arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘miting’

BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola El-Saafin: Filistin davası

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

ZEYNEP KURAY [email protected] @zeynokuray

Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi-BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola el-Saafin, Türkiye’de Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. İktidarın bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu iddia ederken diğer taraftan ise İsrail ile en üst düzey ilişkilerini sürdürdüğüne dikkat çeken Saafin, bu tutarsızlığın İsrail’e kazanım sağladığını kaydetti.

Miting düzenleyenler ticaret de yapıyorlar
İstanbul’da doğan Dr. Saafin, BDS Türkiye içinde 12 yıldır ülkesindeki işgal ve zulme karşı mücadele veriyor. 70’inci yılına giren Nakba’nın (Büyük Felaket) sadece tarihten ibaret olmadığını, Filistin halkının işgal edilen topraklarına geri dönüş mücadelesinin kuşaktan kuşağa süreceğinin de beyanı olduğunu vurgulayan Dr. Saafin, “Filistin halkı yeniden fedakârlık, birlik ve tarihsel haklar için mücadelenin ön plana çıkması gerektiğini savunuyor ve bu yönde de eylemlerine devam ediyor” dedi.

Türkiye siyasetinde Filistin’in genellikle kullanılan bir dava olduğuna işaret ederek, Gazze’deki son katliamın hemen akabinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı’da miting düzenleyecek olmasının bunun en somut göstergesi olduğunu kaydetti. Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşmanın kendisinin bir felaket olduğunun altını çizen Saafin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye hükümeti bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu beyan ediyor, diğer taraftan ise İsrail ile geçmişten gelen ilişkilerini devam ettirmekte ısrar ediyor. Tepkisi söylemden öteye geçmiyor. İsrail ile ilişkilerin kesilmesi, anlaşmaların iptal edilmesi gibi gerçek adımları atmıyor. Büyük elçiyi geçici olarak geri çekmek gibi tavırların hiçbiri İsrail için bir şey ifade etmiyor. Siyasi iktidar Kudüs Filistin halkına iade edilmediği müddetçe tüm ilişkilerin kesilmesini savunursa o zaman farklı olur. Ama şu an kurulan ilişki İsrail’e kazanım sağlıyor.”

İki ülke ilişkileri üst düzeyde sürüyor
İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin en üst düzeyde seyrettiğine, ekonomik olarak Türkiye’nin İsrail’in beşinci büyük ortağı olduğuna işaret eden Saafin, bu açıdan İsrail’in Türkiye tarafından hiçbir cezalandırma politikasına tabi tutulmayacağının da ortada olduğunu belirtti. Mavi Marmara saldırısının ardından bozulan ilişkileri “normalleştirmek” için başlatılan süreci de hatırlatan Saafi, Filistin halkıyla gerçek dayanışma adımlarının bu anlaşmalardan geçmediğini kaydetti.

Diplomatik ilişkiler kesilsin
Saafin, Türkiye-İsrail ilişkilerinin genel tablosunu şöyle ortaya koydu: “Filistin halkıyla gerçek bir dayanışma içinde olunacaksa, o zaman Türkiye hükümetinin İsrail ile tüm ticari, askeri, diplomatik ilişkilerini kesmesi gerekiyor. Türkiye şu anda İsrail’e büyük ekonomik katkılarda bulunuyor. Ekonomik, politik, askeri, kültürel ilişkilerin kesilmesi lazım. Türkiye’nin İsrail ile kültürel etkinlikleri aynen devam ediyor.”

Kudüs fitilini ateşleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın kararını da değerlendiren Saafin, Ortadoğu’nun bir kaos döneminden geçtiği bugünlerde emperyalistlerin fırsattan istifade kendi yayılmacı politikalarını devreye soktuğunu belirtti. ABD ve İsrail’in bölgede istediği gibi at koşturduğunu ifade eden BDS Sözcüsü Saafin, tarihsel bir şehri ele geçirerek işgallerini meşrulaştırmaya çalıştıklarını vurguladı. Saafin, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltme çağrısında bulunan Dr.Saafin, hangi saldırıyı yaparlarsa yapsınlar Filistin halkının, tarihsel hakları için mücadele etmeye devam edeceğini ve dünyadaki özgür halkların Filistin halkıyla dayanışmayı sürdüreceğini vurguladı.

