arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘soruşturma’

BM İsrail’i kınadı: Bağımsız soruşturma komisyonu kurulacak

Cumartesi, 19 May 2018 yorum yok

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, İsrail’in Filistinli sivillere “orantısız” ve “gelişigüzel” güç kullanmasını kınayan ve Gazze sınırındaki olayların araştırılması için Konsey tarafından bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını öngören tasarıyı kabul etti.

Konsey, İsrail’in Gazze sınırında Filistinlilere yönelik katliamının ardından özel oturum düzenledi.

İşgal altındaki Filistin topraklarında kötüleşen insan hakları durumuna ilişkin özel oturumda, Konsey üyesi ve gözlemci ülkelerle BM bünyesindeki uluslararası sivil toplum kuruluşları İsrail’i kınayan konuşmalar yaptı.

Konuşmaların ardından, İsrail’in Filistinli sivillere yönelik “orantısız” ve “gelişigüzel” güç kullanmasını kınayan ve Gazze sınırındaki olayların araştırılması için Konsey tarafından bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını öngören tasarı oylamaya sunuldu.

Türkiye’nin de gözlemci sıfatıyla desteklediği tasarı, ABD ve İsrail’in yoğun itirazlarına rağmen 29 lehte, 2 aleyhte ve 14 çekimser oyla kabul edildi.

Tasarıya sadece ABD ve Avustralya red oyu kullanırken, Almanya, İngiltere, Japonya ve İsviçre gibi ülkelerin çekimser kalması dikkati çekti.

İslam ülkelerinin yanı sıra Belçika, Brezilya, Şili, Çin, Küba, Ekvador, Meksika, Nepal, Slovenya, Güney Afrika Cumhuriyeti, İspanya ve Venezuela da tasarı lehinde oy kullandı.

Kabul edilen tasarıya göre, İnsan Hakları Konseyi Başkanı tarafından kurulacak soruşturma komisyonu, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Filistin toprakları ve Gazze Şeridi’ndeki İsrail güvenlik güçlerinin işlediği uluslararası hukuk ve insan hakları ihlallerini araştıracak.

Komisyon, Gazze’nin İsrail sınırında Filistinliler tarafından 30 Mart’tan bu yana düzenlenen barışçıl Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterilerine katılan sivillere yönelik savaş suçu işleyen sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap vermesi için de çalışacak.

Kabul edilen tasarıyla ayrıca, Doğu Kudüs ve işgal altındaki Filistin topraklarında sivillere yönelik tüm saldırıların, tahrik ve şiddetin derhal durdurulması çağrısında bulunuldu.

Beyoğlu’nda polis kurşunuyla öldürüldüğü iddia edilen Yarış’ın

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

Çöp atmak için sokağa çıktığı sırada uyuşturucu ticareti yapan iki grup ile polis arasındaki kovalamacanın arasında kalan Hamit Yarış’ın göğsünden vurularak öldürülmesinin üzerinden 1 buçuk yıl geçti. Polis tarafından vurulduğu iddia edilen Yarış’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmaya jet hızıyla gizlilik kararı getiren savcılık, aradan geçen zamana rağmen henüz bir iddianame hazırlamadı. Yarış ailesi adalet bekliyor.

İstanbul Beyoğlu’daki Aşikar Sokak’ta yaşadığı evinden 11 Aralık 2016’da saat 23.00 sıralarında çöp atmak üzere çıkan Hamit Yarış, uyuşturucu ticareti yapan iki grup ile polis arasında yaşanan kovalamacanın ortasında kaldı. Yaşanan kovalamaca ve çatışma sırasında göğsüne kurşun isabet eden 50 yaşındaki 3 çocuk babası Hamit Yarış, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Yarış’ın ölümü medyaya, uyuşturucu ticareti yapan iki grubun çatışması arasında kalarak vurulduğu şeklinde yansıtılmıştı. Ancak eşi Tenzile Yarış’ın iddiası, eşinin uyuşturucu ticareti yapan grubu kovalayan polisin kurşunu ile vurulduğu yönündeydi. Tenzile Yarış eşini polisin vurduğu yönündeki iddiasını savcılık şikayetinde de dile getirdi. Olay hakkında soruşturma başlatan savcılık ilk iş olarak dosya hakkında gizlilik kararı verdi.

