arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘milletvekili’

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan 5 yıla

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, AKP iktidarının, gazeteci örgütlerinin isteği üzerine hazırlanan yıpranma payına ilişkin önergeyi reddettiğini söyledi. Yarkadaş, “Meclis’in son oturumunun son önergesini de reddettiler” dedi.

TBMM 26. Dönem’in son Genel Kurulu 100. oturumla sona erdi. AKP’nin getirdiği torba yasanın görüşüldüğü genel kurulun son oturumunun son önergesi ise CHP Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından verildi.

Gazetecilerin yıpranma sürelerinin 3.5 yıldan beş yıla çıkarılmasını teklif eden önergeye ilişkin konuşan Yarkadaş, AKP’lilerden de destek istedi. Yarkadaş, genel kurulda yaptığı konuşmada “Gazetecilerin yıpranma payı süresinin beş yıla çıkarılmasını istiyoruz. Her yıl için doksan gün yıpranma payı istiyoruz. Bu uygulamanın emeklilikteki yaş haddinden de düşürülmesini talep ediyoruz” dedi.

GAZETECİ VEKİLLER DE DESTEKLEDİ

Yarkadaş’ın teklifi AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ise AKP’nin tavrını eleştirdi. CHP’li vekil, şunları söyledi:

“Genel Kurul’a sunduğum önergeye, gazeteci milletvekillerimiz Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Atilla Sertel, Utku Çakırözer, Mustafa Balbay ve Eren Erdem de destek verdiler. Gazetecilik meslek örgütlerimizin isteği üzerine genel kurula sunduğum önerge, AKP’nin direnciyle karşılaştı. Üstelik, gazeteci meslek örgütleri, bu konuda Başbakan Binali Yıldırım ile de görüşmüş ve destek istemişlerdi. Başbakan, tüm gazetecilerin önünde ‘İlgileneceğim, arkadaşları uyaracağım’ demişti. Buna rağmen, AKP grubu önergemi reddetti. AKP giderayak, gazetecilerin önemli bir sorununun daha çözülmesine engel oldu.”

CHP’li Yarkadaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu önergeyi reddetmeleri yüzünden, gazetecilerin yıpranma süresi 3.5 yılda kaldı. Oysa bu süre eskiden 5 yıldı. AKP bu hakkı da budadı. Gazeteciler AKP yüzünden 1.5 yıl daha yıpranacak. Neyse ki; 24 Haziran seçimleri geliyor. Biz 24 Haziran sonrası, bu düzenlemeyi meslek örgütlerinin istediği hale getireceğiz. Meslektaşlarımız AKP yüzünden geçmişe oranla, beş kat daha fazla yıpranıyor. Seçimin ardından, gazetecilerin özgürce gazetecilik yapabildiği ve emekli olmak bile istemeyecekleri bir medya düzenini sağlayacağız. Meslektaşlarımız 38 gün daha dişlerini sıksınlar, baskı dönemi sona erecek.”

TRT hakkında suç duyurusu

Pazar, 20 May 2018 yorum yok

İYİ Parti Milletvekili aday adayı Murat Ağırel, TRT hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda TRT’nin 17 Nisan 2018 tarihinde sonra, AKP ve MHP’nin “Cumhur İttifakı”na 37 saat 40 dakika, CHP’ye 3 saat 4 dakika, İYİ Parti’ye 9 dakika yer verildiği ifade edildi ve Saadet Partisi’ne ise hiç yer verilmediği belirtildi.

Ağırel bu durumun Anayasa’nın 133’üncü maddesine aykırı olduğunu ve TRT’nin uyması gereken “tarafsızlık” ilkesini ihlal ettiğini savundu.

trt-hakkinda-suc-duyurusu-465686-1.

İsrail yapımı elektronik cihazlar İran’a mı satıldı?

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

İsrail’in Yedioth Aharonoth gazetesinin iddiasına göre Kudüs merkezli Celem Şirketi’nin ürettiği güç elektroniği kapasitörleri sevkiyatına Temmuz 2017’de Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) el konuldu. Türkiye’nin İsrail yapımı elektronik cihazları İran’a naklederek BM Güvenlik Konseyi’nin Tahran’a yönelik yaptırımlarını ihlal ettiği iddia edildi. Gazeteye göre Birleşmiş Milletler (BM) el konulan cihazların Türkiye tarafından İran’a nakledilip edilmediğini soruşturmaya başladı.

