ortaya çıktı. Kaza, saat 19.30 sıralarında Zonguldak-İstanbul Karayolu Gülüç Köprüsü’nde meydana geldi. Serdar Gencer yönetimindeki 43 DK 533 plakalı otomobil, Rahmi Taşkın’ın kullandığı 54 H 2470 plakalı TIR’a arkadan çarptı. Kontrolden çıkan otomobil, savrulup köprü bariyerlerine çarparak durdu. Kazada sürücü Serdar Gencer ile arkadaşı Salim Özoy, araç içinde sıkıştı. İtfaiye ve sağlık görevlilerinin yaklaşık yarım saat süren çalışmasıyla kurtarılan Serdar Gencer, Ereğli Devlet Hastanesi, Salim Özsoy ise özel hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedaviye alınan yaralılardan Özsoy, doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Sağlık durumu ağır olan Serdar Gencer’in, uzun yıllar önce yine kendi kullandığı otomobille kaza yaptığı ve sol bacağını diz altından kaybettiği, yanında bulunan anne ve babasının ise öldüğü öğrenildi. Bacağına protez takılan Serdar Gencer, ikinci kazadan da yaralı kurtulurken, yanındaki arkadaşı hayatını kaybetti. TIR sürücüsü Rahmi Taşkın, ifadesi alınmak üzere karakola götürülürken, polis kazayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

Dünyanın ilk tablet piyanosu

Perşembe, 17 Ara 2015 yorum yok

Dünya teknoloji devi Samsung Electronics, en yeni tableti Galaxy Tab S2 ile dünyanın dört bir yanındaki müzik tutkunlarını sevindirecek yaratıcı bir inovasyona imza attı. İngiltere’nin popüler ismi Piyanist Myleene Klass ile işbirliğine giden Samsung, 100 adet Galaxy Tab S2’den meydana getirdiği “dünyanın ilk düz piyanosu”nun tanıtımını Londra’nın ünlü alışveriş noktalarından Spitalfield Market’ta gerçekleştirdi.

Categories: Genel Tags: , , ,

643 yıllık Mesnevî ilk kez yeniden

Pazar, 13 Ara 2015 yorum yok

Murat BARDAKÇI / GAZETE HABERTÜRK

Günlük meseleleri, meselâ Rusya ile haftalardır devam eden krizi, güneydoğu vilâyetlerimizde yaşanan gerginlikleri yahut siyasî çekişmeleri şimdi kısa bir an için olsun bir tarafa bırakıp kültürümüzle alâkalı son derece önemli çalışmalardan bahsedeceğim: Kültür Bakanlığı’nın bünyesinde kurulan ve başında Prof. Dr. Muhittin Macit’in bulunduğu “Türkiye Yazma Eserler Kurumu”, bazı elyazmalarının tıpkıbasımlarını yayınlıyor. Bu yayınlar arasında Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin bundan 643 sene önce, 1372’de kopye edilmiş bir nüshası da var.

Önümüzdeki perşembe günü “şeb-i arus”, yani Mevlânâ’nın vefatının yıldönümü…

Bundan 742 sene önce, 17 Aralık 1273’te vefat eden Mevlânâ’yı anmak maksadıyla önümüzdeki hafta birçok şehirde toplantılar düzenlenecek, konuşmalar yapılacak, semâlar edilecek ve Konya’daki törende her sene olduğu gibi devlet erkânı da hazır bulunacak…Şeb-i arus’a birkaç gün kalması münasebetiyle, Mevlânâ’nın meşhur Mesnevî’sinin bundan 643 sene öncesinden kalan, şimdiye kadar gözlerden genellikle kaçmış olan ve Kültür Bakanlığı’nın bünyesinde faaliyet gösteren “Türkiye Yazma Eserler Kurumu” tarafından geçtiğimiz günlerde tıpkıbasımı yapılan ama basında hemen hiç bahsi geçmeyen bir elyazmasından bahsetmek istedim…

KONYA’DA, 51 NUMARADATıpkıbasımı yapılan Mesnevî’nin özelliklerini anlatmadan önce kısaca söyleyeyim: Türkiye’de Mevlânâ’nın bazı eserlerinin tıpkıbasımı senelerden buyana yapılıyordu, bu yayınların tamamına yakını kütüphanemde mevcuttu ama sözünü ettiğim Mesnevî gibi şık ve aslına birebir uygun bir yayın şimdiye kadar olmamıştı.

