arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘seçim’

BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola El-Saafin: Filistin davası

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

ZEYNEP KURAY [email protected] @zeynokuray

Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi-BDS Türkiye gönüllüsü Dr. Nicola el-Saafin, Türkiye’de Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. İktidarın bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu iddia ederken diğer taraftan ise İsrail ile en üst düzey ilişkilerini sürdürdüğüne dikkat çeken Saafin, bu tutarsızlığın İsrail’e kazanım sağladığını kaydetti.

Miting düzenleyenler ticaret de yapıyorlar
İstanbul’da doğan Dr. Saafin, BDS Türkiye içinde 12 yıldır ülkesindeki işgal ve zulme karşı mücadele veriyor. 70’inci yılına giren Nakba’nın (Büyük Felaket) sadece tarihten ibaret olmadığını, Filistin halkının işgal edilen topraklarına geri dönüş mücadelesinin kuşaktan kuşağa süreceğinin de beyanı olduğunu vurgulayan Dr. Saafin, “Filistin halkı yeniden fedakârlık, birlik ve tarihsel haklar için mücadelenin ön plana çıkması gerektiğini savunuyor ve bu yönde de eylemlerine devam ediyor” dedi.

Türkiye siyasetinde Filistin’in genellikle kullanılan bir dava olduğuna işaret ederek, Gazze’deki son katliamın hemen akabinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı’da miting düzenleyecek olmasının bunun en somut göstergesi olduğunu kaydetti. Filistin davasına bir seçim malzemesi olarak yaklaşmanın kendisinin bir felaket olduğunun altını çizen Saafin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye hükümeti bir yandan Filistin halkının yanında olduğunu beyan ediyor, diğer taraftan ise İsrail ile geçmişten gelen ilişkilerini devam ettirmekte ısrar ediyor. Tepkisi söylemden öteye geçmiyor. İsrail ile ilişkilerin kesilmesi, anlaşmaların iptal edilmesi gibi gerçek adımları atmıyor. Büyük elçiyi geçici olarak geri çekmek gibi tavırların hiçbiri İsrail için bir şey ifade etmiyor. Siyasi iktidar Kudüs Filistin halkına iade edilmediği müddetçe tüm ilişkilerin kesilmesini savunursa o zaman farklı olur. Ama şu an kurulan ilişki İsrail’e kazanım sağlıyor.”

İki ülke ilişkileri üst düzeyde sürüyor
İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin en üst düzeyde seyrettiğine, ekonomik olarak Türkiye’nin İsrail’in beşinci büyük ortağı olduğuna işaret eden Saafin, bu açıdan İsrail’in Türkiye tarafından hiçbir cezalandırma politikasına tabi tutulmayacağının da ortada olduğunu belirtti. Mavi Marmara saldırısının ardından bozulan ilişkileri “normalleştirmek” için başlatılan süreci de hatırlatan Saafi, Filistin halkıyla gerçek dayanışma adımlarının bu anlaşmalardan geçmediğini kaydetti.

Diplomatik ilişkiler kesilsin
Saafin, Türkiye-İsrail ilişkilerinin genel tablosunu şöyle ortaya koydu: “Filistin halkıyla gerçek bir dayanışma içinde olunacaksa, o zaman Türkiye hükümetinin İsrail ile tüm ticari, askeri, diplomatik ilişkilerini kesmesi gerekiyor. Türkiye şu anda İsrail’e büyük ekonomik katkılarda bulunuyor. Ekonomik, politik, askeri, kültürel ilişkilerin kesilmesi lazım. Türkiye’nin İsrail ile kültürel etkinlikleri aynen devam ediyor.”

Kudüs fitilini ateşleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın kararını da değerlendiren Saafin, Ortadoğu’nun bir kaos döneminden geçtiği bugünlerde emperyalistlerin fırsattan istifade kendi yayılmacı politikalarını devreye soktuğunu belirtti. ABD ve İsrail’in bölgede istediği gibi at koşturduğunu ifade eden BDS Sözcüsü Saafin, tarihsel bir şehri ele geçirerek işgallerini meşrulaştırmaya çalıştıklarını vurguladı. Saafin, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltme çağrısında bulunan Dr.Saafin, hangi saldırıyı yaparlarsa yapsınlar Filistin halkının, tarihsel hakları için mücadele etmeye devam edeceğini ve dünyadaki özgür halkların Filistin halkıyla dayanışmayı sürdüreceğini vurguladı.