BM’nin konuyla ilgili İsrail’den daha fazla bilgi talep etmesi üzerine Celem’den ”Biz cihazları bir Türk şirketine satmıştık. Sevkiyat İran’aysa o zaman alıcı Türk şirketi bizi kandırmış demektir” açıklaması geldi.

BM Güvenlik Koseyi’nin 2015 yılında aldığı 2231 sayılı karar, İran’a nükleer teknoloji geliştirmeye yönelik ürün ve teknoloji satışını yasaklıyor. BM Genel Sekreterliği, İsrail hükümetine, BAE’nin ele geçirdiği CSP 180/300 model kapasitörlerin İsrail yapımı olduğunu bildiren ve konuyla ilgili daha fazla bilgi verilmesini talep eden mektup gönderdi. Mektubun çarşamba günü ulaşmasının ardından Celem şu açıklamayı yaptı:

‘Her türlü soruşturmayla işbirliğine hazırız. Bunları düzgün bir Türk şirketine sattığımızı kanıtlayacağız. Biz İran gibi ülkelerle iş yapmayız. Satışlarımızın çoğunu Avrupa ve ABD’ye yapıyoruz, ama Türkiye de düşman ülke olmadığından onlarla ticaret yapmamamız için bir sebep yok. Her halükarda İran’a sevkiyat ulaştırdılarsa Türk alıcılar bizi yanıltıp kandırmış demektir.”

Yedioth Aharonoth, bunun Türkiye’nin İran’a yönelik yaptırımları delmesinin ilk örneği olmadığını öne sürerek İran-Türkiye vatandaşı Rıza Sarraf’ın kurduğu ağı örnek verdi.

***

İsrail Turizm Bakanı: Türkiye’ye gitmeyin

İsrail Turizm Bakanı Yariv Levin, Türkiye’nin İsrail katliamına tepkisi sebebiyle İsrail vatandaşlarına “Türkiye’ye gitmeme” çağrısında bulundu.

Şalom’ın haberine göre Levin, İsraillilerden “Antalya’dan uzak durmalarını” istedi.

İsrail milletvekili İtzik Shmuli ile İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz ise İsrail’in “Ermeni soykırımını tanıması gerektiğini” söyledi. Katz, “Erdoğan’ın İsrail devletinden nefret ettiğini” öne sürerken, “Türkiye ile diplomatik ilişkilerin azaltılmasının hata olacağını” savundu.

Irak’ta genel seçimlerin kesin sonuçları açıklandı

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerin kesin sonuçlarına göre, Şii lider Mukteda es-Sadr’ın desteklediği koalisyon birinci çıktı.

Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği Daire Başkanı Riyad Bedran, Bağdat’ta komiserlik binasında düzenlediği basın toplantısında, kesin sonuçlara göre ülkede birinciliği Sadr’ın elde ettiğini bildirdi. Sadr’ın desteklediği Sairun koalisyonu 329 sandalyeli mecliste 54 milletvekili kazandı.

Bedran, Haşdi Şabi komutanlarından Hadi Amiri liderliğindeki Fetih koalisyonunun 47 sandalye ile ikinci, Başbakan Haydar el-İbadi başkanlığındaki Nasır koalisyonunun da 42 sandalye ile üçüncü olduğu bilgisini paylaştı.

Türkmenler ise Kerkük’te 3 sandalye kazandı. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) 25, Kürdistan Yurtseverler Birliği 17, Goran da 5 sandalye elde etti.

Bozdağ’dan İnce’ye ‘Gülen’ yanıtı

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “Gülen’in iadesi usulüne uygun edilmemiş” sözlerine yanıt verdi.

Bozdağ’ın açıklamaları şöyle:

“CHP cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, ABD’den arandığını ve kendisine, Türkiye’nin teröristbaşı F. Gülen’in iadesi için usulünce başvuruda bulunmadığını, söylendiğini dün bir TV.’ye açıkladı.Ama arayanın kim olduğunu,açıklamadı. Sayın İnce,keşke ABD’den arayanın dediğinin doğru mu yalan mı olduğunu tespit için Adalet Bakanlığını arayıp işin aslını/doğrusunu öğrenseydi,kendisini yalancının yalancı şahidi durumuna düşürmezdi.Belli ki Sayın İnce,ABD’den arayana inanmış ve onun ağzıyla Türkiye’yi suçluyor.”