Mesnevî’nin bugün mevcut olan en eski nüshası Konya’da, Mevlânâ Müzesi’ndedir. Bu nüsha zamanla defalarca kopye edilerek dünyanın dört bir yanına yayılmış fakat aradan geçen asırlar boyunca bazı kelimeler dalgınlıkla başka şekilde yazılmış, metinde küçük de olsa farklar meydana gelmiş ve akademik yayınlara 13. asrın sonlarından kalan ve şimdi Mevlânâ Müzesi’nde 51 numara ile kayıtlı bu elyazması kaynak alınmıştır.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun tıpkıbasımını yaptığı Mesnevî de, Konya’daki bu “aslî” nüshadan 1372’de Muhammed bin Hüseyin adında bir Mevlevî tarafından istinsah edilmiş. Elyazması yüzyıllar sonra, İkinci Mahmud zamanının meşhur devlet adamlarından Hâlet Efendi tarafından satın alınmış, Hâlet Efendi’nin 1823’te idamından sonra diğer kitapları ile beraber devlete intikal etmiş ve şu anda Süleymaniye Kütüphanesi’nin, Hâlet Efendi kısmında 171 numarada muhafaza ediliyor.

KESİK KAFASI TAŞINDI

Tıpkıbasımı yapılan Mesnevî’nin sahibi Hâlet Efendi’nin hayatı gayet maceralı idi…

1760’ta İstanbul’da doğdu, çok iyi bir eğitim gördü, genç yaşında önce kadılık yaptı, sonra idarî görevler aldı, 1802’de Paris’e elçi olarak tayin edildi, Napolyon Bonapart’ın taç giyme töreninde hazır bulundu ve Türkiye’ye dönüşünde İkinci Mahmud’un en yakını oldu. Hükümdara artık her istediğini yaptırtabiliyordu, devletin Sultan Mahmud’dan sonra gelen en güçlü ismi idi ama hem rakiplerine karşı acımasızlığı, hem de bazı yanlış politikaları yüzünden gözden düştü ve 1822’de Konya’ya sürgüne gönderildi. Konya’da bir sene sonra İkinci Mahmud’un emri ile boğduruldu, kesilen kafası İstanbul’a getirilip padişaha gösterildikten sonra gömüldü ama mezarı birkaç defa yer değiştirildi ve nihayet Galata Mevlevihanesi’ne defnedildi.

Devlet işlerinde gayet sert ve acımasız olan Hâlet Efendi, zamanının önde gelen entellektüellerindendi. Mevlevî idi, iyi bir şairdi, konağı zamanının sanatçıları ve âlimleri ile dolup taşardı, zengin bir kütüphaneye sahipti ve kitaplarının bir kısmını Galata Mevlevihanesi’ne vakfetmişti.

Tıpkıbasımı yapılan Mesnevî’nin tezhipli ilk sayfasının altında da Hâlet Efendi’nin mührü bulunuyor…

İRANLILAR DA İSTEDİLER

Sözünü ettiğim yayının bir başka özelliği daha bulunuyor: Mevlânâ, Türkiye’nin yanısıra İran’da da önde gelen tarihî ve edebî bir şahsiyet kabul edilip saygı görüyor. Orijinal dili Farsça olan Mesnevî’nin İran’da senelerden buyana yapılmış dünya kadar yayını var…

