arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Meclis’

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan 5 yıla

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, AKP iktidarının, gazeteci örgütlerinin isteği üzerine hazırlanan yıpranma payına ilişkin önergeyi reddettiğini söyledi. Yarkadaş, “Meclis’in son oturumunun son önergesini de reddettiler” dedi.

TBMM 26. Dönem’in son Genel Kurulu 100. oturumla sona erdi. AKP’nin getirdiği torba yasanın görüşüldüğü genel kurulun son oturumunun son önergesi ise CHP Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından verildi.

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan beş yıla çıkarılmasını teklif eden önergeye ilişkin konuşan Yarkadaş, AKP’lilerden de destek istedi. Yarkadaş, genel kurulda yaptığı konuşmada “Gazetecilerin yıpranma payı süresinin beş yıla çıkarılmasını istiyoruz. Her yıl için doksan gün yıpranma payı istiyoruz. Bu uygulamanın emeklilikteki yaş haddinden de düşürülmesini talep ediyoruz” dedi.

GAZETECİ VEKİLLER DE DESTEKLEDİ

Yarkadaş’ın teklifi AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ise AKP’nin tavrını eleştirdi. CHP’li vekil, şunları söyledi:

“Genel Kurul’a sunduğum önergeye, gazeteci milletvekillerimiz Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Atilla Sertel, Utku Çakırözer, Mustafa Balbay ve Eren Erdem de destek verdiler. Gazetecilik meslek örgütlerimizin isteği üzerine genel kurula sunduğum önerge, AKP’nin direnciyle karşılaştı. Üstelik, gazeteci meslek örgütleri, bu konuda Başbakan Binali Yıldırım ile de görüşmüş ve destek istemişlerdi. Başbakan, tüm gazetecilerin önünde ‘İlgileneceğim, arkadaşları uyaracağım’ demişti. Buna rağmen, AKP grubu önergemi reddetti. AKP giderayak, gazetecilerin önemli bir sorununun daha çözülmesine engel oldu.”

CHP’li Yarkadaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu önergeyi reddetmeleri yüzünden, gazetecilerin yıpranma süresi 3.5 yılda kaldı. Oysa bu süre eskiden 5 yıldı. AKP bu hakkı da budadı. Gazeteciler AKP yüzünden 1.5 yıl daha yıpranacak. Neyse ki; 24 Haziran seçimleri geliyor. Biz 24 Haziran sonrası, bu düzenlemeyi meslek örgütlerinin istediği hale getireceğiz. Meslektaşlarımız AKP yüzünden geçmişe oranla, beş kat daha fazla yıpranıyor. Seçimin ardından, gazetecilerin özgürce gazetecilik yapabildiği ve emekli olmak bile istemeyecekleri bir medya düzenini sağlayacağız. Meslektaşlarımız 38 gün daha dişlerini sıksınlar, baskı dönemi sona erecek.”

Aday gösterilmeyen MHP’li Vural’dan ilk açıklama

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, partisinden 27. Dönem Milletvekili adayı olarak gösterilmemesine ilişkin, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir.” dedi.

Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin yeni bir siyasi sürecin yeni bir safhasına geldiğini belirterek, bugüne kadar gelen dönemde, MHP milletvekili, genel başkan yardımcısı, bakan ve grup başkanvekili olarak sorumluluk ve görevler üstlendiğini anımsattı.

Vural, “Davamı ve partimi layıkıyla temsil ve daim yüksek hedeflere ulaştırma ülküsü ve inancıyla görevlerimi yerine getirirken büyük Türk milletinin değer, menfaat ve ihtiyaçları, milliyetçi-ülkücü hareketin, kutlu davamızın ülküleri ve uhdemdeki görevin onur ve haysiyeti her zaman için vazgeçilmez rehberim olmuştur.” diye konuştu.

MHP İzmir Milletvekili Vural, şöyle devam etti:

“Partimin bana verdiği her emanete sahip çıkarak, birliği, adaleti, hukuku, milli egemenliği, hürriyeti, bütünlüğü, huzuru, kardeşliği hülasa ülkümü dile getirdim. Teröre, darbeye, kumpasa, hukuksuzluğa, bölücülüğe, yolsuzluğa karşı durdum, doğruyu, hakkı, haklıyı savundum, haksızlık karşısında susmadım, her kesimden vatandaşın derdine derman arayışına tercüman oldum. Partimizin ve siyasi mücadelemizin daima bir umut olduğuna inandım, bunu yüksek bir kararlılık ve inançla ifade ettim. MHP’yi ve ülkücü-milliyetçi kadroları temsil ve milletin iradesiyle iktidara taşıma sorumluluğunu hep hissettim. MHP İzmir Milletvekili olarak görevimi yürütürken aldanmadım, aldatmadım, eğilmedim, bükülmedim, kin ve nefret gütmedim, şahsi veya nefsi davranmadım, yalan, iftira, dedikodu ve fitnelerden yılmadım, makama halel getirmedim. Sözümü ve mücadelemi yüksek tuttum. Gören gözler ve duyan kulaklar şahit oldu.”