‘GİZLİLİĞİN SEBEBİ, ŞÜPHELİLERİN ARASINDA POLİS OLMASI’

Yarış’ın vurulduğu tarihten itibaren geçen sürede soruşturmaya ilişkin gelişmeleri Ailenin Avukatı Batuhan Bal Evrensel gazetesinden Cansu Pişkin’e değerlendirdi.

Uyuşturucu ticareti yapan dörder kişilik iki grup arasında çıkan çatışma sonucu polisin olay yerine sevk edildiğini anlatan Bal, “İşin içinde 2 uzun namlulu silah ve tabancalar var. Yaklaşık 7-8 polis ve ekip arabaları olayın çeşitli bölgelerinde bazen çatışmaya bazen kovalamaya dahil oluyorlar. Kovalama sırasında bir köşe başında polisler uzun namlulu silaha sahip birini görüyorlar. Polislerin ifadesine göre o uzun namlulu silahla kendilerine doğru ateş edilmesi sonucunda Hamit Bey vuruluyor” dedi.

Olayın ardından çok hızlı bir şekilde dosyaya gizlilik kararı verildiğini aktaran Bal, “Normal şartlarda gizlilik kararı verilmeyecek bir dosya. Gizlilik kararının sebebi şüphelilerin bazılarının da polis olmasından kaynaklı. Kamuoyunda oluşan iklim gereği bu dosyada gizlilik kararı verilmesinin adli makamlara daha doğru hissettirdiği kanaatindeyim. ‘Polisin dahil olduğu olaylarda gizlilik kararı verelim ve eğer polis bir suça karıştıysa bile onu koruyalım’ şeklinde bir iklim oluşmasa böyle bir dosyada gizlilik kararı verileceğini sanmıyorum.” dedi. Bal, 2017 yılının sonlarına kadar kalan gizlilik kararının, balistik raporunun dosyaya girmesiyle birlikte kaldırıldığını kaydetti.

‘BİR POLİSİN SİLAHINA EL KONULDU’

Eşinin polisin silahından çıkan kurşunla vurulduğunu savunan Tenzile Yarış’ın iddiaları yanıtlayan Bal, “İddianame henüz hazırlanmış değil ancak gerek gözaltına alınan şüpheliler gerekse polis ifadelerinden gördüğümüz kadarıyla Hamit Bey’in ölmesine sebep olan kurşunun bir polisin tabancasından çıkmış olma ihtimali oldukça yüksek. Olay yerindeki kamera kayıtlarında kovalamaca esnasında polisin ateş ettiği görülüyor. Teknik incelemeden sonra netleşecektir ama görüntüler, polisin kovalamaca esnasında ateş açabileceği yönünde. Hamit Bey’in bulunduğu yer, uzun namlulu silahı taşıyan şahısla kaçtığı polisin yaşayacağı çatışma açısına bakıldığında, polisin ateş ettiği yönündeki şüphelerin belirginleştiğini söyleyebiliriz. Şüphelerimizi tatmin edecek bir iddianame hazırlanmazsa itirazımızı yapacağız.” diye konuştu.

Yarış’ın öldürülme olayına ilişkin herhangi bir tutuklama ya da açığa alınan polis memuru olmadığına dikkat çeken Bal, olay yerinde ateş eden polisin silahına el konulduğu bilgisini verdi.