Almanlar ABD’ye güvenilir bulmuyor

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

Alman ZDF televizyonunun “Politbarometer” anketine göre, Alman vatandaşlarının ABD’ye olan güveni ciddi oranda düştü.

DW Türkçe’nin aktardığı habere göre Mannheim merkezli Seçim Araştırma Grubu’nun Salı ve Perşembe günleri arasında rastgele seçilen bin 200 Alman seçmenle konuştuğu anketin sonuçları Cuma günü yayımlandı. Anket, Almanların yüzde 82’sinin ABD’yi güvenilir bir siyasi ortak olarak görmediğini ortaya koydu. Ankete katılanların yalnızca yüzde 14’ü ABD’yi siyasi işbirliği konusunda güvenilir bulduklarını söyledi.Rusya’yı Almanya için güvenilir bir ortak olarak görmeyen katılımcıların oranı yüzde 58 olurken, katılımcıların yüzde 43’ü ise Çin’i güvenilir bir ortak olarak görmediklerini söyledi.

Ankete katılanların toplam yüzde 94’ü Avrupa Birliği’nin (AB) dış politika konularında tek vücut olarak hareket etmesinin “çok önemli” ya da “önemli” olduğunu söyledi. Buna rağmen katılımcıların yalnızca yüzde 20’si AB’nin gelecekte tek vücut olarak yüzde 26’sı ise bunun bugünden daha da az olacağı görüşünde olduklarını ifade etti. Katılımcıların yüzde 51’i ise bu konuda bugüne göre gelecekte hiçbir şeyin değişmeyeceği görüşünü savundu.

Ankette, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran anlaşmasından çekilmesinin ardından diğer imzacı devletlerin anlaşmaya bağlı kalacaklarını açıklamasıyla ilgili bir soru da yöneltildi. Anket sonuçlarına göre, Almanların yüzde 65’i bunda başarılı olunacağı görüşündeyken, yüzde 28’i ise bu noktada şüphe duyduklarını belirtti.

Öte yandan ankete katılanların yüzde 63’ü Almanya’nın daha sıkı bir mülteci politikası izlemesini desteklediklerini söylerken, yüzde 32’si ise Almanya’nın mülteci politikasını sıkılaştırmasına karşı olduklarını dile getirdi.

Irak’ta genel seçimlerin kesin sonuçları açıklandı

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerin kesin sonuçlarına göre, Şii lider Mukteda es-Sadr’ın desteklediği koalisyon birinci çıktı.

Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği Daire Başkanı Riyad Bedran, Bağdat’ta komiserlik binasında düzenlediği basın toplantısında, kesin sonuçlara göre ülkede birinciliği Sadr’ın elde ettiğini bildirdi. Sadr’ın desteklediği Sairun koalisyonu 329 sandalyeli mecliste 54 milletvekili kazandı.

Bedran, Haşdi Şabi komutanlarından Hadi Amiri liderliğindeki Fetih koalisyonunun 47 sandalye ile ikinci, Başbakan Haydar el-İbadi başkanlığındaki Nasır koalisyonunun da 42 sandalye ile üçüncü olduğu bilgisini paylaştı.

Türkmenler ise Kerkük’te 3 sandalye kazandı. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) 25, Kürdistan Yurtseverler Birliği 17, Goran da 5 sandalye elde etti.

‘Eşit propaganda imkanına sahip olunması, seçimin adil

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

Diyarbakır Barosu tarafından 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleriyle ilgili ‘seçim hakkı ve seçim güvenliği’ konulu basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Baro Başkanı Ahmet Özmen, 24 Haziran seçimlerine seçim güvenliği, serbest seçim hakkı, eşit koşullarda propaganda hakkı ve serbestisi, OHAL koşullarına dair tartışma ve itirazlarla girildiğini söyledi. Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın, eşit koşullarda propaganda hakkı için serbest bırakılması gerektiğini savunan Özmen, şunları söyledi:

“Bilindiği üzere eşit ve adil bir seçim demokrasinin vazgeçilmez temel unsurudur. Bir seçimin adil, demokratik ve meşru olmasında propaganda sürecinin demokratik ve herkesin eşit propaganda imkanlarına sahip olması, en az oy verme ve sayım işleminin dürüstlüğü kadar belirleyicidir. Başta tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın serbest propaganda hakkının engellenmesi olmak üzere eşit koşullarda propaganda hakkının tesisi için siyasi tarafların bu haksızlığın giderilmesi için sorumluluk almaları gerektiği aşikardır. Bu bağlamda tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın eşit koşullarda seçime katılımını sağlamak için tutukluluğunun gözden geçirilerek serbest bırakılması çağrımızı yineliyoruz. Demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan seçimler temel olarak özgür, güvenli ve baskıların olmadığı bir ortamda vücut bulmaktadır. OHAL koşulları altında bu ortamın sağlıklı olmadığı gün gibi ortada olup, medyanın tek bir siyasi anlayışı, ittifakı ve propagandayı seçmenlere ulaştırma gayreti de yine demokrasinin bu ayağını sakatlamaktadır.”

AİHM’İN ‘ROBOSKİ’ KARARINA TEPKİ

Başkan Özmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Şırnak’ın Roboski ilçesine bağlı Ortasu köyü Irak sınırında, 28 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilen hava operasyonunda hayatını kaybeden 34 köylü için yapılan başvuruyu ‘kabul edilemez’ bulmasını da eleştirdi. Kararı hukuki bulmadıklarını dile getiren Özmen, şunları söyledi:

“2001 yılında savaş uçakları tarafından bombalanarak katledilen 34 vatandaşımızın AİHM’e başvurusuna ilişkin AİHM tarafından bir karar verildi. Diyarbakır Barosu olarak bu kararın adil ve İnsan Hakları Mahkemesi ismini taşıyan bir mahkeme tarafından verilmiş olduğunu doğru bulmadığımızı vicdanen, ahlaken, hukuken gibi ciddi eleştirilere tabi tuttuğumuzu bilinmesini istiyoruz. Başvuru, bir ‘kabul edilemezlik’ kararı ile reddedildi. Yani esasın incelenmesine geçilmeden bir usuli noksan üzerinden bir ‘kabul edilemezlik’ kararı ile esasa ‘ret’ kararı verildi. Tüm kamuoyu önünde gerçekleşen savaş uçaklarıyla 34 sivil masun insanın katline sebep olan olayda bir usuli eksikliğin 34 canın önünü konulması, yaşam hakkının esastan incelenmesine geçilmemesine biz hukuken doğru bulmuyoruz. Diyarbakır Barosu olarak 34 canımızın başvurusunun reddedilmesine ilişkin tüm üyelerimizle beraber bir kampanya yürüteceğiz.”

(DHA)

HDP mitingine saldırıyla ilgili 3 yıl sonra olay yerinde keşif

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

HDP’nin 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da düzenlediği seçim mitingine dönük düzenlenen, 5 kişinin hayatını kaybettiği, 400’e yakın kişinin de yaralandığı patlamayla ilgili davaya bakan hakim, 3 yıl sonra olay yerinde inceleme yaptı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingine yönelik yapılan 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 400’e yakın kişinin de yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin mağdur avukatlarının talebi üzerine Diyarbakır 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bir önceki duruşmada aldığı karar gereği patlamanın meydana geldiği alanda inceleme yapıldı.

Müşteki avukatlarının da hazır bulunduğu incelemede bombayı yerleştiren IŞİD’li Orhan Gönder’in Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden miting alanına geçişinin nasıl olduğu gözlemlendi.

Davaya bakan hakim, incelemeden sonra tutanak tutup alandan ayrıldı.

Yapılan inceleme daha sonra rapor haline getirilecek. Art arda yaşanan iki bombalı saldırıda alanın güvenliğini sağlayan polislerin kusurları da göz önünde bulundurulacak.

SKANDALIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ

Saldırıların faili tutuklu Orhan Gönder, IŞİD’le bağlantılı olduğu gerekçesiyle aranıyordu. Buna rağmen Gönder, Suriye’deki IŞİD kamplarında 6 ay eğitim aldıktan sonra 6 Mayıs 2015’te Türkiye’ye giriş yapıp, 2 Haziran’da Diyarbakır’a geçti. Gönder’in Diyarbakır’da kaldığı otele 3 Haziran’da gelen polisler, ‘yoklama kaçağı’ olduğu gerekçesiyle tutanak tuttuktan sonra otelden ayrıldı.