HDP mitingine saldırıyla ilgili 3 yıl sonra olay yerinde keşif

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

HDP’nin 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da düzenlediği seçim mitingine dönük düzenlenen, 5 kişinin hayatını kaybettiği, 400’e yakın kişinin de yaralandığı patlamayla ilgili davaya bakan hakim, 3 yıl sonra olay yerinde inceleme yaptı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingine yönelik yapılan 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 400’e yakın kişinin de yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin mağdur avukatlarının talebi üzerine Diyarbakır 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bir önceki duruşmada aldığı karar gereği patlamanın meydana geldiği alanda inceleme yapıldı.

Müşteki avukatlarının da hazır bulunduğu incelemede bombayı yerleştiren IŞİD’li Orhan Gönder’in Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden miting alanına geçişinin nasıl olduğu gözlemlendi.

Davaya bakan hakim, incelemeden sonra tutanak tutup alandan ayrıldı.

Yapılan inceleme daha sonra rapor haline getirilecek. Art arda yaşanan iki bombalı saldırıda alanın güvenliğini sağlayan polislerin kusurları da göz önünde bulundurulacak.

SKANDALIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ

Saldırıların faili tutuklu Orhan Gönder, IŞİD’le bağlantılı olduğu gerekçesiyle aranıyordu. Buna rağmen Gönder, Suriye’deki IŞİD kamplarında 6 ay eğitim aldıktan sonra 6 Mayıs 2015’te Türkiye’ye giriş yapıp, 2 Haziran’da Diyarbakır’a geçti. Gönder’in Diyarbakır’da kaldığı otele 3 Haziran’da gelen polisler, ‘yoklama kaçağı’ olduğu gerekçesiyle tutanak tuttuktan sonra otelden ayrıldı.

Patlamayla ilgili Gönder’in yanı sıra İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç, Burhan Gök ile firari şüpheli İlhami Balı yargılanırken, bunun dışında kimseye soruşturma açılmadı.

Failler hakkında, 5’er kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 4 bin 101’er yıldan 6 bin 318’er yıla kadar hapis cezası talep isteniyor.

(MA)

Bakan Soylu’dan ‘seçim güvenliği’ açıklamaları

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Seçim Bölge Güvenlik Toplantısı”na katıldı.

Bakan Soylu, 24 Haziran seçimlerindeki güvenlik çalışmaları konusunda “Mevzuat itibarıya birtakım yenilikler var. Ayrıca yaşanan gelişmelerden, yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki dünyanın hemen her yerinden, uluslararası toplum tarafından da yakından takip edilen bir seçim. Dolayısıyla her zamankinden daha ağır bir sorumluluk bizi beklemektedir. Haliyle her zamankinden daha büyük bir dikkat, daha fazla bir özen göstermek durumundayız” dedi. Bakan Soylu, “Seçim güvenliğini üç noktada ele alıyoruz. Birincisi kampanya ve propaganda döneminin güvenliği. İkincisi seçim günü oy verme güvenliği ve üçüncüsü de seçim akşamı oy sayımının güvenliği, sonuçların, listelerin, evrak ve oy pusulalarının ilgili yerlere sağlıklı ve seçim hukukuna uygun bir şekilde iletilmesi” diye konuştu.