İranlılar, Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun yayınladığı Hâlet Efendi’ye ait Mesnevî’nin tıpkıbasımını yapmak maksadıyla birkaç sene önce Ankara’ya müracaat etmiş ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde muhafaza edilen elyazmasının görüntülerini istemişlerdi.Mesnevî’nin bizde böyle mükemmel şekilde tıpkıbasımının yapılmasında İranlılar’ın bu talebinin etkisi olup olmadığını bilmiyorum ama konunun memnuniyet verici tarafı, aslı zaten bizde bulunan bu eserin başka bir memleket değil, yine bizim tarafımızdan yayınlanması…

Daha birçok elyazmasının tıpkıbasımını yapmış olan Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun tıpkıbasımlarını yayınlamak üzere olduğu son derece iki eserden de aşağıdaki kutuda bahsediyorum…

FATİH’İN OĞLU İKİNCİ BAYEZİD’E AİT kUR’AN’IN DA TAM BEŞ ASIR SONRA TIPKIBASIMI YAPILIYOR

Şeyh Hamdullah, Türk Hat Sanatı’nın büyük üstadlarının başında gelir…

Amasya’da 1433’te doğdu, hayata İstanbul’da 1533’te veda etti ve bugün yirmi kadarı elimizde bulunan kırktan fazla Kur’an, dua kitapları, levhalar ile çok sayıda da kitabe yazdı.

Hamdullah, Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Bayezid ile şehzadenin gençlik senelerinde Amasya’da valilik yaptığı sırada tanışmış, Bayezid’e hat dersleri vermiş, şehzadenin 1481’de tahta çıkması üzerine o da İstanbul’a nakletmiş ve kendisine sarayda bir oda tahsis edilmişti.

Hattatın yeni padişahla beraber İstanbul’a gelmesi, bir yerde Türk hattının da dönüm noktası oldu…

O zamana kadar nisbeten sert bir görünümü olan hat, Hamdullah’ın koyduğu estetik kaideler çerçevesinde yumuşak ve daha zarif bir şekle büründü. Türk hat sanatı Hamdullah’ın çizgisinde devam edip güçlü ve kendine mahsus bir okul halini alırken, İslâmî yazının o devrekadar merkezi olan Bağdat’ın yerine de İstanbul geçti.Eski hattatlar, el becerilerini daha da geliştirebilmek için aynı zamanda okçuluk da yaparlardı, hattatların “Şeyh” kabul ettikleri Hamdullah, aynı zamanda okçuların da şeyhi idi ve sanatkâr, Okmeydanı’nda bulunan ve birkaç sene önce restore edilen Okçular Tekkesi’nin şeyhliğinde bulunmuştu.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, önümüzdeki aylarda çok önemli iki Kur’an’ın tıpkıbasımını da yayınlayacak…

İlk elyazması, Şeyh Hamdullah’ın şimdi Topkapı Sarayı’nda bulunan sekiz adet elyazması Kur’an’ı arasından seçildi, bu iş için açılan ihale neticelendi, prova baskıları yapıldı ve asıl baskı başlamak üzere…

Tıpkıbasımı yapılacak olan diğer Kur’an ise, 1849 ile 1920 arasında yaşayan ve Kur’an hattatlığının son büyük isimlerinden olan Hasan Rıza Efendi’ye ait.

Bu nüsha da şimdi Topkapı Sarayı’nda bulunuyor ve her iki elyazmasının basılması ile imparatorluk dönemi Türk hattının ilk ve son dönemine ait önemli örneklerinden artık çok kişi haberdar olabilecek.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu, son birkaç sene içerisinde çok sayıda eserin tıpkıbasımını yayınladı. Yayınlar arasında aynı zamanda “elyazması” olarak büyük önem taşıyan dinî eserlerin orijinallerinin yanısıra bundan asırlar önce kaleme alınmış teknik kitaplar, klasik edebiyatımızın en seçkin örneklerinin en eski elyazması nüshaları da yeralıyor.