Patlamayla ilgili Gönder’in yanı sıra İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç, Burhan Gök ile firari şüpheli İlhami Balı yargılanırken, bunun dışında kimseye soruşturma açılmadı.

Failler hakkında, 5’er kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 4 bin 101’er yıldan 6 bin 318’er yıla kadar hapis cezası talep isteniyor.

(MA)

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu: TOBB nasıl oluyor da

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun, TOBB’nin 74.Genel Kurulunda yaptığı konuşmada iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının işveren lehine değiştirilmesini sağladıklarını ifade eden açıklamalasıyla ilgili açıklama yayımladı.

“TOBB nasıl oluyor da işçi haklarının kısıtlanmasını sağlayabiliyor?” denen açıklamada,kapitalist sistemin işçi haklarını kısıtladığı bir dönemde iktidar-sermaye işbirliğinin emek mücadelesine her alanda saldırısı devam etmekte olduğunun altı çizildi ve Başbakan Yıldırım işe TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na sorular yöneltildi.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu Kurulu’nun açıklaması şöyle:

Kapitalist sistemin işçi haklarını kısıtladığı bir dönemde iktidar-sermaye işbirliğinin emek mücadelesine her alanda saldırısı devam etmektedir. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, TOBB’nin 74.Genel Kurulunda yaptığı konuşmada istihdam maliyetlerinin düşürülmesini ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının işveren lehine değiştirilmesini sağladıklarından bahsederek “Büyük sıkıntı yaşadığımız bir başka alan, yargı sistemiydi. Özellikle iş mahkemelerindeki davalarda, işveren yüzde 99 haksız çıkıyordu. Bunu değiştirmek üzere, zorunlu arabuluculuk sisteminin uygulamaya alınmasını sağladık” açıklamasında bulundu.

Başbakan Binali Yıldırım da geçtiğimiz hafta düzenlenen 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresinin açılış konuşmasında “iş kazalarının yüzde 80-85 insan hatasından, insan unsurundan kaynaklandığını”, “iş cinayetlerinin ardından getirilen düzenlemelerde ipin ucunun kaçırıldığını” ve “Eldiven takmaz, baret giymez, güvertede çalışır kemer takmaz. Sürekli peşlerinden koşacaksın. Her an başında duracaksın” gibi cümlelerle iş cinayetlerinde suçun işçide olduğunu söylemekten çekinmemiştir.

Anlaşılan Başbakanın konuşmaları ile cesaretlenen, Rıfat Hisarcıklıoğlu, Başbakan ile aynı dili kullanarak işçi haklarının kısıtlanmasına yönelik çalışmalar yaptıkları ve başarılı olduklarını genel kurulda söyleyerek TOBB üyelerinden oy toplamaya çalışmıştır.

Hisarcıklıoğlu TOBB üyelerine sempatik görünmek ve seçim kazanmak için iş ve emek karşıtı mücadelelerini övünerek anlatırken AKP iktidarı da yaklaşan 24 Haziran seçimleri için seçim yatırımı yaparak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan işyeri denetimlerini gerçekleştiren iş müfettişlerinin denetimlerini askıya alarak işçileri denetimsiz ortamlarda ölmeye terk etmiştir. Söz konusu denetimsizlik AKP iktidarının her seçim/referandum öncesi yaptığı bir uygulama olup oy kaybetmemek, sermayeye şirin gözükmek adına emekçilerin yaşam haklarını ellerinden almaktadır.

Tüm açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi, AKP iktidarı 22 aylık OHAL sürecinde toplum hak ve özgürlükleri ile işçi hakları ve sendikal mücadeleleri kısıtlanmıştır. Hisarcıklıoğlu’nun da itiraf ettiği gibi AKP iktidarının çalışma yaşamına yönelik ele aldığı “Hedef Sıfır Kaza”, “Güvenli İskele”, “Güvenle Büyü Türkiye” gibi kampanyalar günü kurtarmayı dahi amaçlamadan göz boyamaya yöneliktir.