‘ADİL YARGILAMA SEKTEYE UĞRADI’

Aradan geçen 1 buçuk yıla rağmen henüz iddianame hazırlanmamasını adil yargılamanın sekteye uğraması olarak değerlendiren Bal, “Adil bir yargılama başta hızlı bir yargılama yapılmasıyla gelir. Geç gelen adalet vicdanları soğutmuyor ve şüpheliler, sanıklar hakkaniyetle cezalandırılmış olmuyor. O kurşun kimin silahından çıktıysa ki bunu söylemekte sakınca bulmuyorum balistik raporuna göre kurşun uzun namlulu bir silahtan çıkmadı. Öldürme eylemi bir polisin eylemi ile olmuşsa da adil ve temiz bir yargılama yapılması ve suçlu kimse onun hakkaniyetli şekilde cezalandırılması temennimiz.” ifadelerini kullandı.

HDP mitingine saldırıyla ilgili 3 yıl sonra olay yerinde keşif

Cuma, 18 May 2018 yorum yok

HDP’nin 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da düzenlediği seçim mitingine dönük düzenlenen, 5 kişinin hayatını kaybettiği, 400’e yakın kişinin de yaralandığı patlamayla ilgili davaya bakan hakim, 3 yıl sonra olay yerinde inceleme yaptı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingine yönelik yapılan 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 400’e yakın kişinin de yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin mağdur avukatlarının talebi üzerine Diyarbakır 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bir önceki duruşmada aldığı karar gereği patlamanın meydana geldiği alanda inceleme yapıldı.

Müşteki avukatlarının da hazır bulunduğu incelemede bombayı yerleştiren IŞİD’li Orhan Gönder’in Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden miting alanına geçişinin nasıl olduğu gözlemlendi.

Davaya bakan hakim, incelemeden sonra tutanak tutup alandan ayrıldı.

Yapılan inceleme daha sonra rapor haline getirilecek. Art arda yaşanan iki bombalı saldırıda alanın güvenliğini sağlayan polislerin kusurları da göz önünde bulundurulacak.

SKANDALIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ

Saldırıların faili tutuklu Orhan Gönder, IŞİD’le bağlantılı olduğu gerekçesiyle aranıyordu. Buna rağmen Gönder, Suriye’deki IŞİD kamplarında 6 ay eğitim aldıktan sonra 6 Mayıs 2015’te Türkiye’ye giriş yapıp, 2 Haziran’da Diyarbakır’a geçti. Gönder’in Diyarbakır’da kaldığı otele 3 Haziran’da gelen polisler, ‘yoklama kaçağı’ olduğu gerekçesiyle tutanak tuttuktan sonra otelden ayrıldı.

Patlamayla ilgili Gönder’in yanı sıra İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç, Burhan Gök ile firari şüpheli İlhami Balı yargılanırken, bunun dışında kimseye soruşturma açılmadı.

Failler hakkında, 5’er kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 4 bin 101’er yıldan 6 bin 318’er yıla kadar hapis cezası talep isteniyor.

(MA)

Su zannederek tiner içen çocuk öldü

Cuma, 11 May 2018 yorum yok

Urfa’da, otomobildeki tineri su sanarak içen Ahmet Zeki Doğancıoğlu (5) tedavi için kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olay, dün akşam saatlerinde Akbayır Mahallesi’nde meydana geldi. Ailesine ait otomobilde bulunan Ahmet Zeki Doğancıoğlu, susayınca araçtaki şişede bulunan tineri su sanarak içti. Bir süre sonra fenalaşan Doğancıoğlu, durumu fark eden ailesi tarafından Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada midesi yıkanarak yoğun bakım ünitesine alınan çocuk, sabah saatlerinde kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Ölümüyle yakınlarını yasa boğan Ahmet Zeki Doğancıoğlu’nun cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.

Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. DHA

Categories: Genel Tags: , , , ,

TRT’nin dizi setinde yanan çocuğun hayati riski sürüyor

Pazar, 06 May 2018 yorum yok

TRT’de yayımlanan “1 Hadis 1 Film” dizisinin setinde bir çocuk yanarak ağır yaralandı. Oyuncular Sendikası Genel Başkanı Demet Akbağ, Filhakika yapım tarafından TRT 1 için çekilen “1 Hadis 1 Film” isimli dizinin setinde 10-12 yaşlarındaki M.Ç ‘nin vücudunun yüzde 48’inin yandığını ve hayatı riskinin sürdüğünün açıkladı.

Oyuncular Sendikası ve Sinema Tv Sendikası’nın yaptığı ortak açıklama şöyle;

“Filhakika Yapım tarafından TRT için çekilen “1 Hadis 1 Film” dizi setinde, 1 Mayıs 2018 tarihinde saat 20:30 sularında 10-12 yaşlarında bir çocuğun yandığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Çocukla beraber sette bulunan bir figüranın da kolundan yaralandığı ve ameliyata alındığı biliniyor. Araştırmalar sonucunda olayın Konya TÜYAP Merkezi Platosu’nda yaşandığı, çekim için sete koyun getirildiği, koyunları sete getiren çobanın ise 10-12 yaşlarındaki oğlunu da sete getirdiği bilgisine ulaşılmıştır. Çekim için kullanılan meşalelerin olduğu bölgede, koyunların arasına giren çocuk, yaşanan hareketlilikten dolayı meşalelerin düşmesi sonucu yanmıştır. Sette ambulans ve itfaiye olmadığı, ateşin el yordamıyla söndürüldüğü belirtilmiştir. Araştırmalarımızda, ağır yaralanan çocuğun isminin M.Ç. olduğu ve tedavi için Ankara’daki bir hastaneye sevk edildiği bilgisine de ulaşıldı. Şuan çocuğun tedavisine Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji ve Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi/ Ankara Dışkapı Çocuk Hastanesi yanık yoğum bakım servisinde devam edilmektedir. Arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilere göre çocuğun sağlık durumunun oldukça ağır olduğunu, vücudun %48’inin yandığını öğrendik. Şuan arkadaşlarımız ve avukatımız Ankara’da çocuğun sağlık durumu hakkında detaylı bilgi alıyor, çocuğun yoğun bakımda olduğu ve hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi. İş Kanuna göre 8 saat çalışılması gereken sette ortalama 15 saat çalışıldığı, yine tehlikeli sınıfta yer alan sette yeterli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı açıktır.”

“Soruşturma başlatılmalıdır”
Yapılan açıklamada, yaşanan olayın kabul edilemeyeceği ve kimsenin bu konunun üstünü örtemeyeceği belirtildi. Demet Akbağ, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu olayın yılmaz takipçisi olmalı, setlerde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği önlemlerini almayan işverenlere ciddi ve caydırıcı yaptırımlar uygulamalıdır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı göz göre göre gelen bu iş kazasını derhal soruşturmaya başlamalıdır” diye konuştu.

10 HDP’li, ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla tutuklandı

Cumartesi, 05 May 2018 yorum yok

HDP Güngören İlçe Teşkilatı’na yönelik başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında HDP İl Eş Başkanı Cengiz Çiçek ve ilçe yöneticilerinin de bulunduğu 10 kişi, “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nun başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınan, HDP İl Eş Başkanı Cengiz Çiçek ve 9 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

Savcılık, 10 kişiyi de tutuklanması talebiyle hakimliğe sevk etti.

Nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, 10 HDP’linin “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklanmasına karar verdi.

Nisan ayında 16 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci

Salı, 01 May 2018 yorum yok

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “AKP-MHP koalisyonuna medyanın yüzde 90’ını kontrol etmek de yetmiyor. Muhalif kesimlere hava deliği bile bırakmak istemiyorlar” dedi.

Basına Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nun nisan ayı verilerini açıklayan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “Nisan baharın müjdecisidir… Ancak Nisan ayı medyada bahar gibi değil, karakış gibi geçti” diye konuştu.