Prof. Dr. Muhittin Macit’in başında bulunduğu Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun sayesinde artık şimdiye kadar yurtdışında yapılan ve benim gibi meraklılara senelerden buyana “Bu iş bizde neden olmuyor?” dedirten tıpkıbasımların yerine bizdeki yayınların sahifelerini de hayranlıkla çevirebileceğiz…

Categories: Genel Tags: , , , , ,

Türkiye nin ilk lokal kemoterapisi yapıldı

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

 

Amerikan FDA kurumunun protokolüne göre sadece nüksetmiş 4. derecede beyin tümörü olan hastalarda kullanılan bir kemoterapi ilacı, Türkiye’de ilk kez İzmir’de uygulandı. Bir ilave tedavi olan lokal kemoterapi sayesinde hastaya, en uzun ve en kaliteli yaşamın sağlanması amaçlanıyor.

Beyin Cerrahı Prof. Dr. Sertaç İşlekel, Türkiye’de ilk kez nükseden 4. derecede beyin tümörü olan bir hastaya lokal kemoterapi uygulaması yaptı. İlaç, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) protokolüne göre kullanılabiliyor. İşlekel, nüksetmiş 4. derecede beyin tümörü olan bir hasta, yaklaşık 75 bin TL’lik ameliyat ve ilaç masrafını karşıladığı takdirde ilacı Amerika’dan getirtebildiğini söyledi. Beyne direkt etki eden ilaç sayesinde, hastaya daha kaliteli ve uzun yaşam sağlandığını belirten Dr. İşlekel, ilacın herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını açıkladı. “AMERİKA UZUN SÜREDİR KULLANIYOR”Türkiye’de ilk kez uygulanan yöntemin, Amerika’da uzun süredir kullanıldığını belirten Dr. İşlekel, “Bu, Carmustine dediğimiz kimyasal bir kemoterapi maddesinin beyne direkt olarak uygulanmasını sağlayan bir yöntem. Küçük plakalar şeklinde ilacın emdirilmiş halini, beyne yavaş yavaş salgılıyoruz. Hastaya ağız ya da damardan vereceğimiz miktardan daha yüksek miktarda ve tümörün olduğu bölgeye direkt ilaç verebilme imkanımız oluyor. Bu şekilde kemoterapinin etkisini en üst düzeye çıkarabiliyoruz” dedi.”BU YÖNTEM NÜKSETMEYİ GECİKTİRİCİ BİR EK TEDAVİ YÖNTEMİ”İlacın, sistemik kullanılan kemoterapideki gibi yan etkileri olmadığını ve lokal uygulanması sebebiyle hastanın etkilenmediğini belirten Beyin Cerrahı Prof. Dr. Sertaç İşlekel, “Bu yöntem sadece nüksetmeyi geciktirici bir ek tedavi yöntemi. Işın tedavisinin, ameliyatın, kemoterapinin bir etkisi varken bu yöntemin de bir etkisi var. Hepsini üst üste koyduğumuzda amacımız hastaya en uzun yaşam süresini sağlamak. En uzun süre tümörsüz ve kaliteli yaşamı hedefliyoruz” diye konuştu.”AMAÇ EN UZUN VE KALİTELİ YAŞAMI SAĞLAMAK” Uygulanan yöntemin alternatif değil ilave tedavi olduğunu vurgulayan İşlekel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaya ışın vermeyelim, kemoterapi vermeyelim de bu yöntemi uygulayalım gibi bir şey değil. Hepsi yapılıyor, hepsinin artı bir etkisi var. Amacımız bütün etkileri üst üste koyup en uzun ve en kaliteli yaşamı sağlamak. Nüksetmiş 4. derecede tümörü olan hasta eğer ‘masrafını üstleneceğim’ derse bu ilacı getirip kullanmak mümkün. Yapılan ameliyatla birlikte hastane masrafıyla birlikte kullanılan ilaçların maliyeti 70-75 bin TL civarında.”KONUŞARAK BEYİN AMELİYATIAmeliyat sırasında konuşma merkezini etkileme veya vücudunda felç oluşturma riskine karşın ameliyat masasında uyanık halde beyin ameliyatı yapan İşlekel, “Ameliyat esnasında beyni açtığımız zaman hastanın konuşma merkezi neresi, kol-bacak hareketi nereden sağlanıyor fark edemediğimiz için elektrikle değişik noktaları uyarıyoruz. Uyardığımızda ne tür bir yanıt alırsak o bölgenin nereyle ilgili olduğunu anlıyoruz” dedi.