Adaylık başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Vural, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir. Böylece şuur, şeref ve gururla üstlendiğim MHP milletvekili emanetini bırakmış bulunmaktayım.” ifadelerini kullandı.

“Artık milletin sinesindeyim”

Milletvekilliğinin, siyasi mücadelenin ne başlangıcı ne de sonu olduğunu dile getiren Vural, şunları söyledi:

“Dediler ki ‘Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.’ ‘Sükutun da bir sesi vardır.’ dedim. Dava arkadaşlarımın ve milletimin her ortamda gösterdikleri sevgi ve saygı, gönüllerinde samimi ve güvenli bir yerim olduğunu hissettiriyor. Onlara şükran borçluyum. Onların gönülleri olmasaydı gözleri beni göremezdi. Temiz kalpli insanların hepsi gönüllerinde edindiğim yerime daima sahip çıktığımdan emin olsun. Emaneti gönüllerine teslim ediyorum. Artık milletin sinesindeyim. Gönüller yapmaya devam edeceğim. Gönülden de göze yol vardır. ‘Niyet hayır, akıbet hayrolsun’. Siyasi mücadelem, bilgi, fikir ve tecrübelerimi aktif olarak sunma gayretim ve arayışım devam edecektir.”

Başbakan Yıldırım’dan ‘yetki tasarısı’ açıklaması

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla çeşitli kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde (KHK) yapılması gereken değişiklikler için hazırlanan yetki yasası tasarısını değerlendiren Yıldırım, “Tamamen anayasa çerçevesinde yapıldı o nedenle rahatız.” dedi.

Başbakan Yıldırım açıkladığı paketle ilgili soruya, “Konuşuldu, Meclis’te kabul edildi. Çok kapsamlı. Cumhurbaşkanı onayladıktan sonra hayata geçecek. Başka kapsamlı bir düzenleme çalışması yok” diye yanıt verdi.

Başbakan Binali Yıldırım “Ermenistan yıllardan beri sürdürdüğü Türkiye’ye yönelik hasmane tutumundan, Türkiye’nin toprak bütünlüğü, sınırlarına yönelik yanlış tutumlarından vazgeçiyorsa, her şeyden vazgeçiyorsa, yeni bir sayfa açmak istiyorsa bunlarla ilgili detayları görüp ona göre karşılık veririz” dedi.

Telif yasasında telif yok!

Perşembe, 10 May 2018 yorum yok

DERYA AYDOĞAN

Oyuncular Sendikası’nın 13. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında düzenlediği “Türkiye’de bir işçi olarak oyuncu” başlıklı panelde oyuncuların sıkıntıları konuşuldu. Moderatörlüğünü oyuncu Taner Rumeli’nin yaptığı panelde Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Onat Öztürk, oyuncular Tilbe Saran, Fırat Tanış ve Sermet Yeşil konuşmacı olarak katıldı. Panel sonrası oyuncular sosyal medya hesaplarından ‘telif yasasında telif yok’ etiketini paylaştı. Oyuncuların telif hakları için uzun yıllardır mücadele veren Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) ile telif yasasındaki sıkıntıları konuştuk. BİROY Başkan Yardımcısı Aslı Şahin, yasayı ve telif konusunda yapılması gerekenleri anlattı.

»Telif yasasında telif yok paylaşımı ile kamuoyunda ses getirdiniz. Nedir sıkıntı?
Yıllardır bunun üzerinde çalışıyoruz. Meslek birliği olarak 10’uncu yılımızdayız. Bakanlıkla yapılan her toplantıda her çalıştayda, isteklerimizi dile getirdik. 2012 yılında İspanya’da ve Brüksel’de uluslararası toplantılar vardı, o toplantılara Bakanlık’tan uzmanları çağırdık ve yasamızda neler olması gerektiğine dair bütün bilgileri onlara verdik. Dünyadaki tüm örnekleriyle beraber, olması gerekeni anlattık. Yıllar süren çalışmaların sonucunda bu yasa taslağı bir şekilde ortaya çıktı ve bu taslak bizimle birkaç ay önce paylaşıldı. Karşımıza 3 yıl olarak çıktı bu telif konusu. Biz de şiddetle bu duruma karşı çıktık. Dünyada böyle bir örnek yok. Telif hakkı denilen şeyin tamamen ruhuna, her şeyine aykırı… Telif dediğimiz şey, bir eser ortaya çıktığında ikinci kez gösteri yapıldığında hak sahiplerine doğan maddi haktır. Eser sahiplerine ve bağlantılı hak sahiplerine bu hak doğar. Burada sıkıntı şu, bu süreyi ikinci gösterim itibari ile değil 5 yıl sinemada 6 yıl da dizilerde telif verilmemesi gibi bir madde var. Biz taslakta karşımıza 3 yıl olarak geldiğinde de itirazlarımızı sunduk bakanlığa. Üyelerimiz de görüş bildirdi. Kamuya açıldı taslak ve herkes görüş bildirebildi. Eser sahipleri ve oyuncular olarak bu taslağa şiddetle karşı çıktık. Telif denilen şey ikinci gösterimden sonra doğarken siz 5-6 yıl hak vermemezlik yapamazsınız.