DİJİTAL SUÇLAR

Kampanya döneminde alınacak tedbirlere değinen bakan Soylu, “Miting alanları, toplanma alanları, stand çalışmaları, broşür dağıtımı Ramazan nedeniyle iftar programları tedbirlerini kapsayacak. Ayrıca dijital ortamdaki güvenliği de tesis etmek maksadıyla, özellikle sosyal medyada terör örgütü propagandası veya başka türlü provakasyonların ortaya getirilmesi, dijital seçim çalışmalarını engellemeye yönelik siber suçların takibini yapmak maksadıyla da, ilgili birimlerimiz görevleri başında olacaktır. Elbette ki burada dikkat edeceğimiz en önemli konu, güvenliği bahane edip ifade özgürlüğünün önüne geçmemektir. Hayatımızın genel gidişatını yönetme yetkisini, ne kadar vergi vereceğimizi, nasıl bir kanun anlayışıyla yaşayacağımızı belirleyecek kişileri seçiyoruz. Bu önemli bir karardır. Esas olan özgürlüğü temin etmektir. Güvenlik, özgür bir ifade ve tercih ortamını sağlamak için vardır. Bu itibarla bizim temel sorumluluğumuz, birilerinin başkalarının özgürlük alanına müdahil olamayacağı, tercihlerin özgürce yapılabileceği güvenli bir ortamı tesis etmektir” şeklinde konuştu.

“TEDBİRLERİ DIŞARIDAN İZLEYECEK, KONTROL EDECEK BİRİMLER OLUŞTURACAĞIZ”

“Kampanya döneminde basına açık ve kapalı toplantılarda güvenlik tedbirlerini alırken, üçüncü bir göz kullanacağız” diyen Bakan Soylu, “Alınan tedbirleri dışarıdan izleyecek, kontrol edecek birimler oluşturacağız” dedi.

ÇOCUKLARIN BROŞÜR DAĞITMASI

Soylu, ayrıca seçim kampanyalarında 18 yaşından küçüklerin seçim broşürü, seçim materyali, afiş gibi malzemeleri dağıtmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Çalışmalarda bazen aşırı tepkiler gösterildiğini, gerginlikler yaşanabildiğini ifade eden Bakan Soylu, “Mahallenin küçük çocuklarının ellerine siyasi parti broşürleri tutuşturup onları tanımadıkları insanların önüne, evine, kapısına yollamak, çocuklarımız açısından bir risk içeriyor. Çocuklarımızı koruma adına böyle karar almış olduk” dedi.

“531 BİN 7 PERSONEL SEÇİM GÜNÜ GÖREV BAŞINDA OLACAK”

Bakan Soylu “Seçim günü tedbirleri kapsamında da kolluk birimlerinin bütün izinleri kaldırılacak. Hali hazırda 264 bin 526 emniyet personeli, 195 bin 695 jandarma, 50 bin 793 güvenlik korucusu ve 19 bin 993 gönüllü güvenlik korucusuyla beraber toplam 531 bin 7 personel seçim günü görev başında olacak” diye konuştu.

74 HELİKOPTER 18 İHA KULLANILACAK

74 helikopter, 18 İHA ve 6 insanlı keşif uçağı ile 765 TOMA’nın gerek seçim günü gerekse kampanya döneminde kullanılacağını belirten Bakan Soylu, “Bu süreçte emniyet birimlerindeki daha küçük dronelar da bu süreçte kullanılacak. Güvenlik, acil durum merkezi, izleme merkezleri, jandarma istihbarat ve emniyet istihbarat birimleri, güvenlik kamera sistemleri entegre şekilde yer alacak” dedi.

“SİLAHLA SEÇİM SANDIKLARININ YANINA GİDİLEMEYECEK”

Soylu, “Özellikle seçim günü, üzerinde silah bulunan kişilerin seçim sandıklarının bulunduğu binalara girişlerine izin verilmeyecektir. Aynı şekilde üzerinde propaganda etkisi olan rozet, amblem vs. bulunduran kişilere de sandık mahalline girmelerine, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de müsaade edilmeyecektir. Güvenlik kameraları ve aydınlatma konusu hassasiyet göstereceğimiz konuların başında gelmektedir. Mevcut güvenlik kameralarının sağlıklı çalışmasına, sandık kurullarının olduğu, oy torbalarının depolanacağı yerlerin aydınlatılmasına ilişkin tedbirler alınacaktır. Yaz olması münasebetiyle havanın geç kararacağı göz önüne alınmaktadır. Ama seçim sonuçlarının sayım ve dökümü maalesef ilerleyen saatlere kadar devam etmektedir. Biz işimizi kış tutacağız, yaz çıkarsa bahtımıza. Erken biterse havanın aydınlığında seçim sayımı ve teslim işleri bitirilecek” diye konuştu.