Başbakan Binali Yıldırım ve TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na soruyoruz;

  • 24 Haziran seçimleri nedeniyle askıya alınan işyeri denetimleri sürecinde kaç işçi yaşamını yitirdi?
  • Kamu kurumlarının bünyesinde ve taşeronlarında sigortasız işçi çalıştırmak, çocuk işçi çalıştırmak gibi uygulamalar mevcut mudur? TRT’nin setinde yaşanan iş kazasından sonra iş yeri denetimlerini 24 Haziran’a kadar yapmamaya devam edecek misiniz?
  • Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Eskihisar Şirketler Grubunda kaç iş kazası yaşanmıştır, Eskihisar Şirketler Grubunda İş Teftiş Kurulu Başkanlığı planlı ya da plansız hiç denetim yapmış mıdır?
  • TOBB Başkanı ve Eskihisar Şirketler Grubu yönetim kurulu başkanı olan Rıfat Hisarcıklıoğlu nasıl oluyor da işçi sendikalarının, emek – meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının tüm baskılarına karşın işçi haklarının kısıtlanmasını sağlayabilmektedir?
  • Arabuluculuk faaliyetlerinin %90’nını oluşturan işçi-işveren uyuşmazlıklarında 19.411 kişinin hakkının gasp edilmesinin sorumlusu Hisarcıklıoğlu mudur?
  • 2016 yılında 24.284 denetim yapan İş Teftiş Kurulu Başkanlığı 2017 yılında denetimlerini %23 azaltarak 18.812 denetim yapmıştır ancak 2016 yılında en az 1970, 2017 yılında ise en az 2006 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetleri kontrolsüz bir şekilde artarken kamusal denetimler hangi amaç için azaltılmakta, askıya alınmaktadır?

Bakan Soylu’dan ‘seçim güvenliği’ açıklamaları

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Seçim Bölge Güvenlik Toplantısı”na katıldı.

Bakan Soylu, 24 Haziran seçimlerindeki güvenlik çalışmaları konusunda “Mevzuat itibarıya birtakım yenilikler var. Ayrıca yaşanan gelişmelerden, yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki dünyanın hemen her yerinden, uluslararası toplum tarafından da yakından takip edilen bir seçim. Dolayısıyla her zamankinden daha ağır bir sorumluluk bizi beklemektedir. Haliyle her zamankinden daha büyük bir dikkat, daha fazla bir özen göstermek durumundayız” dedi. Bakan Soylu, “Seçim güvenliğini üç noktada ele alıyoruz. Birincisi kampanya ve propaganda döneminin güvenliği. İkincisi seçim günü oy verme güvenliği ve üçüncüsü de seçim akşamı oy sayımının güvenliği, sonuçların, listelerin, evrak ve oy pusulalarının ilgili yerlere sağlıklı ve seçim hukukuna uygun bir şekilde iletilmesi” diye konuştu.

DİJİTAL SUÇLAR

Kampanya döneminde alınacak tedbirlere değinen bakan Soylu, “Miting alanları, toplanma alanları, stand çalışmaları, broşür dağıtımı Ramazan nedeniyle iftar programları tedbirlerini kapsayacak. Ayrıca dijital ortamdaki güvenliği de tesis etmek maksadıyla, özellikle sosyal medyada terör örgütü propagandası veya başka türlü provakasyonların ortaya getirilmesi, dijital seçim çalışmalarını engellemeye yönelik siber suçların takibini yapmak maksadıyla da, ilgili birimlerimiz görevleri başında olacaktır. Elbette ki burada dikkat edeceğimiz en önemli konu, güvenliği bahane edip ifade özgürlüğünün önüne geçmemektir. Hayatımızın genel gidişatını yönetme yetkisini, ne kadar vergi vereceğimizi, nasıl bir kanun anlayışıyla yaşayacağımızı belirleyecek kişileri seçiyoruz. Bu önemli bir karardır. Esas olan özgürlüğü temin etmektir. Güvenlik, özgür bir ifade ve tercih ortamını sağlamak için vardır. Bu itibarla bizim temel sorumluluğumuz, birilerinin başkalarının özgürlük alanına müdahil olamayacağı, tercihlerin özgürce yapılabileceği güvenli bir ortamı tesis etmektir” şeklinde konuştu.

“TEDBİRLERİ DIŞARIDAN İZLEYECEK, KONTROL EDECEK BİRİMLER OLUŞTURACAĞIZ”

“Kampanya döneminde basına açık ve kapalı toplantılarda güvenlik tedbirlerini alırken, üçüncü bir göz kullanacağız” diyen Bakan Soylu, “Alınan tedbirleri dışarıdan izleyecek, kontrol edecek birimler oluşturacağız” dedi.