‘ABD’DEN ARAYAN KİMSE YALAN SÖYLÜYOR’

“İşin aslını ve doğrusunu ben size söyleyeyim Sayın İnce! Sizi ABD’den arayan her kimse,yalan söylüyor. Siz de sorgusuz ABD’den arayan yalancıya inanıp beyanını kamuoyu ile paylaşıyorsunuz;kendinizi yalancıya gönüllü kullandırıyorsunuz,yalancıya yalancı şahitlik yapıyorsunuz. Türkiye’nin teröristbaşı ve 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü’nün bir numaralı faili Gülen’i iade talebi,ABD ile Türkiye arasındaki ikili anlaşmaya uygundur. Teröristbaşı Gülen’in iade için geçici tutuklanması ve iade taleplerinde,bir eksiklik ya da yanlışlık yoktur. Türkiye,FETÖ kurucusu ve yöneticisi ve 15 Temmuz 2016 Darbe Teşebbüsü dahil pek çok suçun bir numaralı faili teröristbaşı F. Gülen’i ABD’den usulüne uygun talep etmiştir. Türkiye’nin talebinde, herhangi bir eksiklik ya da yanlışlık yoktur. Herşey usule ve anlaşmaya uygundur. Türkiye’nin talepnamesinde yer alan delillerin standardı da aramızdaki anlaşmanın aradığı delil standardını fazlasıyla karşılamaktadır. ABD yönetimi,teröristbaşı F.Gülen hakkındaki Türkiye’nin iade talebini ve eki delil dosyalarını,bugüne kadar ABD adli makamlarına göndermedi.”

‘SİZİ ARAYAN ABD’Lİ Mİ TÜRK MÜ?’

“Sayın İnce, siz,alenen yalan söylüyorsunuz ve ABD’den arayan her kimse onun ağzından utanmadan ülkenize iftira ediyorsunuz. Klasör klasör önderilen dosyalar, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız,Adalet Bakanlarımız,Dışişleri Bakanımızın görüşmeleri ve medyada yazılanlar, her şey ortada. Bu gerçeklere rağmen söyleneni doğruluğunu tahkik etmeden ve hatta tahkike ihtiyaç duymadan kullanmanız,kendinizi alenen kullandırmanızdır. ABD’den arayan sizi kolayca kullanırsa,Allah muhafaza Cumhurbaşkanı olduğunuzda da ABD’den arayanlar daima sizi kullanacak,demektir. Sayın İnce, unutma ki Türk halkı kendini kullandıranı da başkalarının kullandığını da, yalancıyı da, müfteriyi de sevmez. Böylelerine lider gözüyle de bakmaz.Hele hele başka ülkeden telefonla arayanların kullandığını kukla olarak görür. Kuklaları da Cumhurbaşkanı seçmez. Sayın İnce, sizi ABD’den arayan ABD’li mi Türk mü? Eğer arayan ABD’li ise CIA’dan mı yoksa FBI’den mi veya Adalet Bakanlığından mı veyahut da başka bir ABD’li mi? Sizi arayan Türk ise FETÖ üyesi mi veya FETÖ beslemesi mi ya da başkaca bir Türkiye düşmanı mı? Sahi kim?”

‘KAÇIŞ YOK’

“Sayın İnce, sizi ABD’den arayanı neden açıklamadınız? Adının bilinmesinden bir çekinceniz mi var? Adının bilinmesinden yana bir endişeniz yoksa,bundan sonra açıklamayı düşünüyor musunuz? Yoksa adının bilinmesi size zarar mı verir? Sahi ABD’den arayanın adını neden gizliyorsunuz? Milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyen birini görmek isteyen Muharrem İnce’nin yüzüne bakmalıdır. Çünkü milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Pes artık,pes. Bu kadarı da olmaz yahu! FETÖ kurucusu ve yöneticisi 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü dahil pek çok suçun birinci derecede faili teröristbaşı Gülen ve onun bilumum teröristlerini dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, hangi deliğe girerlerse girsinler;bulacağız,getireceğiz,yargıya teslim edeceğiz. Kaçış yok.”