2000 yılından beri 850 hastayı konuşarak ameliyat ettiğini kaydeden İşlekel, ameliyat sırasında hastalarına ev adreslerini, telefon numaralarını soruyor, birden 10’a kadar saymalarını istiyor ya da kollarını hareket ettirmesi gerektiğini söylüyor. Bu sırada beyindeki noktaları elektrikle uyaran İşlekel, hasta konuşamıyor, sayı sayamıyor ya da kollarını hareket ettiremiyorsa o noktanın neyi etkilediğini anlıyor ve ameliyatın risksiz geçmesini sağlıyor.

İHA

Categories: Genel Tags: , , , , ,

İşte dünyanın ilk tüp enikleri

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

Dünyanın ilk tüp köpekyavruları

Dünyanın ilk “tüp köpekyavruları” ABD’de kamuoyuna tanıtıldı.

New York’taki Cornell Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Baker Hayvan Sağlığı Enstitüsü’nden Dr. Alexander Travis, 10 Temmuz’da doğan yedi yavrunun sağlıklı biçimde büyümeye devam ettiğini ve halihazırda beş aylık olduklarını söyledi.

Beagle, Labrador ve Cocker Spaniel karışımı yavruların biri hariç sahiplendirildiğini, kalan dişi yavruyu da kendisinin evlat edindiğini belirten Travis, “Ivy”, “Cannon”, “Beaker”, “Buddy”, “Nelly”, “Red” ve “Green” adları verilen köpeklerin doğumunun, araştırmanın sonuçları bilim dünyasına sunulana kadar gizli tutulduğunu kaydetti.

Travis, yavruların donmuş embriyoların taşıyıcı bir anneye nakledilmesiyle dünyaya geldiğini ifade etti.

Köpeklerde halk arasında “tüp bebek” olarak da bilinen IVF (in-vitro fertilizasyon) uygulaması, daha önce de denenmiş ancak köpek biyolojisinin insanınkinden çok farklı olması nedeniyle başarısız olmuştu.

Araştırmacılar arasında yer alan Virginia’daki Smithsonian Koruyucu Biyoloji Bölümü’nden üreme fizyoloğu Dr. Pierre Comizzoli, yılda bir ya da iki kez üreyebilen köpeklerin çiftleşmeye hazır olduğunda olgun olmayan yumurtalar salgıladığını, IVF uygulaması içinse olgun yumurta gerektiğini anlattı.

Suni dölleme yoluyla gebe bırakılan üç köpekten alınan embriyoların dondurulduğunu ve daha sonra bu embriyoların taşıyıcı anneye nakledildiğini kaydeden Comizzoli, yedi yavrunun tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelmesini “çok büyük bir dönüm noktası” olarak niteledi.

IVF, yumurta ile spermin laboratuvar ortamında döllenip daha sonra annenin rahmine nakledilmesiyle uygulanıyor. İlk tüp bebek, 1978’te dünyaya gelmişti.

Dünyanın ilk tüp köpek yavrularıyla ilgili makale, PLOS ONE dergisinde yayımlandı. Makaleyi yazan Smithsonian Koruyucu Biyoloji Bölümü’nden Jennifer Nagashima,köpeklerde IVF yönteminin uygulanmasının, türü tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanların kurtarılmasından çeşitli hastalıklara tedavilerin bulunmasına kadar birçok alanda çığır açabileceğini kaydetti.