ÇOCUKLARIN BROŞÜR DAĞITMASI

Soylu, ayrıca seçim kampanyalarında 18 yaşından küçüklerin seçim broşürü, seçim materyali, afiş gibi malzemeleri dağıtmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Çalışmalarda bazen aşırı tepkiler gösterildiğini, gerginlikler yaşanabildiğini ifade eden Bakan Soylu, “Mahallenin küçük çocuklarının ellerine siyasi parti broşürleri tutuşturup onları tanımadıkları insanların önüne, evine, kapısına yollamak, çocuklarımız açısından bir risk içeriyor. Çocuklarımızı koruma adına böyle karar almış olduk” dedi.

“531 BİN 7 PERSONEL SEÇİM GÜNÜ GÖREV BAŞINDA OLACAK”

Bakan Soylu “Seçim günü tedbirleri kapsamında da kolluk birimlerinin bütün izinleri kaldırılacak. Hali hazırda 264 bin 526 emniyet personeli, 195 bin 695 jandarma, 50 bin 793 güvenlik korucusu ve 19 bin 993 gönüllü güvenlik korucusuyla beraber toplam 531 bin 7 personel seçim günü görev başında olacak” diye konuştu.

74 HELİKOPTER 18 İHA KULLANILACAK

74 helikopter, 18 İHA ve 6 insanlı keşif uçağı ile 765 TOMA’nın gerek seçim günü gerekse kampanya döneminde kullanılacağını belirten Bakan Soylu, “Bu süreçte emniyet birimlerindeki daha küçük dronelar da bu süreçte kullanılacak. Güvenlik, acil durum merkezi, izleme merkezleri, jandarma istihbarat ve emniyet istihbarat birimleri, güvenlik kamera sistemleri entegre şekilde yer alacak” dedi.

“SİLAHLA SEÇİM SANDIKLARININ YANINA GİDİLEMEYECEK”

Soylu, “Özellikle seçim günü, üzerinde silah bulunan kişilerin seçim sandıklarının bulunduğu binalara girişlerine izin verilmeyecektir. Aynı şekilde üzerinde propaganda etkisi olan rozet, amblem vs. bulunduran kişilere de sandık mahalline girmelerine, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de müsaade edilmeyecektir. Güvenlik kameraları ve aydınlatma konusu hassasiyet göstereceğimiz konuların başında gelmektedir. Mevcut güvenlik kameralarının sağlıklı çalışmasına, sandık kurullarının olduğu, oy torbalarının depolanacağı yerlerin aydınlatılmasına ilişkin tedbirler alınacaktır. Yaz olması münasebetiyle havanın geç kararacağı göz önüne alınmaktadır. Ama seçim sonuçlarının sayım ve dökümü maalesef ilerleyen saatlere kadar devam etmektedir. Biz işimizi kış tutacağız, yaz çıkarsa bahtımıza. Erken biterse havanın aydınlığında seçim sayımı ve teslim işleri bitirilecek” diye konuştu.

“BAŞARIYI 24 HAZİRAN’DA BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZLA BİRLİKTE TEKRARLAYACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Bakanlık olarak 16 Nisan referandumunda iyi bir sınav verdiklerini belirten Bakan Soylu, “Gerek kolluk birimlerimiz gerekse idari birimlerimizle hem kampanya döneminde hem de seçim günü akşamına kadar, bakanlığımız, özgür ifade ortamını ve seçim güvenliğini temin etme hususunda ülkenin her köşesinde başarılı olmuştur. İnşallah bu başarıyı 24 Haziran’da bütün arkadaşlarımızla birlikte tekrarlayacağımıza inanıyorum. İnanıyorum ki bütün vatandaşlarımız, huzur içinde, kardeşlik içinde sandığa gidecekler, iradelerini sandığa yansıtacaklar ve bir bayram havası içinde geçecek olan bu seçim döneminin sonunda, kazanan, herşeyden önce demokrasimiz ve ülkemiz, kazanan asil milletimiz olacaktır” dedi.

(DHA)

Demirtaş’ın adaylığının iptal edilmesi için YSK’ye yapılan

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, YSK’ya verdiği dilekçede Demirtaş’ın, PKK yöneticileriyle olan bir fotoğrafına yer vererek, adaylığının iptal edilmesini istedi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, YSK, yapılan başvuruyu reddetti.