Raporunu, Filistinlilerin Gazze sınırında düzenlediği “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü’’nü takip ettiği sırada İsrail askerlerinin kurşunlarıyla hayatını kaybeden Yasser Murtaja ile Ahmet Abu Hüseyin’e ithaf ettiğini de belirten Yarkadaş, şöyle konuştu:

“Gazetecilik dünyanın her yerinde baskı ve zulümle karşı karşıya… Filistinli iki meslektaşımız da bu baskının bedelini can vererek ödediler. Raporumu bu yüzden Yasser Murtaja ve Ahmet Abu Hüseyin’e ithaf ettim. Çünkü onlar, gerçeğin peşinde koşarken katledildiler.”

“HAVA DELİKLERİNİ TIKIYORLAR”

Türkiye’de görev yapan gazetecilerin de ağır baskı koşullarında çalıştıklarına dikkat çeken Yarkadaş, sözlerine şöyle devam etti:

“24 Haziran seçimlerine yaklaştığımız şu günlerde, gazetecilerin üzerindeki baskı daha da artıyor. İktidar, halkın nefes alabileceği ve temiz bilgiye ulaşabileceği tüm alanları zehirliyor. Muhalefete hava deliği bile bırakmak istemiyorlar. Bu yüzden, gazetecilere her gün soruşturma açılıyor. Meslektaşlarımız, mesailerinin büyük bölümünü adliye koridorlarında geçiriyor.”

“KARA TABLO”

2018 yılı Nisan ayında gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskıyı rakamlarla ortaya koyan Yarkadaş, elindeki verileri de paylaştı. Yarkadaş şunları söyledi:

“Nisan ayında 16 gazeteci gözaltına alındı. 11 gazeteci tutuklandı. Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin basıldığı matbaanın 20 çalışanı cezaevine gönderildi. 26 gazeteciye, toplamda 120 yıl hapis cezası verildi. 4 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı. 3 gazeteciye dava açıldı. 1 gazeteci ölümle tehdit edildi. 1 kitap yasaklandı.1 gazeteci Genelkurmay ve Saray’la ilgili yazdığı haberden dolayı kovuldu. Yazar İhsan Eliaçık’ın İstanbul dışına çıkabilmesine fiilen engel konuldu. Türkiye işte bu koşullarda seçime gidiyor. AKP MHP koalisyonu yaptığı baskılarla, ‘kamuoyunun ve tercihlerin özgürce oluşabilmesi’ ilkesini ortadan kaldırıyor.”

“DİRENİŞ, HESAPLARINI BOZDU”

AKP – MHP koalisyonunun, gerçeğe ve gerçeği yazanlara düşman olduğunu belirten Yarkadaş, “Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarına bu yüzden aylarca zulüm ettiler. Cumhuriyet çalışanları üzerinden toplumun tamamına gözdağı vermek istediler. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Gazeteciler teslim olmayı değil, direnişi seçtiler” dedi.

“BASKININ EN SOMUT ÖRNEĞİ HABERTÜRK’TE…”

Medyaya yönelik en somut baskı örneklerinden birinin Habertürk.com.tr’de yaşandığına da dikkat çeken Yarkadaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Habertürk’ün internet sitesi, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Abdullah Gül’e verdiği ‘Sakın aday olma’ muhtırasına ilişkin bir haberi yayınladı, gelen baskılar sonrası ise haberi sayfasından sildi. Sitenin Yayın Yönetmeni Barış Erkaya ise görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Türk medyasının birkaç kurumu hariç, bu muhtırayı görmüyor… Sadece bu örnek bile medyanın nasıl bir baskı altında tutulduğunu gösteriyor.”

BERBEROĞLU’NA ZİYARET

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, açıklamasının ardından CHP’nin gazeteci milletvekili Enis Berberoğlu’nu Maltepe Cezaevi’nde ziyaret etti.