“BAŞARIYI 24 HAZİRAN’DA BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZLA BİRLİKTE TEKRARLAYACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Bakanlık olarak 16 Nisan referandumunda iyi bir sınav verdiklerini belirten Bakan Soylu, “Gerek kolluk birimlerimiz gerekse idari birimlerimizle hem kampanya döneminde hem de seçim günü akşamına kadar, bakanlığımız, özgür ifade ortamını ve seçim güvenliğini temin etme hususunda ülkenin her köşesinde başarılı olmuştur. İnşallah bu başarıyı 24 Haziran’da bütün arkadaşlarımızla birlikte tekrarlayacağımıza inanıyorum. İnanıyorum ki bütün vatandaşlarımız, huzur içinde, kardeşlik içinde sandığa gidecekler, iradelerini sandığa yansıtacaklar ve bir bayram havası içinde geçecek olan bu seçim döneminin sonunda, kazanan, herşeyden önce demokrasimiz ve ülkemiz, kazanan asil milletimiz olacaktır” dedi.

(DHA)

MEB Müsteşarı’nın aklı seçimlerde: Siyasetçilerimize sahip

Salı, 08 May 2018 yorum yok

MUSTAFA MERT BİLDİRCİN

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) gündeminde, “Kuran’ın Genç Muhafızları Yarışması” ile “Genç Bilaller Ezan Okuma Yarışması” finallerinde de 24 Haziran seçimleri vardı. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün Türkiye genelinde imam hatip lisesi öğrencilerine yönelik düzenlediği yarışmaların Manisa’daki final etkinliğinde konuşan MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, “Bugünlere gelmek güzel bir şey. Bu mücadeleyi yürüten büyüklerimize, siyasetçilerimize sahip çıkmalıyız ki biz de kendi üstümüze düşeni yapmış olalım” dedi. Yarışmada dereceye giren öğrencilerin açıklandığı etkinlik Tekin’in konuşmasıyla siyasi miting havasına büründü.

Türkiye genelinde sayısı 20 bine yaklaşan Kuran kurslarının “ülkeyi ve milleti muhafaza ettiğini” savunan Tekin’in final etkinliğinde yaptığı konuşma siyasi propagandaya dönüştü. Tekin, 28 Şubat’ın en yıkıcı etkisinin Kuran kurslarına olduğunu öne sürerek, “Şimdi hâlâ o kurslara gittiğimde içim buruk bir şekilde gezerim. Uzun süre oralardaki Kuran kurslarını kapattılar. Fakat daha sonra Müslümanlar hak mücadelesi yaparak sahip çıktılar ve çok şükür yeniden bugünlere geldik” diye konuştu. Etkinlik için Manisa Kültür Sitesi Lale Salonu’nda bulunan çok sayıda veliye hitap eden MEB Müsteşarı Tekin, katılımcıları siyasetçilere “sahip çıkmaya” davet etti.

‘Hafızlar ülkenin garantisi’

Türkiye’nin güzel günlerden geçtiğini savunan Tekin, 28 Şubat’ın ardından inşa edilen kazanımların kaybedilmemesi için “büyüklere” sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Hafızların, Türkiye’nin geleceğinin garantisi olduğunu iddia eden Tekin, İmam hatip liselerinin ise “Türkiye’nin yüz akı” olduğu iddiasında bulundu. Miting havasında geçen etkinliğe Manisa İl Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetin ve Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer’in yanı sıra, Şehzadeler Belediyesi’nin AKP’li Başkanı Ömer Faruk Çelik ile AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ da katıldı.

***

Bürokratların derdi seçim

MEB’in “nitelikli” olarak isimlendirdiği liselerden sorumlu MEB Ortaöğretim Genel Müdürü Ercan Türk, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, MEB Bakanlık Müşaviri Ercan Demirci, MEB İç Denetim Birimi Başkanı Özgür Kalkan ve birçok milli eğitim müdürü milletvekili adaylığı için seçim öncesinde görevinden istifa etti.