telif-yasasinda-telif-yok-461318-1.

»Tasarı geriye dönük hak sahibi olanları kapsıyor mu? Ne zamandan itibaren geçerliliği söz konusu?
Yürürlüğü girmesi ile ilgili şöyle bir madde var, “Bu maddenin geçerliliği 2 yıl sonra başlayacaktır” diye yazıyor. Yani bu, “Şu anda çekilen bir şeyde, siz ancak 7 yıl sonra, dizilerde de 8 yıl sonra hak sahibi olabilirsiniz” demek. Yapımcıların kanallarla yaptığı anlaşmalar en fazla 5 yıl süreli zaten. Çünkü 5 yıl içinde eserler her şeyini tüketir. Çok istisnai diziler vardır hâlâ yıllar sonra tekrarları yayınlanan. Düşünün yılda 100 dizi çekiliyor. Bu 5 yılda 500 dizi eder. Bunun kaç tanesi 5 yıl sonra tekrar gösteriliyor? “5 yıl sonra size hakkınızı vereceğiz” denmesi hiç gerçekçi değil zaten. Mantıklı da değil. Çocuk eyler gibi bir şey bu.

»Yapımcı ve kanal arasındaki anlaşmalar mı engel oluyor?
Aslında yapımcı telif almıyor, satıştan parasını alıyor. Ama tabii onların pastasında telif çok küçük bir dilim olduğu için bu durumu biraz görmezden geliyorlar. Bu, kanalların ve yapımcıların lobisi ile konulmuş bir şey, çok belli. Düşünün yeni bir dizi başladığı zaman, aynı gün içinde bile 1.bölümü 2-3 kez tekrar gösteriyorlar. İnsanlar görsünler ve diziyi seyretmeye başlasınlar diye… İşte aslında aynı gün 2.kez gösterdiğinizde bile bizim telif hakkımız doğuyor. Bu arada kanallar 2’nci ya da 3’üncü gösterimlerinde aralara tekrar reklam alıyorlar ve bu dizilerden yine para kazanıyorlar. Fakat hak sahiplerine maalesef haklarını vermeye yanaşmıyorlar. Bu da çok ciddi bir hak gasbı demek. Baya hakkı gasp etmek demek bu. Yıllardır oyuncular, sigortasız çalıştırılıyorlar ve kimse emekli olamıyor. Hep duyduğumuz şeylerden biri banklarda parklarda yatarak yaşıyorlar. Sefalet içinde açlık içinde ölen oyuncular var. Hastalandıklarında ilaç alamadığı için ölen oyuncular var. Senaristler de öyle… Birçok yönetmen sektörü bırakıp, başka işlerde çalışmaya başlıyor.

»Her gün filmlerini televizyonda gördüğümüz ünlülerin zor günler geçirdiğini haberlerde okuyoruz, görüyoruz.
Aynen işte bu. Oyuncuların başına çok gelir bu. Biz daha görünen bir yüz olduğumuz için bunu hep yaşarız. Aylardır işsiz kalmışızdır, paramız yoktur ama televizyonda oynadığımız dizinin tekrarı dönüyordur ve insanlar da bizi çok para kazanıyoruz zannediyor. Bizden yardım istediklerinde bilmiyorlar ki bizim hiç paramız olmadığını. Çok yaşadık bunları. Bazen Bakanlık bizi arıyor diyor ki, “Bu oyuncu çok zor durumdaymış, ne yapabiliriz?” Ne yapabilir? Telif haklarını verseydiniz, o oyuncu o durumda olmayacaktı. SSK’siz çalıştırıldığımız için de sektörde böyle bir sorun var zaten. Emekliliğimizi alamıyoruz bari en azından hakkımızı telifimizi alırsak, en azından kimseye muhtaç olmadan yaşarız, bir noktada. Telif dediğimizde de öyle aman aman büyük paralardan da bahsetmiyoruz. Kimseye bir külfeti olmayan ancak birikince biraz bir şey olan meblağlar bunlar. Acayip miktarlardan bahsetmiyoruz. Çok iş yapan eser sahipleri hariç. Onlarda zaten topluluk içinde azınlık olarak kalıyor.