NE OLMUŞTU

HDP’nin tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın adaylığının iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’ya başvuru yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, YSK’ya verdiği dilekçede Demirtaş’ın bir fotoğrafına yer verdi. Yalım dilekçesinde şu ifadeleri kullandı:

“HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın Kandil Dağı’nda eli kanlı PKK’lı teröristler ile çektirdiği fotoğraf. Demirtaş için başka bir şey söylemeye gerek var mı? Teröristler ile fotoğraf çektiren Demirtaş Cumhurbaşkanlığına nasıl aday olur? Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı Adaylığının iptal edilmesini arz ederim.”

Yıldız Tilbe, CHP’ye şarkı yapacak

Perşembe, 10 May 2018 yorum yok

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şayet bir gün milletimiz tamam derse ancak o zaman biz kenara çekiliriz” sözlerinin ardından sosyal medyada “T A M A M” fırtınası esti.

“T A M A M” paylaşımları Twitter’da dünya listesine girerken Yıldız Tilbe’nin, sözlerinde “1-2-3-4 tamam, daha da katlanamam” kelimeleri geçen Kandıramazsın Beni isimli şarkısı da en çok paylaşılanlar listesine girdi.

Medya Tava’da yer alan habere göre; paylaşımların ardından muhalefetin de ilgisini çeken şarkı için partiler harekete geçti. Ancak edinilen bilgiye göre CHP şarkının kullanım hakkı için prodüksiyon şirketi ile anlaşmaya vardı. Söz müziği Yıldız Tilbe’ye ait olan şarkı önümüzdeki günlerde CHP’nin seçim şarkısı olarak meydanlardan çalınacak.

Yıldız Tilbe’den ‘seçim şarkısı’ iddialarına ilişkin açıklama

Perşembe, 10 May 2018 yorum yok

‘CHP Yıldız Tilbe’ye ait olan ve içinde ‘1-2-3-4 tamam, daha da katlanamam’ sözleri geçen şarkısıyla anlaştı’ iddialarına Tilbe’den açıklama geldi.

CHP, söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye ait olan ‘Kandıramazsın Beni’ isimli şarkı için ön anlaşma yaptığı iddia edildi. Tilbe ise resmi Twitter hesabından iddiayı yalanladı.

“T A M A M” paylaşımları Twitter’da dünya listesine girerken Yıldız Tilbe’nin, sözlerini yazdığı ve içinde “1-2-3-4 tamam, daha da katlanamam” ifadesi geçen “Kandıramazsın Beni” adlı şarkı da en çok paylaşılanlar listesine girdi.

Medya Tava’da yer alan habere göre, paylaşımların ardından muhalefetin de ilgisini çeken şarkı için partiler harekete geçti. Edinilen bilgiye göre CHP, şarkının kullanım hakkı için prodüksiyon şirketiyle anlaşmaya vardığı iddia edildi.

Ancak Tilbe, Twitter hesabından paylaştığı mesajda “Şarkılarımın yalnızca beni temsil etme hakkı vardır. Şarkılarım hiçbir siyasetin temsilcisi değildir” diyerek iddiayı reddetti.

Şarkılarımın yalnızca beni temsil etme hakkı vardır

— Yıldız Tilbe (@YildizzTilbee) 9 Mayıs 2018

ben siyasetin hiçbir tarafında yokum , olmadım .şarkılarımda olmadı olmayacak , Memleketim için herşeyin hayırlısını dilerim herzaman . hepsi bu

— Yıldız Tilbe (@YildizzTilbee) 9 Mayıs 2018

şarkılarımı herhangi bir siyasi mecrada propaganda olarak duyarsanız ,bilinki haberim ve iznim yoktur ,,daha ne diyim )

— Yıldız Tilbe (@YildizzTilbee) 9 Mayıs 2018

hiçbir partiyi tutmuyorum ,Allah memleketimiz için hayırlısını nasip etsin her zaman ,ülkemize birlik huzur versin rabbim herşeyine

— Yıldız Tilbe (@YildizzTilbee) 9 Mayıs 2018

siyasetten nefret ederim

— Yıldız Tilbe (@YildizzTilbee) 9 Mayıs 2018

Categories: Genel Tags: , , , ,