İktidarın sopasına dönen RTÜK’ün başkanı TRT’deki eşitsizliği

Salı, 01 May 2018 yorum yok

BirGün ANKARA

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, seçimlerle ilgili medyaya sorumluluklar düştüğünü, basının objektif bir şekilde olanları aktarması gerektiğini söyledi. Başında bulunduğu RTÜK’ün “iktidarın sopası”na dönüştüğünü unutan Yerlikaya, “Çünkü halkın bilgi edinme, liderlerin ne söylediğini bilme ve ona göre de karar verme hakkı var. Türkiye’de Allah’a şükür medyamız çoğulcu bir yapıda. Avrupa’da bile bu kadar çoğulcu yapı yok. Ülkemizde bin 700 tane yayın yapan radyo, televizyon var. Bunlar değişik mecralarda yayın yapmakta.. Yani çok az oy oranı olan partinin bile neredeyse kendisini anlatabileceği organlar var. Dolayısıyla liderler kendisini çok rahat ifade edebilecekler” iddiasında bulundu.

Yerlikaya’nın, medyanın “objetif” bir şekilde olanları aktarması gerektiğini savunması, 16 Nisan Referandumu başta olmak üzere bugüne kadar AKP döneminde yapılan seçimlerdeki eşitsizlikleri hatırlattı.

Evet’e 28 saat, Hayır’a 1.5 saat
16 Nisan 2017 yılında gerçekleşen Anayasa Referandumu’nda eşit propaganda zorunluluğuna karşı devletin yayın organı TRT, ‘Evet’ için 28 saat, ‘Hayır’ içinse sadece 1.5 saat ayırdı. Devlet televizyonunun bu yanlı yayın politikası RTÜK tarafından hazırlanan raporda da yer aldı.

RTÜK uzmanları tarafından TRT Haber’in 2 Mart -15 Mart 2017 tarihleri arası haber bültenleri, miting, canlı yayın, açılış, toplantı ve röportajlarla, “söz programı” olarak isimlendirilen tartışma ve görüş açıklama programları incelenerek hazırlanan raporda çarpıcı bilgilere yer verildi.

Miting, canlı yayın, açılış töreni, toplantı ve röportajlarda ise 13 saat 30 dakika ile ‘Evet’, 1 saat 30 dakika ile de ‘Hayır’ haberlerine yer verildi. Buna karşın da uzmanlar, “Evet görüşünü temsil eden siyasi parti temsilcilerine daha fazla yer verilmekle birlikte ‘Hayır’ görüşünü temsil eden siyasi parti temsilcilerine de muhtelif sürelerde yer verildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla seçim süreci açısından iki farklı görüş arasında asgari fırsat eşitliği sağlandığı değerlendirilmiştir” dedi.

İncelemelerde, haber bültenlerinde AKP, MHP ve ‘Evet’ haberlerine toplamda 35 dakika 19 saniye, CHP ve ‘Hayır’ haberlerine 9 dakika 30 saniye süreyle yer verildiği tespit edildi..

CHP ve HDP’ye “Sıfır”
Uzmanlar, söz programlarında AKP, MHP ve ‘Evet’e 2 saat 1 dakika, CHP ile HDP’ye ise hiç yer verilmediğini belirledi. Uzmanlar, bu programlarla ilgili “TRT Haber’in, ‘Tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk ilkelerine uygun davranmakla yükümlü radyo ve televizyon kuruluşları ile yazılı, sözlü ve görsel basının, tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacaklarına, bu kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde adaylar arasında fırsat eşitliği sağlamak zorunda olduklarına’ ilişkin hükmünü ihlal ettiği değerlendirilmiştir” görüşünü dile getirdi.

Erdoğan’a 12 saat 32 dakika
Cumhurbaşkanı Erdoğan da canlı yayın ve mitinglerle 12 saat 32 dakika TRT ekranlarında göründü. Buna karşın ise CHP dahil muhalefet partilerinin liderlerine ayrılan süre oldukça sınırlı kaldı.