Taleplerimiz karşılık bulmuyor

telif-yasasinda-telif-yok-461314-1.

»Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Bize bu taslak geldiğinde “3 yıl telif yok” denildiği zaman biz itirazlarımızı yerine getirdik. Ciddi anlamda karşı çıktığımız başka maddeler de var çünkü. Bunlarla ilgili görüşlerimizi bildirdik. Taslağın son halini görmemiştik ve sadece bazı duyumlar geliyordu. Sürekli olarak Bakanlık’tan bu taslağı istedik fakat Bakanlık bize son halini göstermedi. Sonrasında basından öğrendik ki, bu taslak bakanlardan geçmiş, Başbakanlık’tan da imza almış ve Meclis’e tasarı olarak sunulmuş. Dolayısıyla şu anda ikinci etapta Ankara’yı, komisyon üyelerini bilgilendirmeye çalışacağız. Kamunun desteği çok önemli. Bunu duyurmamız gerekiyor. Çok ciddi bir hak gasbı olduğu için yaptığımız kampanya bununla ilgiliydi. “Lütfen artık sesimizi duyun” dedik. Muhatap olduğumuz bütün kurumlara, Ankara’daki herkese bunu defalarca yıllar boyu anlattık. En son gelen taslakta da bu maddeye de şiddetle karşı çıktık. 3 yıl olan şey şimdi karşımızı 5-6 yıl olarak çıktı. Anlattıklarımız karşılığını bulmuyor ancak kamunun desteği ile bir yere varılabilecek gibi duruyor.

CHP’li İrgil: Köklü bilim yuvaları bir çırpıda heba olacak

Salı, 08 May 2018 yorum yok

MUSTAFA KÖMÜŞ

Üniversiteleri bölen yasa tasarısının görüşülmesine bugün devam edilecek. Öğrencisinden dekanına tüm üniversite bileşenlerinin tepki gösterdiği tasarının 6 maddesi geçen hafta Meclis’ten geçti. Kalan maddelerin görüşülmesi ise bugüne ertelendi. AKP tarafından Meclis’e getirilen tasarıya muhalefetteki partiler itiraz ediyor. Köklü üniversitelerin bir çırpıda kimseye danışılmadan bölünmesine ve isimlerinin değiştirilmesine itiraz eden muhalefet partileri, tasarının geri çekilmesini istiyor. Eğer geri çekilemese de tasarının maddelerinin yumuşamasını istiyor.

CHP Bursa Milletvekili ve TBMM Eğitim Kültür Spor Gençlik Komisyonu Üyesi Ceyhun İrgil ile tasarıya itirazlarını ve muhalefetin bu yöndeki taleplerini konuştuk. İrgil “Bu tasarıdan etkilenecek olan öğrenciler, akademisyenler, üniversite yöneticilerinin hiçbir fikri alınmadan hazırlanmış bir tasarı. Yukarıdan aşağıya emri vaki yapılmaya çalışılıyor. Bu da tabii ki huzursuzluk yaratıyor. Bunun da çok ciddi sonuçları olacaktır” dedi. İrgil “Üniversiteyi kendi içinde ikiye bölersin, iki rektörlü bir idari yapı kurarsın bu şekilde daha işler bir hale getirirsin. Bunun örneği var dünyada” ifadelerini kullandı.

chp-li-irgil-koklu-bilim-yuvalari-bir-cirpida-heba-olacak-460891-1.
CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil

Ciddi sonuçları olacak

Öncelikli taleplerinin tasarının geri çekilmesi olduğunu belirten CHP’li vekil “Çekilmiyorsa da oy çoğunluğu onlarda olduğu için hiç olmazsa tasarı üzerinde revizyon yapılabilmesini sağlamak istiyoruz. Bu tasarı yersiz, gereksiz ve zamansızdır. En önemlisi de bütün tarafların görüşü alınmadan tepeden inme hazırlanmış bir tasarı. Bu tasarıdan etkilenecek olan öğrenciler, akademisyenler, üniversite yöneticilerinin hiçbir fikri alınmadan hazırlanmış bir tasarı. Yukarıdan aşağıya emri vaki yapılmaya çalışılıyor. Bu da tabii ki huzursuzluk yaratıyor. Bunun da çok ciddi sonuçları olacaktır. Bu siyasal ve toplumsal ayağıdır” dedi.