Umur Koçak Semiz – AA

Categories: Genel Tags: , , , ,

İşte dünyanın ilk tüp köpekleri

Cuma, 11 Ara 2015 yorum yok

New York’taki Cornell Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Baker Hayvan Sağlığı Enstitüsü’nden Dr. Alexander Travis, 10 Temmuz’da doğan yedi yavrunun sağlıklı biçimde büyümeye devam ettiğini ve halihazırda beş aylık olduklarını söyledi.

Categories: Genel Tags: , , , ,

Rusya ile ilk yüz yüze temas gerçekleşti

Cuma, 04 Ara 2015 yorum yok

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türkiye dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Belgrad’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) çerçevesinde bir araya geldi. Görüşme 40 dakika sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türkiye dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Belgrad’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) çerçevesinde bir araya geldi. Görüşme 40 dakika sürdü.

Lavrov-Çavuşoğlu görüşmesi, Rusya ile Türkiye arasında ‘uçak krizi’ ardından yapılan ilk doğrudan temas olması açısından büyük önem taşıyordu. Lavrov ve Çavuşoğlu, 24 Kasım’da Rus uçağının Suriye sınırında düşürülmesinden 1 gün sonra telefon görüşmesi yaptı ancak yüz yüze görüşmemişti.

LAVROV: YENİ BİR ŞEY DUYMADIM

Lavrov, “Çavuşoğlu ile onun ısrarı üzerine bir araya geldik. Kendisinden yeni bir şey duymadık. Çavuşoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın kamuoyunda dile getirdiği yaklaşımları teyit etti” dedi.

‘ERDOĞAN’IN RUSYA’NIN ARDINDAN SUÇLAMA YAPMASI İLGİNÇ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın IŞİD ile yasadışı petrol ticareti konusunda bir Rus vatandaşına işaret etmesini yorumlayan Lavrov, Erdoğan’ın bu suçlamayı Rusya’nın yasadışı petrol ticaretini gündeme getirmesinin ardından yöneltmesinin ilginç olduğunu vurguladı.

ERDOĞAN’A RUS ATASÖZÜYLE YANIT

Erdoğan’ın suçlamaları hakkında konuşurken Rusların ünlü bir atasözünü de kullanan Lavrov, “Suçlu davranışlarıyla kendini ele verir” dedi.

Rus bakan, Türk halkını dost gördüklerini ifade ederek, “Türk halkını, Rus uçağının düşürülmesi için emir verenlerden ayrı tutuyoruz” dedi.

‘ABD, RUS SAVUNMA BAKANLIĞI’NIN SUNDUĞU BELGELERİ İNCELİYOR’

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile yaptıkları görüşmede Rusya Savunma Bakanlığı’nın dün sunduğu kanıtları da gündeme geldiğini belirten Bakan Lavrov, “Kerry, ABD’nin Rusya askeri makamlarının sunduğu IŞİD ile petrol ticareti hakkındaki bilgileri incelediğini söyledi. Bilgilerin doğruluğundan henüz emin olmadıklarını ifade etti. Ancak sunulan belge, fotoğraf ve video sayısı önemli bir işaret. Bu nedenle partnerlerimize Rusya Savunma Bakanlığı tarafından sunulan bilgileri incelemeleri için zaman vereceğiz” dedi.

‘KERRY BENİMLE AYNI FİKİRDE’

Türkiye-Suriye sınırını kapatma meselesinin de Kerry ile yaptıkları görüşmede ele alındığını söyleyen Lavrov, “ABD’li bakan, benimle aynı fikirde olduğunu söyledi. Sınırın daha önceden kapatılması gerektiğini kabul etti. Kürtler, IŞİD ile mücadelede olduğu gibi sınırın kapatılması konusunda da müttefikimiz durumunda. Bu konuda bir anlayış oluştu” değerlendirmesini yaptı.