BİR AÇIKLAMA DA ADALET BAKANLIĞINDAN

Bozdağ’ın sözlerinin ardından İnce’nin iddiasına yönelik bir açıklama da Adalet Bakanlığından geldi.

Adalet Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yalova Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin, Fetullah Gülen’in ABD’den usulüne uygun şekilde istenmediği iddiasıyla ilgili, “Fetullah Gülen ile ilgili olarak, bugüne kadar yedi ayrı iade talepnamesi ve tutuklama talepleri usulüne uygun bir şekilde ABD makamlarına iletilmiştir” denildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi.

“Cumhuriyet Halk Partisi Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce’nin dile getirdiği, Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in Amerika Birleşik Devletleri’nden iadesinin usulüne uygun şekilde istenmediği iddiaları üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasında yarar görülmüştür. İade talepleri yargı mercileri tarafından hazırlanmakta olup, bakanlığımızın bu süreçteki rolü Türk adli mercileri ile yabancı makamlar arasında irtibatı kurmak ve sürecin uluslararası sözleşmelere uygun biçimde ilerlemesini sağlamaktır. Yakalama kararı ile suça ilişkin bilgi ve delilleri içeren bu talepnameler, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla muhatap ülkelere iletilmektedir. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile ilgili olarak, bugüne kadar yedi ayrı iade talepnamesi ve her bir talepnameye konu suçlar bakımından tutuklama talepleri ABD makamlarına bu çerçevede ve usulüne uygun bir şekilde iletilmiştir.”

‘İNCE’NİN İDDİALARI GERÇEK DIŞIDIR’

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Fetullah Gülen hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden önce işlediği suçlarla ilgili dört ayrı dosya üzerinden hazırlanan iade talepnameleri, 19 Temmuz 2016 tarihli yazılarımız ekinde Dışişleri Bakanlığımız kanalıyla ABD makamlarına iletilmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi ve Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast teşebbüsüyle ilgili olarak da üç ayrı dosya üzerinden hazırlanan talepnameler ise 23 Temmuz 2017 ve 20 Kasım 2017 tarihlerinde muhatap devlete iletilmiş ve örgüt elebaşının iadesi istenilmiştir. İade taleplerimizin tamamı, iki ülke arasında yürürlükte olan ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Suçluların Geri Verilmesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardımlaşma Antlaşması’nda belirlenen usule uygun bir şekilde ve iade için yeterli delillerle birlikte ABD makamlarına iletilmiştir. Talepler, içerik ve usul bakımından, ülkemiz ve ABD arasındaki ikili antlaşmada öngörülen şartları bütünüyle karşılamaktadır. Süreci yakından takip eden başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Sayın Başbakanımız, Adalet ve Dışişleri Bakanlarımız da yüksek düzeyli resmî temaslar vesilesiyle bir araya geldikleri muhataplarına taleplerimizin karşılanması ve örgüt elebaşının bir an evvel iadesi yönündeki beklentimizi defaatle dile getirmişlerdir.

Tam, eksiksiz ve usulüne uygun bir şekilde iletilen iade taleplerimizin ABD makamlarınca bir an evvel yerine getirilmesi halen beklenmektedir.

Sayın İnce’nin kaynağı belirsiz iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Kamuoyunu yanıltıcı nitelikteki bu talihsiz açıklamanın, Fetullah Gülen’in iade süreci ile ilgili olarak zaman zaman ortaya atılan asılsız haber ve beyanatlar zincirinin yeni bir halkası olduğu görülmektedir.”

‘Eşit propaganda imkanına sahip olunması, seçimin adil

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

Diyarbakır Barosu tarafından 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleriyle ilgili ‘seçim hakkı ve seçim güvenliği’ konulu basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Baro Başkanı Ahmet Özmen, 24 Haziran seçimlerine seçim güvenliği, serbest seçim hakkı, eşit koşullarda propaganda hakkı ve serbestisi, OHAL koşullarına dair tartışma ve itirazlarla girildiğini söyledi. Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın, eşit koşullarda propaganda hakkı için serbest bırakılması gerektiğini savunan Özmen, şunları söyledi:

“Bilindiği üzere eşit ve adil bir seçim demokrasinin vazgeçilmez temel unsurudur. Bir seçimin adil, demokratik ve meşru olmasında propaganda sürecinin demokratik ve herkesin eşit propaganda imkanlarına sahip olması, en az oy verme ve sayım işleminin dürüstlüğü kadar belirleyicidir. Başta tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın serbest propaganda hakkının engellenmesi olmak üzere eşit koşullarda propaganda hakkının tesisi için siyasi tarafların bu haksızlığın giderilmesi için sorumluluk almaları gerektiği aşikardır. Bu bağlamda tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın eşit koşullarda seçime katılımını sağlamak için tutukluluğunun gözden geçirilerek serbest bırakılması çağrımızı yineliyoruz. Demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan seçimler temel olarak özgür, güvenli ve baskıların olmadığı bir ortamda vücut bulmaktadır. OHAL koşulları altında bu ortamın sağlıklı olmadığı gün gibi ortada olup, medyanın tek bir siyasi anlayışı, ittifakı ve propagandayı seçmenlere ulaştırma gayreti de yine demokrasinin bu ayağını sakatlamaktadır.”

AİHM’İN ‘ROBOSKİ’ KARARINA TEPKİ

Başkan Özmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Şırnak’ın Roboski ilçesine bağlı Ortasu köyü Irak sınırında, 28 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilen hava operasyonunda hayatını kaybeden 34 köylü için yapılan başvuruyu ‘kabul edilemez’ bulmasını da eleştirdi. Kararı hukuki bulmadıklarını dile getiren Özmen, şunları söyledi:

“2001 yılında savaş uçakları tarafından bombalanarak katledilen 34 vatandaşımızın AİHM’e başvurusuna ilişkin AİHM tarafından bir karar verildi. Diyarbakır Barosu olarak bu kararın adil ve İnsan Hakları Mahkemesi ismini taşıyan bir mahkeme tarafından verilmiş olduğunu doğru bulmadığımızı vicdanen, ahlaken, hukuken gibi ciddi eleştirilere tabi tuttuğumuzu bilinmesini istiyoruz. Başvuru, bir ‘kabul edilemezlik’ kararı ile reddedildi. Yani esasın incelenmesine geçilmeden bir usuli noksan üzerinden bir ‘kabul edilemezlik’ kararı ile esasa ‘ret’ kararı verildi. Tüm kamuoyu önünde gerçekleşen savaş uçaklarıyla 34 sivil masun insanın katline sebep olan olayda bir usuli eksikliğin 34 canın önünü konulması, yaşam hakkının esastan incelenmesine geçilmemesine biz hukuken doğru bulmuyoruz. Diyarbakır Barosu olarak 34 canımızın başvurusunun reddedilmesine ilişkin tüm üyelerimizle beraber bir kampanya yürüteceğiz.”

(DHA)

Aday gösterilmeyen MHP’li Vural’dan ilk açıklama

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, partisinden 27. Dönem Milletvekili adayı olarak gösterilmemesine ilişkin, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir.” dedi.

Oktay Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin yeni bir siyasi sürecin yeni bir safhasına geldiğini belirterek, bugüne kadar gelen dönemde, MHP milletvekili, genel başkan yardımcısı, bakan ve grup başkanvekili olarak sorumluluk ve görevler üstlendiğini anımsattı.

Vural, “Davamı ve partimi layıkıyla temsil ve daim yüksek hedeflere ulaştırma ülküsü ve inancıyla görevlerimi yerine getirirken büyük Türk milletinin değer, menfaat ve ihtiyaçları, milliyetçi-ülkücü hareketin, kutlu davamızın ülküleri ve uhdemdeki görevin onur ve haysiyeti her zaman için vazgeçilmez rehberim olmuştur.” diye konuştu.

MHP İzmir Milletvekili Vural, şöyle devam etti:

“Partimin bana verdiği her emanete sahip çıkarak, birliği, adaleti, hukuku, milli egemenliği, hürriyeti, bütünlüğü, huzuru, kardeşliği hülasa ülkümü dile getirdim. Teröre, darbeye, kumpasa, hukuksuzluğa, bölücülüğe, yolsuzluğa karşı durdum, doğruyu, hakkı, haklıyı savundum, haksızlık karşısında susmadım, her kesimden vatandaşın derdine derman arayışına tercüman oldum. Partimizin ve siyasi mücadelemizin daima bir umut olduğuna inandım, bunu yüksek bir kararlılık ve inançla ifade ettim. MHP’yi ve ülkücü-milliyetçi kadroları temsil ve milletin iradesiyle iktidara taşıma sorumluluğunu hep hissettim. MHP İzmir Milletvekili olarak görevimi yürütürken aldanmadım, aldatmadım, eğilmedim, bükülmedim, kin ve nefret gütmedim, şahsi veya nefsi davranmadım, yalan, iftira, dedikodu ve fitnelerden yılmadım, makama halel getirmedim. Sözümü ve mücadelemi yüksek tuttum. Gören gözler ve duyan kulaklar şahit oldu.”