İrgil şöyle devam etti: “Bunun tabii bilimsel ve ekonomik ayağı da var. Örneğin Cerrahpaşa’nın bu kadar yıldır birikimi var. Uluslararası alanda ismi, yapılan akreditasyonlar ve kayıtlar var. Şimdi bir insan düşünelim ismi Ahmet’ken bir anda Hüseyin diye değiştiriliyor. Ne olur? Bütün kayıtlar silinir, bütün başvuruları, bursları iptal edilir. Bu işin ekonomik boyutu. Bilimsel boyutu ise dünya literatür sisteminden çıkıyor. Cerrahpaşa örneğinden gidersek, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin ismini tarihten silersek ne olacak? Yaptığın bütün çalışmalar silinecek. Bir isim değişikliğiyle her şey heba olacak.”

‘İki rektörlü yapı’ “Bizim butik veya küçük üniversiteye bir itirazımız yok” diyen İrgil şöyle konuştu: “Bunun yolu bu değil. Üniversiteyi kendi içinde ikiye bölersin iki rektörlü bir idari yapı kurarsın bu şekilde daha işler bir hale getirirsin. Bunun örneği var dünyada. Sorbonne Üniversitesi var mesela. İşi kolaylaştırmak için orada tematik üniversiteler kurdular. Burada öyle bir şey göremiyoruz.”

***

92 yıl hiçe sayılıyor

Üniversitelerin bölünmesine karşı öğrencilerin eylemleri devam ediyor. Gazi Üniversitesi öğrencileri, hocaları ile birlikte, üniversitelerinin bölünmesine karşı yürüdü. 13.30’da başlayan eylemde öğrenciler ve üniversite hocaları 13.45’te okulun ana kapısına yürüdü. Burada bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada “Üniversitemizin büyük bir saygınlığı vardır. İsminin değişimi 92 yıllık mirasın hiçe sayılmasıdır. Üniversitemizin bölünmesi kabul edilebilir değildir” denildi.

Gazi Üniversitesi Hocası Doçent Doktor Alper Alp şunları söyledi: “Üniversitenin isminin ilelebet yaşatılmasını istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz. Biz buraya sesimizi duyurmaya geldik. Herkesten destek bekliyoruz.”

Ardından Prof. Dr. Mustafa Alkan şu ifadeleri kullandı: “Üniversitenin bölünmesine ilişkin açıklama yapıyor: İdeolojimiz, siyasi görüşümüz yoktur, sadece üniversitemizin bölünmesini istemiyoruz ve bunun için buradayız. Eylemlerimizi sürdüreceğiz. Eğer biz kurumlarımızı sürdürebilseydik bugün en az 600 yıllık üniversitelerimiz olacaktı Tıpkı Harvard Üniversitesi gibi.”

Seçim öncesinde her koltuğa makam aracı

Salı, 08 May 2018 yorum yok

NURCAN GÖKDEMİR

TBMM Başkanlığı 2018 yılının bitimine yedi ay kala 2019 ve 2020 yıllarında kullanacağı makam araçları için ihale açtı.

2017-2018 yılları için 30’u Volkswagen Passat, 34’ü Audi A-6 marka sürücüsüz araç kiralayan TBMM, seçimlere iki aydan daha az süre kala yeni bir araç kiralama ihalesi açtı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin makam hizmetleri için kullanılacak araçlar, 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında, iki yıl süreyle kiralanacak. Tümü 1950 motor hacminde olacak araçların 28’i için ayrı, 36’sı için ayrı teknik özellikler belirlendi. İhale şartnamesinde, 2018 model “0” kilometre ve siyah renkli olacak araçların sahip olması istenen teknik özelliklerden bazıları şöyle sıralandı: “Dört silindir, turbo dizel motor, tam otomatik klima, renkli ekranlı Türkçe dil seçenekli yol bilgisayarı, ön ve arka park sensorü, sürücü yorgunluğu tespit sistemi, işitsel ve görsel uyarı ikazı, radyo, CD-MP3 çalar, araç içi orijinal halı ve kauçuk taban paspasları, dört bölgeli tam otomatik klima, deri döşeme, orta konsolda en az 6,5 inç ve üstü ekran, ısıtmalı ön ve arka koltuklar.”

Araçlara taşıt tanıma sistemi (TTS), otomatik geçiş sistemi (OGS), hızlı geçiş sistemi (HGS) ve araç takip sistemi (GPRS) takılması da istendi.

Yeni Meclis’e yeni filo

Araçlar, 24 Haziran’da oluşacak yeni Meclis’in Başkanlık Divanı Üyeleri, Parti Grup Başkanvekillikleri, komisyon başkanları ve uluslararası komisyon başkanlarının makam hizmetlerinde kullanılacak. Yeterlik kriterlerini karşılayan tüm yerli ve yabancı isteklilerin katılabileceği sürücüsüz araç kiralama ihalesi 1 Haziran Cuma günü açık usulle yapılacak.