Dün AGİT Dönem Başkanı ve Sırbistan Dışişleri Bakanı İvitsa Daçiç ile görüşmesinin ardından olduğu gibi bugün de Türkiye-Suriye sınırının kapatılmasının gerekliliğine vurgu yapan Lavrov, “Sınırın kapatılması ancak havada ve karada faaliyet gösteren tüm tarafların çabalarını birleştirmesiyle mümkün olabilir” dedi.

ABD’de de sınırın kapatılması yönünde bir anlayış olduğunu belirten Lavrov, Suriye sınırının kuzeyinin kapatılması konusunda henüz net eylem planlarının belirlenmediğine vurgu yaptı.

‘İNGİLTERE SURİYE’NİN ONAYINI ALMALI’

İngiltere’nin IŞİD’le mücadele Suriye’deki operasyonlara dahil olmasını değerlendiren Lavrov, “Mücadele daha evrensel hale geldikçe, operasyonların etkisi de artıyor. Ancak İngiltere uluslararası hukuka uygun hareket etmeli ve operasyonlar için Suriye yönetiminin onayını almalı” dedi.
Rus bakan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kaderinin terörle mücadelede dayanışma için bir önkoşul olamayacağını da vurguladı. Lavrov, Viyana’daki görüşmelerde bu konunun tartışmaya kapatıldığını kaydetti.

ÇAVUŞOĞLU: RUSYA İLE SORUNLAR AŞILAMADI

Toplantının içeriğine ilişkin bilgi veren Çavuşoğlu, “İlk görüşmede sorunlar aşıldı demek doğru olmaz. Farklı görüşler olması normal, açıklıkla konuştuk. Rus pilot için başsağlığı diledik. İki taraf da gerginliği tırmandırmak istemiyor. Umarım aklıselim kazanır” dedi.

Çavuşoğlu, Rusya’nın suçlamalarından vazgeçmesi ve sıcağı sıcağına alınmış kararları gözden geçirmesi temennisinde olduklarını belirterek, “Şu anda Rusya’ya karşı aldığımız ya da öngördüğümüz bir karar yok. Sabırla ilişkilerin düzelmesini bekliyoruz ama ömür boyu da böyle gitmeyeceğini bilmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

ÇAVUŞOĞLU: UÇAK OLAYI VE DAEŞ’LE MÜCADELE BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

Çavuşoğlu “24 Kasım’da Türkiye sınırının ihlali neticesinde meydana gelen olay, ortak düşmanımız DAEŞ’e karşı, teröristlere karşı yürüttüğümüz mücadele ile birbirine karıştırılmamalı” dedi. Çavuşoğlu’nun açıklaması Lavrov’la gerçekleştirdiği görüşmeden kısa süre sonra geldi.

Çavuşoğlu ayrıca, “Suriye’de beş yıldır süren çatışmalar tüm bölge için sorunlara yol açtı. Terör tehlikesinin boyutu arttı. Ankara’da, Paris’te saldırılar gerçekleştirildi, Mısır’da Rus uçağı düşürüldü. Bu saldırılar bizim güvenlik anlayışımızı da önemli ölçüde değiştirdi” dedi.

BASININ TOKALAŞMA KARESİ ALMASINA BİLE İZİN VERİLMEDİ

Bu arada Kommersant gazetesi de Lavrov ve Çavuşoğlu’nun görüşmesine basının kabul edilmemesine ve protokol olarak bilinen görüşen yetkililerin el sıkıştığı bölümde bile foto muhabirlerinin görüntü alınmasına izin verilmemesine dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Rusya ile diyalog yoluyla bu sorunu, hatta krizi aşarız” demişti.

Lavrov ise Belgrad’daki görüşmede Türkiye’den uçak vakasına ilişkin ‘farklı şeyler’ duymayı umut ettiğini ifade etmişti.

Categories: Genel Tags: , , , , , ,