Adaylık başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Vural, “Bu safhada ilan edilen tercih ve takdir sonucunda milletvekilliği görev ve temsilim sona ermiştir. Böylece şuur, şeref ve gururla üstlendiğim MHP milletvekili emanetini bırakmış bulunmaktayım.” ifadelerini kullandı.

“Artık milletin sinesindeyim”

Milletvekilliğinin, siyasi mücadelenin ne başlangıcı ne de sonu olduğunu dile getiren Vural, şunları söyledi:

“Dediler ki ‘Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.’ ‘Sükutun da bir sesi vardır.’ dedim. Dava arkadaşlarımın ve milletimin her ortamda gösterdikleri sevgi ve saygı, gönüllerinde samimi ve güvenli bir yerim olduğunu hissettiriyor. Onlara şükran borçluyum. Onların gönülleri olmasaydı gözleri beni göremezdi. Temiz kalpli insanların hepsi gönüllerinde edindiğim yerime daima sahip çıktığımdan emin olsun. Emaneti gönüllerine teslim ediyorum. Artık milletin sinesindeyim. Gönüller yapmaya devam edeceğim. Gönülden de göze yol vardır. ‘Niyet hayır, akıbet hayrolsun’. Siyasi mücadelem, bilgi, fikir ve tecrübelerimi aktif olarak sunma gayretim ve arayışım devam edecektir.”

Yarkadaş: CAL’da birçok öğrenci zehirlendi, skandalın üstü

Perşembe, 17 May 2018 yorum yok

Adı ”okul müdürünün düzenlediği köfte ve sucuk partileri”yle gündemden düşmeyen Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde bu kez de zehirlenme skandalı yaşandı. Skandalı TBMM’ye taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, öğrencilerin okulda içtikleri sudan zehirlendiğini belirterek, konunun araştırılmasını istedi.

Yarkadaş şöyle konuştu:

“Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde birkaç gün önce sular kesiliyor. Okul yönetimi bunun üzerine, dışarıdan su getirtiyor. Bu sudan içen öğrencilerin bir kısmı kaldıkları pansiyonda, bir kısmı ise evlerinde rahatsızlanıyor. Okul Aile Birliği’ne giden çok sayıda şikayet sonrası durum Müdür Necati Yener’e aktarılıyor. Yener ise sorun çözmek yerine aileleri ‘provokasyon yapmak’la suçluyor. Böylece sorumsuzluğunu gizlemeye çalışıyor. Öğrenciler ise bu sırada yüksek ateşten dolayı kusma ve halsizlik yüzünden yataktan kalkamıyor.”

“PARTİZANLIĞIN GELDİĞİ NOKTA…”

Okul Müdürü Necati Yener’in, sırtını AKP’li İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve bakanlık bürokratlarına yasladığı için kendisini dokunulmaz gördüğünü belirten Yarkadaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Partizanlık, liyakatsızlık ve sorumsuzluk öğrencilerin canına mal olacak. Aynı müdür, daha önce de nereden alındığı belli olmayan sucukları öğrencilere yedirmeye çalışmıştı. Neyse ki; hiçbir öğrenci getirilen sucukları yemedi de zehirlenmekten kurtuldu… Ancak öğrenciler bir dahaki sefere, bu kadar şanslı olmayabilir. Milli Eğitim Bakanlığı, tarikat dayanışmasını bırakmalı ve okul müdürünü derhal görevden almalıdır. Müdürün görevden el çektirilmesi için öğrencilerin başına daha büyük bir felaket gelmesi mi bekleniyor!”