2017/2018 yılları için açılan iki yıllık ihaleyi kazanan Kopuz Otomotiv ve Turizm Sanayi Ticaret AŞ’den yine sürücüsüz 64 araç kiralayan TBMM, ulaşım hizmetleri için de Sözkur Turizm Otomotiv’den sürücülü kiraladığı 10 araca milyonlarca lira ödeme yaptı.

4.5 milyon kira

30’u Volkswagen Passat, 34’ü Audi A-6 marka olduğu bilinen bu araçlara 2015 yılında 3 milyon 304 bin lira, 2016’da 3 milyon 643 lira ödendi. 2017’de yapılan ödeme 4.5 milyon liraya yaklaştı.

10 araca da 2.5 milyon TL

TBMM makam hizmetleri için kullanılan bu araçların yanı sıra ulaştırma hizmetlerinde kullanılmak üzere üç yıllığına 2 milyon 514 bin lira karşılığı 10 araç kiralandı. Ayrıca, panelvan minibüs tipi bir araç da yemekhane hizmetlerinde kullanılmak üzere Mecis’in kiralık araç filosuna katıldı.

İÜ’de eylemler sürüyor: ‘Üniversiteleri bölmediniz,

Cumartesi, 05 May 2018 yorum yok

YAŞAR GÖKDEMİR

İstanbul Üniversitesi’nin bölünmesine yönelik eylemlerin 8. gününde kitlesel bir katılımla protesto gösterisi düzenlendi.

Üniversitenin Beyazıt Meydanı’na açılan ana kapısında toplanan öğrenciler, üniversiteleri bölerek yeni üniversite kuracak yasa tasarısını protesto etti.

Ana kapıda toplanan öğrenciler, “Yaşasın üniversite dayanışması”, “Her yer Beyazıt her yer direniş”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Üniversiteme dokunma fakülteme dokunma”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Susma haykır bölünmeye hayır”, “Beyazıt bizimdir, bizim kalacak” sloganları attı.

İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin eylemine dayanışma amacıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri de katıldı. Öğrencilerin eylemine HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve sanatçı Metin Coşkun da destek verdi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Deniz Büyüker, “Yasa tasarısını çeşitli bahanelerle erteliyorlar. Aslında karşılaştıkları toplumsal tepkiden dolayı karasızlar. Yargı benim, polis benim diyenler Beyazıt’ta iyi bir yanıt aldılar. Üniversiteler akademisyenleriyle, öğrencileriyle, bütün bileşenleriyle bir bütündür. Gençliğimızı Silivri yollarında geçireceğimize Beyazıt’ta nöbet tutarız. Bizim tutumunuz gayet net; üniversitemizi böldürmeyeceğiz. Eğer olur da bu tasarı geçerse şunu bilsinler; biz tarihimizi, üniversitemizi bölecek tasarıya eyvallah demeyiz. Herkes bilsin, onlar tasarılarını da alıp defolup gidecekler” ifadelerini kullandı.

iu-de-eylemler-suruyor-universiteleri-bolmediniz-birlestirdiniz-459657-1.

HAYEF adına Mükerrem Aydemir “Bu yasa tasarısı açıklandığından beri derslerde, fakültelerde tepki göstermeye çalışıyoruz. Eğer üniversiteye dair bir karar alınacaksa yalnızca üniversitenin bütün bileşenleriyle alınır. En başından itibaren söylediğimiz gibi talebimiz fakültelerin bölünmemesidir. Tekrar haykırıyoruz, bu yasa tasarısını geri çekin” dedi.

HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, “Biz de 70’lerde mücadele etmiştik. Sizlerde demokratikleşme adına bu mücadeleye bir taş koyuyorsunuz. Meclis’te kendi tasarılarını bile savunamadılar. Dolayısıyla bu tasarı haftaya ertelendi. Bu tasarı geçse bile üniversiteler bakteri gibi bölünerek çoğalmaz. Ama bizler buradaki gibi çoğalabiliriz. Kimse yenilmez değildir. Şimdi değişim zamanı. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Faşizme karşı omuz omuza mücadeleye devam” diye konuştu.

iu-de-eylemler-suruyor-universiteleri-bolmediniz-birlestirdiniz-459659-1.

İletişim Fakültesi adına Ayhan Öztürk, “Tasarıya karşı tüm halkımızı mücadeleye davet ederken, Meclis’e bu tasarının geri çekilmesini talep ediyoruz. İstanbul Üniversitesi’nde sadece bizim değil bütün halkın hakkı vardır. Bu tasarı üniversiteyi müze haline dönüştürecektir. Üniversitemiz müze olarak değil bilimsel faaliyetler üreten bir kurum olarak kalmalıdır. Günlerdir belirttiğimiz gibi bu tasarı bizden geçmeyecek” dedi.

Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden bir öğrenci, “O tasarı çıktığı andan itibaren üniversiteleri bölmediniz, birleştirdiniz” diye konuştu.

Sanatçı Metin Coşkun ise, “Hepinize kolay gelsin. Direne direne bu ülkeyi düzlüğe çıkaracağız” şeklinde konuştu.

Florance Nightingale Hemşirelik Fakültesi’nden Zeynep Benek, “İstanbul Üniversitesi’nin bölünmesi bugün bize yarın çocuklarımıza yönelik yapılan bir saldırıdır” ifadelerini kullandı. Mühendislik Fakültesi adına Onat Özaslan, “Bu tasarı Meclus’ten geçse de bizden geçmesine izin vermeyeceğiz. Asıl dertleri bize bilimsel çalışmalar yapabilecek ortam sağlamak olmalıdır” şeklinde konuştu.

OHAL KHK’siyle ihraç edilen akademisyen Levent Dölek de “Bu üniversitede çok büyük bir birikim vardır. Bu birikim kolay kolay yok edilemez. Günlerdir bunu gösteriyorsunuz. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Bizler bu üniversiteye maaş bodrolarıyla bağlanmadık. Bizim üniversiteliğimizi hiçbir şekilde alamazsınız. Sinik bir şekilde köşede durmadık. Bu üniversite bedel ödeyenlerle yaşar ve yaşayacaktır” diye konuştu.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Cem Bülbül, “Bu direnişinizle bize umut oldunuz. Sağolun, varolun. Bu mücadele haklıysa sizi üniversiteden kovamazlar, siz onları yuvalarınızdan kovarsanız” dedi. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Niğde Kaya, Yıldız Savunması adına yaptığı açıklamada, “Üniversiteleri tarihlerinden, kampüslerinden, fakültelerinden koparmaya çalışanlar şunu bilmelidir; üniversitenin bileşenleri okullarını parçalatmayacak” ifadelerini kullandı.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Özden Öz, “Üniversite öğrencileri olarak mücadeleyle kazandığımız haklarımızın gasp edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Marmara Üniversitesi Utku Özay da, “Biz bugün burada sorunlarımız bir sorun daha eklenmesin diye buluştuk. Yaşasın üniversite dayanışması” açıklamasında bulundu.

MSGSÜ adına Merve Yetkin, “Bugüne kadar aklı, bilimi nasıl savunduysak bugün üniversitemizi de öyle savunacağız” ifadelerini kullandı. Galatasaray Üniversitesi adına Dilan Üçlertoprağı, “İstanbul Üniversitesi’nin bölünmesine ve dolayısıyla ranta açılmasına karşıyız. Üniversitelerin bölünmesine, parsel parsel ranta açılmasına karşı çıkan on binler var. Üniversiteyi bölen tasarının geri çekilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

Geniş katılımın olduğu eylem konuşmaların ardından son buldu.

iu-de-eylemler-suruyor-universiteleri-bolmediniz-birlestirdiniz-459660-1.

Rusya’dan ‘Ermenistan’ uyarısı

Cuma, 04 May 2018 yorum yok

Avrupa Birliği, Ermenistan’da tüm tarafları ülkedeki krizi çözmek amacıyla “kapsamlı bir diyalog”a angaje olmaları çağrısını yaparken, Rusya’dan uyarı geldi.

Ermenistan’da Ulusal Meclis’in dün yaptığı kritik oturumda yeni bir başbakanı seçememesinin ardından AB’nin Erivan Delegasyonu Sözcüsü, ülkedeki tüm tarafları “kapsamlı bir diyaloğa” angaje olmaya cesaretlendiren bir açıklama yaptı.

Ermenistan Devlet Radyosu’nun yansıttığı açıklamada, “Avrupa Birliği, Ermenistan’ın refah içindeki bir demokratik toplumu tesis etme çabalarına desteğini yineliyor” denildikten sonra “Son günlerde olduğu gibi güvenlik kurumları ile toplanma ve ifade özgürlüğü hakkını kullananların çatışmaktan kaçınması, itidal ve sorumluluk göstermesi hayati önem taşıyor” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan Ermenistan ile yakın ilişkileri olan Rusya’nın Federasyon Konseyi’nin Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Vladimir Dzhabarov, Ermenistan Ulusal Meclisi’nin dünkü oturumunda başbakanlığa aday olan ancak seçilemeyen muhalefet lideri Nikol Paşinyan’ın krizi çözmek amacıyla yaptığı eylem çağrılarını eleştirdi.

Ermeni medyasına göre, ülkede halen yaşanan durumu “alarm verici” olana niteleyen Dzhabarov, açıklamalarında “Erivan’ın, durumdan yararlanma konusunda tereddüt göstermeyecek düşmanları var” savını dile getirdi ve tüm tarafları müzakere çağrısında bulundu. (ANKA)

Emniyet, 1 Mayıs’ta trafiğe kapanacak yolları duyurdu

Çarşamba, 02 May 2018 yorum yok

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde bazı yolların trafiğe kapatılacağını duyurdu.

TAKSİM’DE TRAFİĞE KAPATILACAK YOLLAR

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, ‘1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ kapsamında saat 04.00’ten etkinlik bitimine kadar kapatılacak yollarla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre; Tarlabaşı Bulvarı, Mete Caddesi, Gümüşsuyu Caddesi, Sıraselviler Caddesi, Halaskargazi Caddesi, Cumhuriyet Caddesi trafiğe kapatılacak.

ALTERNATİF GÜZERGAHLAR

Unkapanı Köprüsü’nden ve Perşembe Pazarı’ndan gelen akım, Kasımpaşa ve Karaköy istikametine yönlendirilecek. Kasımpaşa’dan gelen akım, tuz ambarı ışıklardan Hasköy ve Karaköy istikametine yönlendirilecek. Dolapdere’den gelen akım, Divan Kavşağından tünel üzerinden Şişli istikametine veya stat üzerinden Beşiktaş istikametine yönlendirilecek. Dolmabahçe Gazhane Caddesinden gelen akım, Gümüşsuyu’na verilmeden Beşiktaş ve Karaköy istikametine yönlendirilecek. Şişhane’den gelen akım, Kasımpaşa ve Unkapanı Köprü istikametine yönlendirilecek. Şişli’den gelen akım, Yedikuyular Caddesine ve tünel Taksim tünel üzerinden Beşiktaş istikametine yönlendirilecek. Defterdar Yokuşu’ndan Taksim’e çıkan yol kapatılarak, Firuzağa meydan akım Akarsu yokuşu ve Taktaki yokuşu istikametine verilecek. Mebusan Yokuşu Caddesi çıkış istikameti Meclis-i Mebusan Caddesiyle kesişim noktasından kapatılarak, akım Karaköy istikametine verilecek. Halaskargazi Caddesine alternatif olarak akım Abide-i Hürriyet Caddesi istikametine yönlendirileceği açıklandı.

ANADOLU YAKASI KAPATILACAK YOLLAR

Turgut Özal Bulvarı, (Büyükyalı Köprüsü ile Piri Reis Caddesi kavşağı arasında kalan kısım) ve bu caddeye çıkan tüm sokaklar, Feyzullah Caddesi, (Maltepe Bağdat Caddesi ile İstasyon Caddesi arasında kalan kısım), Maltepe İstasyon Caddesi, (Feyzullah Caddesi kavşağından Şehit Nedim Özpolat Sokak kavşağına kadar olan kısım), ve Şehit Nedim Özpolat Sokağın trafiğe kapatılacağı belirtildi.

ANADOLU YAKASI ALTERNATİF YOLLAR

Büyükyalı Caddesi, Maltepe Bağdat Caddesi, D-100 ve Mimar Sinan Caddesi istikametine yönlendirileceği açıklandı.

CHP den Meclis Araştırması istemi

Pazartesi, 14 Ara 2015 yorum yok

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu‘nun imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinin gerekçesinde, ‘çocuk kaçırma olaylarının sıkça yaşanmasının panik havasının doğmasına sebep olduğu‘ savunuldu. İstemin gerekçesinde ayrıca, basında kaçırılan çocukların dilenme amaçlı kullanılması, sömürülmesi ya da ölü olarak bulunması haberlerinin, konunun ciddiyeti hakkında ipucu verdiği iddia edildi. Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Burhanettin Kaya‘nın değerlendirmelerinin de yer aldığı gerekçede, ‘Türkiye‘de bin 600 çocuğun kayıp olduğu bilinmektedir. Bu çocuklardan bin 100‘ünün kız olması, konunun başka bir boyutunu açığa çıkarmaktadır. Özellikle kız çocukları büyük bir sömürü ağının kurbanı olmaktadır. Üstelik bu rakamların, yalnızca ‘ihbar edilenler‘ olduğunu düşünürsek, ihbar edilmeyen daha çok sayıda çocuğun kayıp olduğu ve sömürünün kurbanı olduğunu düşünebiliriz. Konu, ekonomik, toplumsal, güvenlik ve psikolojik olmak üzere çok sayıda nedeni taşımaktadır. Bu nedenlerin üzerinde ayrıntıyla çalışma yapılmadan olumlu sonuçlar alınmasını beklemek yanıltıcı olacaktır‘ ifadelerine yer verildi. (AA)

Categories: Genel Tags: , , , ,