“AİLELER BASKI ALTINDA”

Çocuklarına “gıda zehirlenmesi” teşhisi konulan çok sayıda anne ve babanın kendisini aradığını belirten Yarkadaş, “Aileler kamuoyunda seslerini duyuramıyor. Çünkü müdür aileleri arayıp adeta tehdit ediyor. Adeta bir ‘Ali kıran baş kesen’ tavrı var. Öğrencilerin ve ailelerin bu zulümden bir an önce kurtarılması gerekiyor” dedi. Yarkadaş, İstanbul Tabip Odası’nı da okulda sağlık taraması yapmaya davet etti.

“HESAPLAR DA İNCELENSİN…”

Okulun tüm hesaplarının da incelenmesi gerektiğini belirten Yarkadaş, “Okulun gelir ve giderlerinin düzgün ve yasalara uygun tutulmadığı da beliniyor. Milli Eğitim Bakanlığı, bu müdürden neden çekiniyor? Müfettişlerin tüm raporları sümen altı ediliyor. Bakan İsmet Yılmaz bu müdürden neden korkuyor?” diye sordu. Yarkadaş, konunun tüm boyutlarını araştırma önergesi olarak meclise taşıdığını da dile getirdi. CHP’li vekil, okul müdürünün öğrencilere kötü davrandığını da yineledi.

Tatlıses, AKP’de mülakata girdi: Süper geçti, herhangi bir

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

AKP Genel Merkezi’ne gelen AKP İzmir Milletvekili aday adayı İbrahim Tatlıses, “Mülakata girdik. Mülakat süper geçti, henüz adaylık belli değil” dedi.

AKP İzmir Milletvekili aday adayı İbrahim Tatlıses, AKP Genel Merkezi’ne gelerek mülakata girdi.

Mülakat çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tatlıses, “Mülakata girdik, henüz adaylık belli değil. Mülakat süper geçti. Reis ile birlikte yola devam. İzmir’e yerleştiğim için oradan aday adayı oldum. Bütün her şeyim İzmir’de şuan. Herhangi bir planımız yok. Beyefendinin yanında durmak yeter bize” ifadelerini kullandı.

(İHA)

Categories: Genel Tags: , , , , ,

Seyyar sandık istismarı

Salı, 08 May 2018 yorum yok

BURCU CANSU

Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde uygulanacak “seyyar sandık” uygulaması istismarlarla başladı. Söz konusu uygulamanın kapsamı dışında bulunan ‘görme ve işitme engelli yurttaşların’ da seyyar sandık uygulamasına dahil edilmesi tartışma yarattı.

Seyyar sandıklarda oy kullanabilmeleri için, hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin ilçe seçim kurulu başkanlığına veya ilçe seçim kurulu başkanlığına gönderilmek üzere muhtarlığa başvurulmasını istedi. Karara göre, bir sandıkta oy kullanacak azami seçmen sayısı 20 olarak belirlendi. Başvuruların ardından büyük bir karışıklık yaşanmaya başlandı.

YSK ilçe seçim kurullarının, belirlenen şartlar dışında da bazı yurttaşlara seyyar sandıkta oy kullanmasını sağlayacak raporlar verildiği yönündeki başvuruları üzerine bir genelge yayımladı.

Sincan 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı kendisine ulaştırılan raporların genelge ile belirlenen sınırların dışında olduğunu görünce YSK’ye başvuruda bulundu. Başvuruda, aile hekimliklerince, görme ve işitme engelli seçmenler aranıp, yatağa bağımlı olup olmadığı araştırılmaksızın seyyar sandıklar için oy kullanabilecekleri raporu verildiği bildirildi. Diğer ilçe seçim kurullarına da bazı seçmenlerin bizzat raporunu götürmesine karşın seyyar sandıkta oy kullanma talebinde bulunduğu da tespit edildi. Belirlenen kriterlere taşımayan seçmenlere de raporlar verilmesi nedeniyle çok sayıda sandık kurulması gündeme geldi.

Sincan İlçe Seçim Kurulu’nun başvurusu üzerine YSK, seyyar sandık kurulması koşullarına ilişkin kararını ayrıntılandırdı. Kararda, yatağa bağımlı olmayan seçmenlerin seyyar sandık kapsamı dışında olduğu bildirildi. Kararda, “Seyyar sandık kurulu talep formu ile birlikte ‘engeli nedeniyle yatağa bağımlı olduğu’ veya ‘hastalığı sebebiyle yatağa bağımlı olduğu’ ibaresinin yer aldığı sağlık raporunun ibrazı gereklidir” denildi.